• Soru sorabilmeniz için KAYIT olmalısınız.

Nümismatik, Sikkeler Hakkında Tüm Bilgiler

Koray Kor

Admin
Yönetici
Administrator
Katılım
9 May 2017
Mesajlar
477
Beğeni
248
Puanları
43
Nümismatik Biliminin Tarihsel Gelişimi


Nümismatik sözcüğü, para anlamına gelen Latince nümisma sözcüğünden gelmektedir. Para, madalya ve jetonların betimlenmesi ve tarihiyle uğraşan bilimdir. İlk antik para koleksiyonları, Rönesans döneminde, Roma ve Yunan tarihindeki ünlü kişilerin portrelerini araştıran hümanistler tarafından oluşturuldu. Bu koleksiyonlara zamanla eski siteler tarafından bastırılan, yorumlanması daha güç paralar da katılmaya başladı. Daha sonraları, Yeniçağ para ve madalyaları da toplandı. Tüm bu nesnelerin anlaşılması ve sınıflandırılması, nümismatik biliminin temelini oluşturur. G. Budé’nin De asse (1514) adlı yapıtından bu yana, paraları her yanıyla ele alan birçok inceleme yayımlanmıştır.


Nümismatik, 18. yüzyıl sonundan itibaren Arkeoloji bilim dalının alt bilim dallarından biri haline gelmiştir. Bu bilim dalı; madeni paraların (sikkelerin) tarihsel geçmişi, taşıdıkları özellikler, basım teknikleri, basıldıkları madenlerin özelliği, üzerlerinde bulunan yazı ve figürlerin analizi, paranın basıldığı dönemin ekonomik, toplumsal ve siyasal yapısının araştırılması gibi çok değişik konuları kendisine ana konu olarak seçmiştir.


Nümismatik bilimi; arkeoloji, paleografi, din tarihi, mitoloji, kronoloji, metroloji, coğrafya, ekonomi, ekonomi tarihi, siyasal tarih, sosyoloji gibi bilim dallarıyla çok yakın ilişki içinde bulunur.


Nümismatik biliminin ana konusu olan sikkeler bizlere aşağıdaki yararları sağlar:
¦Kaybolmuş uygarlıkların, kentlerin ve yerleşim yerlerinin kesin olarak belirlenmesine katkı sağlar.


¦Özellikle tarihsel süreç içinde egemenliği elinde tutmuş kişilerin ve ailelerin soylarını bildirir.


¦Çeşitli nedenlerle tarihsel süreç içinde yok olmuş anıt ve yapılara ilişkin kanıtlar sunar.


¦Yerleşim yerlerine, yönetenlere verilmiş ad ve unvanları gösterir.


¦Hükümdarların saltanatlarının başlangıç tarihlerinin, almış oldukları unvanların ve sanların, dönemleri boyunca yaptıkları işlerin, kazandıkları zaferlerin ya da yenilgilerin kesin biçimde belirlenmesine yardım eder.


¦Soyu tükenmiş bitki ve hayvanların varlıklarını bildirir ve kanıtlar.


¦Sikenin basımında kullanılan madenin türüne göre o toplumun, o dönemdeki ekonomik durumu konusunda ciddi ipuçları sağlar.


¦Yazılı tarihlerde anlatılan olayların kanıtlanmasına yardım eder.


¦Sikkenin basıldığı dönemin dinsel inançları konusunda bilgi verir.


¦Sikkeyi basan devletin egemenlik alanlarının tespitinde ciddi delil niteliği taşır.


lidya parası.jpg



Sikke Nedir?


Para, malların alımında ve satımında kullanılan değişim aracı biçiminde tanımlanabilir. Para, fiyatlar ile değerleri ifade eden bir araçtır. İnsanlar ve ülkeler arasında el değiştirerek ticari etkinliklerin yürütülmesini sağlar. Bununla birlikte temel bir zenginlik ölçüsüdür. Taşıma ve ölçme kolaylığı sağlamak gibi özellikleri bulunan paranın asıl önemi, biçiminden ve yapıldığı madenden çok mal ve hizmet alımında herkesin benimsediği bir ödeme aracı olmasıdır. Eskiden, aralarında deniz kabuğu, boncuk, taş ve sığırın da bulunduğu bazı değerli mallar para gibi kullanılıyordu. M.Ö. 8. yüzyılda Çin'de, para yerine çapa, tırmık gibi bazı tarım aletlerinin küçük modellerinin yapılıp kullanıldığı bilinmektedir.


Eski metal paralar "sikke" biçiminde adlandırılırlar. Kazılarda, temel altında veya duvar harcı içinde bulunmuş herhangi bir sikke tabakayı kesin biçimde tespit eder. Aynı zamanda devlet şeklini, bölgesini bildirir, hatta onların incelenmesinden sayısız tarihi olaylar ve gerçekler ortaya çıkar. Ortadan kalkmış şehirlerin isimlerini, kaybolmuş bir heykeli, yıkılmış bir binayı, o zaman var olan ancak bugün yetişmeyen bir bitkiyi, sikkelerdeki tasvirler sayesinde öğrenebiliriz.


Sikke, devletin resmi damgasıyla garantilenmiş, kullanımı kolay madeni bir alım aracıdır. Sikke, M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu'da Lidyalılar tarafından icat edilmiştir. Altın ve gümüş karışımından meydana gelen elektrondan yapılmıştır. Bu doğal elektronu ilk kez altın ve gümüşe ayırarak sikke bastıran Krezüs'tür.


Sikkenin kağıt paraya üstünlüğü madenindendir. Kağıt paranın maddesi değersizdir. Sikkenin hem yapım maddesi değerlidir, hem de daha kullanışlıdır. Bu nedenle daha çok tercih edilmiştir.


Sikkeler, yazılı ler ve arkeolojik bulgular ile birlikte incelendiğinde insanlara pek çok konuda bilgi verirler. Örneğin kentlerin ya da devletlerin zenginlik düzeylerine ışık tutarak ekonomi tarihine ışık tutarlar. Devletlerin hangi coğrafyada egemenlik kurdukları yada ticari ilişkilerinin nereye kadar uzandığı yine bulunan sikkelerle anlaşılabilmektedir.


Sikkelerin ekonomik ve siyasi yaşama ilişkin bilgi vermenin yanı sıra diğer bir yönleri de sel özellik taşımalarıdır. Sikkeler ve madalyonlar tarihsel kişilerin resimleri konusunda önemli kaynaklardır. Birçok tarihsel kişiliğin yüzleri bu sikkeler aracılığıyla bilinmektedir. Sikkelerde ayrıca devletle ilgili bilgiler, şehir adları, bina, heykel veya bitki tasvirleri bulunabilmektedir ve bu yönüyle de önemlidirler.


Sikke Metalleri


Temel olarak sikke yapımı için hemen hemen sadece altın, gümüş, bakır, bronz ya da pirinç kullanıldı. 1860 yılından itibaren demir, nikel, çinko, alüminyum ya da krom çeliği gibi farklı metallerin kullanımı artış gösterdi. Neredeyse tüm saf metaller, özellikle altın, gümüş ve alüminyum, aşınmaya karşı dayanıklılık gibi nedenlerden dolayı diğer metallerle alaşım oluşturularak kullanıldı (ayrıca bkz. altın ve gümüş (elektron) alaşımları). Bununla birlikte özellikle bakır, bakteri taşımazlık özelliği nedeniyle eski çağ ve günümüz sikke alaşımlarının önemli bir parçasıdır. Günümüzde en çok kullanılan sikke alaşımı, eskiden “yeni gümüş” olarak adlandırılan bakır nikeldir. Bronz ve pirinç alaşımları da sıklıkla kullanılmaktadır. Sadece muvakkat para (para yerine geçen karşılık) olarak kullanılan kalay, çinko ve kurşun gibi saf metaller de varlıklarını sürdürememiştir. Değerli madenlerin büyük bir kısmı, kimyasal-analitik tepkimeler aracılığıyla madensel bileşimleri belirleyen sikke ayarı yoluyla kesin olarak saptanmıştır.


Onlarca yıldır gümüş kaplamalı sikkeler ortaya çıkarılmaktadır. Nikel özünden kaplama olarak kullanılan bakır nikeli ("Otomat sikkeler” adıyla manyetik çekirdekli sikkeler) ya da bakır kaplamalı çelikten yapılmış 1 ve 2 Pfennig demir parayı buna örnek verebiliriz. Ayrıca günümüzde farklı renklerdeki alaşımlardan yapılan “Yüzük” ve “Hap” şeklindeki daire birleşimlerini da görmek mümkündür. Örneğin 1 ve 2 Avro demir paralar.


Tedavül değerleri, içerik değerleriyle (Metal Değeri) belirlenen sikkeler Kurant sikkesi olarak adlandırılır. Bu sikkeler (çoğunlukla 1915 yılından önce) altın oranı %50’den fazla olan sikkelerdir. Ayrıştırıcı özelliğe sahip sikke dediğimiz sikke türleri ise basım değerleri metal değerlerine eşit olmayan sikkelerdir. Bu tür sikkeler sıklıkla erken dönemde Billon alaşımından ya da bakırdan yapılırdı. Günümüzde kullanılan tüm demir paraların metal değeri genellikle nominal değerinin altındadır. Bu nedenle bunlar ayrıştırıcı özellikli sikkelerdir. Bu sikkeler, değerleri devlet tarafından güvenceye alınmış, günümüzde kullanılan demir paralar ve madalyalardır. Ayrıca bkz. Yatırım sikkeleri (külçe sikkeler).


Sikke Yapım Teknikleri


Paraların metalden yapılması, dayanıklılığının yanı sıra, metalin eritilip bir kalıba dökülerek biçimlendirilmesindeki kolaylıktan da geliyordu. Bu nedenle döküm, para basımının en önemli işlemlerinden biri olmuş, hatta pek çok yerde para yalnız döküm yoluyla üretilmiştir. Ancak içerisine daha değersiz metaller karıştırarak paranın değerinin düşürülebildiği, böyle bir paranın da ilk bakışta gerçek değerde olandan ayırt edilemediği anlaşılınca, bu durumu önlemek için farklı yöntemler denenmeye başlanmıştır.


M.Ö. 7. yüzyılda Batı Anadolu'da para, eriyik haldeki metalin düz bir yüzey üstüne dökülmesiyle yapılıyordu. Altları düz olan bu paraların üsleri metal eriyiğindeki yüzey gerilimi nedeniyle hafif yuvarlak oluyordu. Bunu düzeltmek için çekiç ya da tokmak gibi aletler kullanılıyordu. Bir süre sonra bu aletlerin üzerindeki girinti ve çıkıntıların paranın üstünde iz bıraktığı fark edilince, bunun düşük değerde para basımını engellemekte kullanılabileceği düşünüldü. Ardından paranın üstüne, değişim değerinin resmen onaylanması anlamına gelen yönetici ya da devlet işaretleri işlenmeye başlandı.


Eski çağlardan günümüze ulaşan para kalıplarının çoğu tunçtan yapılmıştır. Romalıların demir kalıplar da kullandığı bilinmektedir. Alt kalıbın içine yerleştirilen metalin üstüne, bir sapın ucundaki üst kalıp konulup çekiçle vurularak arada kalan madene hem ince pul biçimi verilir, hem de istenen işaretler işlenirdi. Vurmaya dayanan bu para basma yönteminde bir süre sonra metal eriyiği doğrudan alt kalıbın içine dökülmeye başlandı.


Bu yöntemle, alt kalıp bozulmadan 10-20 bin para basılabileceği, çekiç darbelerinden direk olarak etkilenen üst kalıbın ise bunun yarısı kadar para basımına elvereceği bilinmektedir. Bir kalıpta bir kişinin çalıştığı küçük darphanelerde saatte 100 tane sikke yapılabileceği bilinmektedir.


Kalıplarda yapılan değişiklikler paraların biçiminin yanısıra üretim ekniklerini de etkiledi. Sasaniler döneminde İran'da 220'den sonra ince kalıp kullanıldı. Bu da hem daha ince paraların yapılmasına, hem de bunların üstündeki kabartmaların daha alçak tutulmasına yol açtı. Bizans aracılığı ile Avrupa ülkelerine geçen bu yöntem, Charlemegne'ın bastırdığı paralarda da kullanıldı. Bazı Frank ve Sakson krallıklarında da aynı paranın üstüne, her biri yalın işaretler taşıyan birkaç kalıpla baskı yapılır, böylece daha karmaşık bir kabartma elde edilirdi. Avrupa metal paralarında hem kabartma, hem de oymalar bulunurken, İslam ülkelerinin paralarında oyma daha ağır basmaktaydı.


Gümüş para yapımında, önce gümüş ince bir katman biçiminde dökülür, sonra da eriyik tam soğumadan çekiçle istenilen kalınlığa getirilirdi. Aşağı yukarı 10. yüzyılda gerçek para boyutlarından biraz daha büyük dörtgen parçalar hazırlanmaya, daire biçimindeki kalıbın içine yerleştirilip sıkıştırıldıktan sonra yanlardaki fazlalıklar kesilerek alınmaya başlandı. Metal para bastırmak karşılığında kullanılan "sikke kestirmek" deyimi buradan gelmektedir.


15. yüzyılda para basımının hızlanması, daha iyi kalıpların yapılmasına yol açtı. Bunlardan biri demir kalıptı. Kalıbın içine karbon konup fırına veriliyor, bu da onun çeliğe dönüşerek daha sertleşmesini sağlıyordu. Paraların kenarının kesilip değerlerinin düşürülmesi tehlikesine karşı da buraya çentikler yapmak, tırtıklar açmak ya da bir yazı kazımak gibi önlemler uygulanıyordu. Ayrıca kalıpları, çekiçle vurmak yerine vida ile sıkıştırarak üstlerindeki işaretlerin paraya geçmesini sağlayacak yöntemler de geliştirildi. Bu yöntem 16 yüzyılda İtalya ve İngiltere'de de kullanıldı. 16. yüzyılda Almanya'da döner kalıplar geliştirilmeye başlandı. Bunlar üstüne kabartma yapılacak metali kendi kendine içine alıp baskıdan sonra da dışarı çıkaran eğri yüzlü kalıplardı. Bu yöntemle para yapılacak metalin kalıplara küçük parçalar biçiminde tek tek yerleştirilmesi yerine, baskı yürüyen bir bant üstünde yapılarak üretim hızı artırılabiliyordu. Daha sonra baskıda çekiç yerine vida ile sıkıştırma yöntemi kullanıldı. Bu teknik 18. yüzyıla kadar kullanıldı.


19. yüzyılda geliştirilen buhar makinesi kısa sürede para yapımında kullanılmaya başlandı. Kalıplar için ise niteliği yükseltilmiş çelikten yararlanılmaya başlandı. Günümüzde kalıpların yapımı, paraların basımı gibi işlemler elektrikli makinelerle gerçekleştirilmekte, kullanılan metallerin özelliklerini ve niteliklerini belirlemek, basılan paraların denetimini yapmak için de bilgisayarlardan yararlanılmaktadır. Çeşitli eritme ve arıtma süreçlerinden geçirilen metaller dakikada yüz metal para basan makinelere gelmekte, basımdan sonra, artanlar ya da eskimiş paralar yeniden üretilmek üzere fırınlara gönderilmektedir. Bir kalıpla 200 binden fazla para basılabilmektedir.


Kontrmark


Kontrmark; sikkeye daha sonradan vurulan ufak bir damgadır. Bu terim nümismatik dilinde “ikinci damga” anlamında kullanılır.Yeni basılmış olan sikkenin kendisi ilk damgayı taşıdığından, daha sonra üzerine vurulan damga, ikinci damga yani kontrmark olacaktır.


Bir sikke kontramak vurulmasındaki en önemli dört neden şunlarıdır:


1)Eskiyen ya da tedavülden kalkan bir sikkeyi yeniden geçerli kılmak.


2)Sikkenin ait olduğu ya da basıldığı yerin dışında geçerli kılmak


3)Değerinde bir değişiklik yapılmak istendiğinde, bu değişikliği belirtmek.


4)Değerli metalden basılmış sikkenin kalitesini kontrol edilmiş olduğunu göstermek.


M.Ö.4 yy’ın ilk yarısında Lykia, Pamphylia ve kilikia bölgelerindeki kentlerin sikkelerinde görülen damgalar ise elektron sikkeler üzerinde görülenden daha farklı ve daha büyükçedir. Bu yüzden bunları ,punchmark’tan ziyade, kontrmak olarak tanımlayabiliriz..


Sikke basıldıktan sonra, herhangi bir zamanda, sikke metalin üzerine kazınarak veya çizilerek yazılan yazıya ise graffito denir. Sikkenin üzerinde bir tanrı adı yazılı ise sikkenin bir tapınağa armağan edildiğini; bir kişi adı yazılı ise sikkenin o kişiye ait olduğunu belirtmek için yazılmış olduğunu söyleyebiliriz


Sikke Birimleri


En fazla kullanılan esas birimleri ve kullanıldığı yerlerle birlikte aşağıda gösterilmiştir.


Aigina:12.2 grlık stater. Drahmi ve ufak birimler mevcuttur. Aigina, sikyon, elis ve peloponesos’daki yerlerde; Boiotia, Thessalia, phokis ve lokris’te; ege adalarında ve girit’te kamiros ve knidos’ta.


Akha: 8 gr.lık stater. Drahmi ve triobol alt birimleri mevcuttur. Pelopobbesos’tan giden Akhaların kurdukları Güney İtalya kolonileri kullandıkları için bu adla anılır.


Attika: 17.2 gr.lık tetradrhmi. Drahmi ve obol alt birimleri basılmıştır. Atina, euboia, Khalkidike, Sicilya, DEolos, Kyrenaika ve Büyük İskender tarafından kullanılmıştır.


Euboia: 17.2 gr.lık tetradrahmi. Trite ve hekte alt birimleri vardır. Attika sistemine dahi olduğu m.ö.6. yy. sonlarına kadar Euboia’da ; Khalkidike ve Sicilyadaki Euboia koloilerinde Samosta.


Fenike: 7 gr.lık gümüş şekel. Sidon. Tyre ve Byblos’ta kullanılmıştır.


Khios veya Rhodos: 15.6 gr.lık tetradrhami. Drhami ve diğer al birimleri vardır. Khios, Rhodos, Ainos ve m.ö.4 yüzyolda Küçük Asya’da kullanılmıştır.


Korinthos: 8.6 lık satater. Korintos, Ambarkia, Leukas, Kuzey-batı yunanistanda kullanılmıştır. 2 Attika drahmisine eşit olup, ağırlık ölçüsü Euboia ağırlık ölçüsünü yarısı kadardır.


Lykia: 8.-38.6 lık stater


Miletos: 14.1 gr.lık stater. 1/96’ya değin inen elektron alt birimleri basılmıştır. İonia’nın güneyinde elektron sikkelerde; Lindos, Melos gümüş sikkelerinde kullanılmıştır.


Pers: 8.35gr.lık altın dareikos, 5.35.gr.lık gümüş siklos (M.Ö.5yy.da 5.55 gr.a yükseltilmiştir). Altın: Lydia, Persia, Lampsakos’ta ; Gümüş: Lydia, Persia, Anadolu’nun Güneyi, Kıbrısta (çift siglos) M.Ö.4yy.da Abdera ve maroneia’da, yaygın olarak Batı Anadolu’da kullanılmıştır. Pers sistemi, Kroisos’un Lydia sisteminden alınmıştır, fakat ağırlıkta biraz farklılık vardır.


Phokaia: 16.1 gr.lık elektron stater ve alt birimleri (özellikle hekte) basılmıştır. Phokaia, Lesbos ve Kyzikos’ta kullanılmıştır.


Samos: 13.1 gr.lık tetradrahmi. Tribol ve daha ufak alt birimleri vardır. M.Ö.5yy’da Samos’ta kullanılmıştır


Sikke Ağırlık Sistemi


Elektron , altın ve gümüş gibi değerli metallerden basılmış olan sikkelerde ağırlık çok önemlidir; sikkenin değeri basıldığı metalin ağırlığına bağlıdır. Antik çağlarda belli bir dönemlerde basılan sikkenin ağırlığı; bu sikkenin basıldığı kentlere göre değişiklik gösterebilmiştir; aynı birimi her kent aynı ağırlıkta basmayabiliyordu. Örneğin 1 aigina gümüş stateri 12.2 gr. gelirken , 1 Korinthos stateri 8.6 gr. geliyordu. Bazı kentlerin ise ortak ağırlık birimlerini benimsemişlerdi; bu kentler bir birlerinden çok uzak olsalar bile bastıkları sikke ağırlığı aynı idi. Alt ve üst birimleriyle birlikte, esas sikkenin ağırlığı o kentin darphanenin kullandığı ağırlık sitemini oluşturuyordu. Bu gün bilinen ağırlık sistemleri, o ağırlıkların esas olarak kullandığı yere göre adlandırılmıştır. Aigina’da ağırlık ölçüsü esas olarak Aigina’da kullanıldığı için ismini oradan almıştır. Fakat aynı ağırlık ölçüsü, Boiotia ve tehssalia gibi, Aigina dışında da kullanılmıştır. Bu ağırlık sistemleri günümüz nümismatların yaptığı bir sınıflandırmadır; antik çağda farklı ağırlık sistemleri mevcut olmasına rağmen böyle bir sınıflandırma yoktur.


Alt ve üst birimler bu büyük birimin ağırlığına göre hesaplanır. Ufak birimler daha ziyade günlük alışverişte, diğer büyük olan sikkeler ise ticari amaçla kullanılmıştır.


Birimlere verilen adların bir kısmı eski çağdan günümüze kalmışlardır. Bu tür antik adlara örnek olarak tetradrhmi, didrahmi, drahmi ve obolü gösterebiliriz. Eski yunalılar standart bir sikkeden söz ederken trite ( üçdebir) ve hekte (altıdabir) gibi adlar kullanıyorlardı. Günümüzde antik adın bilinmediği bir birimle karşılaşıldığında bu tür birimler ( stater, trite, hekte,) kullanılmaktadır.


Anadolu’nun en eski elektron sikkelerinde esas birim “standart ağırlık” veya “ağırlık birimi” anlamına gelen stater idi. Daha sonra gerek Anadolu’da altın ve gümüş sikkelerin en büyük normal birimine stater denilmiştir.


Bir drahmi, bir avuç dolusu şişeye eşittir; bir avuca altı şiş sığdığında 1 drahmi 6 şişe eşittir. Böylece , 6 obol 1 bir drahminin karşılığı olmaktadır. Obol, esas olarak gümüş sikke birimidir; fakat bronzdan ve nadiren altından basılmıştır. Darahmi en fazla kullanılan birim olmasına rağmen bu birimin iki ve dört katı sikkelerde basılmıştır.


Bronz sikkeler geç kullanılmaya başlanana sikkelerdir. İlk olarak M.Ö.5 yy’da sicilya’da görülen bronz sikke litra, 12 onkia’ya bölünmüştür. Onkia, drahmin 1/6’sına eşittir. Teorik olarak 109 gr. bronz litranın gümüş karşılığı yine litra adını taşıyan 0.86 gr. ağırlığın da bir sikke idi. Atina veYunan dünyasının başka yerlerinde bronz sikkenin yaygınlaşması ancak.M.Ö.4.yy’da başlamıştır Atina’nın bakır/bronz sikkesi khalkous bir obülün 1/8’i idi.


Antik çağda kullanılan ödeme araçlarından biri de talanton idi. Talanton sikke birimi değil, ağırlık birimidir. Talanton en büyük Yunan ağırlığıdır. Teorik ağırlığı 26.196 kg. olan 1 talanton, 60 minaya eşittir . Bir talantonun ne kadar sikke içerdiği, kullanıldığı para sistemine göre değişir. Gerek talanton gerekse mina ağırlık veya değer olarak kullanılmıştır.


Sikke Yazıları, sikke üzerindeki yazılar




Sikkelerin üzerinde yer alan yazılara “lejand” denir.


Siklerin üzerindeki yazılar aşağıdaki bilgileri verir


1-Sikkeyi basan halkın ve hükümdarın adı,


2-Sikke basımında sorumlu olan memurun adı,


3-Sikke tipi açıklayıcı bilgi,


4-Sikke kalıpcısının adı,


5-Tarih


6-Sikke birimi


Sikke üzerinde tarih yazımı Helenistik dönemden itibaren görülmektedir. Helenistik dönemden önce darp edilen sikkelerde tarih yoktur.




Sikke Çeşitleri




Sikkenin en önemli özelliğinden biri, üzerinde yer alan resim veya betimdir. nümismatik dilinde “tip” olarak isimlendirilen sikke üzerindeki resim, sikkeyi basan kişi , kent yada devleti tanımamıza yardımcı olur.


İlk sikkelerin yalnızca ön yüzlerinde bir tip vardı; arka yüzünde ise darp sırasında ıstampanın bıraktığı çukur izi vardır. Çok geçmeden ıstampanın bu alt ucuna da bir tip kazındı ve böylece her iki yüzü de bir tip olmaya başladı.


Sikkenin ilk ortaya çıktığı yıllarda sikke basımı tüccar, banker yada varlıklı aristokrat ailelerin tekelinde olduğundan, erken dönem sikkeler üzerinde görülen tipler, sikkeyi basan kişilerin seçtikleri armalardı. Sikke basımı çok geçmeden bağımsız kentlerin tekeline geçti ve bu kentlerde bastıkları sikkelere kendilerini tanıtıcı bir tip koydular. Bu tip kentin kutsandığı bir tanrı yada tanrıçayı bazen kentin mitolojisinde yer alan bir figürü bazen de kentin doğal güzelliğini gösteren bir ürün olarak görülmektedir. Bazı sikkelerin arka yüzünde, ön yüzdeki tanrı yada tanrıçanın atribüsü yer alıyordu.


Bazı kentler yöresel zenginlilerini sikke tipi olarak seçmişlerdir. Metaponton, buğday başağı,kyyrene,silphion bitkisi, Kyzikos ton balığı ve benzeri gibi


Bazı sikke tiplerinde sikkeyi basan kentin çağrıştırdığı veya aynı anlama geldiği görülmektedir. Örneğin Pamphylia kentlerinde Side’nin bastığı sikkelerin üzerinde nar vardır. Selinos kentinde yaban maydanosu veya kereviz yaprağı, Rodos sikkelerinde gül, Phokaia sikkelerinde fok , Melos sikkelerinde elma, Trapezon siklerinde masa,Astakos sikkelerinde ıstakoz gibi...


Sikkelerin ön ve arka yüzlerinde yer alan tiplerin yanında bazen ufak ve esas tiple alakası olmayan figürler görülmektedir bunlar tiple alakalı olmayıp bunlara da sembol denilmektedir.


Sikke Yapım Malzemesi


Eski çağlarda yapılan sikkelerde kullanılan başlıca metaller arasında altın, gümüş, bakır, altın ve gümüş karışımı olan elektron, tunç ve pirinç sayılabilir. Anadolu'da ilk metal paralar elektrondan yapılmıştır. Değerli metallerin para yapımında kullanılması 20. yüzyıla kadar sürmüş ancak kağıt paranın yaygınlaşması ile yavaş yavaş terk edilmiştir. Günümüzdeki bozuk para ihtiyacı için yapılan metal paralarda nikel, bakır-nikel, tunç, alüminyum ve tunç-alüminyum gibi metal ve alşımlar kullanılmaktadır.


Darphane ve Sikke Darbı


Darphane bir kentin sikkelerinin basıldığı yer olup genellikle sikke üzerinde adı yazan kentte bulunurdu. Başlangıçta küçük ve basit bir atölyeden ibaret darphaneler vardı. Bunların yanı sıra Atina’da görülen M.Ö. V. yy.a ait kalın duvarlı, üstü açık bir avlunun etrafında çeşitli büyüklükte odalardan oluşan darphaneler vardı. Hellenistik ve Roma dönemi darphaneleri ise peristylli bir avlunun etrafında, dikdörtgen planlı, tek girişli, iki katlı, çok odalı yapılardan oluşuyordu. Antik çağda hemen her kentin bir darphanesi vardı ancak bazı kent sikkeleri komşu kentin darphanesinde basıldığı da olurdu. Roma Dönemi’nde devlet sikkelerinin basıldığı seçilmiş bazı kentlerdeki darphanelerin yanı sıra özellikle imparatorluğun doğu eyaletlerinde yerel sikke basan şehir darphaneleri de vardır. Bizans Dönemi’nde ise yalnızca devlete ait darphaneler çalışıyordu.


Bir darphanede madeni eritmeye yarayan ocak, ölçü ve tartı aletleri, sikke kalıplarını basmaya yarayan çekiç, örs ve kalıpçı çubuğu gibi aletler bulunmaktadır. Basım sırasında ise bir kalite kontrol memuru ve kasiyer dışında tartı işlerinden sorumlu bir kişi, ocakçı ve kalıpçı ile beraber en az üç kişiye daha ihtiyaç vardır. Bunlardan biri daha önceden hazırlanmış sikke olacak madeni örse koyan, diğeri arka yüzü oluşturan kalıpçı çubuğunu elle veya pense ile tutan, üçüncüsü de çekiçle bu çubuğa vuran kişidir.


Baskı işlemi sikkenin ön ve arka yüzünde bulunacak resim ve yazıların sertleştirilmiş bronzdan yapılmış kalıplara ters olarak kazılması ile başlanır. Sikkenin ön yüz kalıbı örs üzerindeki çukura konur, sikke olacak maden ısıtılarak bu kalıbın üzerine yerleştirilir. Arka yüzü oluşturan üst kalıp ise hazırlanan ısıtılmış metalin üzerine konarak üstten vurulmak suretiyle darp işlemi tamamlanmış olurdu. Düzenli sikke basılan darphanelerde kalıplar 3-5 ay, sikke üretimi az olan darphanelerde 5 yıla kadar dayanıyordu.


Sikke Nasıl Temizlenir ?


Öncelikle sikke temizlenmeli mi temizlenmemeli mi ? Yada hangi sikkeler temizlenmeli ?


Benim şahsi görüşüme göre eğer son alıcı değilseniz ( yani elinizdeki sikkeyi satmayı düşünüyorsanız ) kesinlikle sikkenizi temizlemeyin. Özellikle bakır ve gümüş sikkeleri temizlemek üzerlerindeki patineyi kaldırmak o sikkeyi değersizleştirir. Altın korozyon yapmayan ve patinesi olmayan bir metal olduğu için altın temizlenebilir. Ancak altındada altının yüzeyini çizecek şekilde ağır baskı uygulamadan temizleme işlemi yapılmalıdır. Paranın metali ne olursa olsun eğer paranız çil kategorisinde bir para ise kesinlikle temizlemeyin. Özellikle osmanlı gümüş paralarında para üzerindeki baskı yağı veya cilası olan paralar diğer dönem paralarına göre çok daha rahat alıcı bulur.


Eğer ben son alıcıyım ve bu sikkeyi kendi koleksiyonuma kattıktan sonra orda kalacak 3. bir kişiye geçmeyecek diyorsanız temizleme işlemleri için bir kaç basit yolumuz var.

Öncelikle bu iş için üretilmiş özel temizlenme solüsyonlarından edinmeye çalışın internet üzerinden satış yapan pek çok siteden bu ürünleri elde etmeniz kolay. Bu ürünler metalin cinsine göre özel olarak formule edildikleri için diğer yöntemlere göre çok daha iyi sonuç verir ve paraya daha az zarar verir. Bu solusyonlarla paranızı bir kere temizledikten sonra paranızı kapama içine alırsanız bir daha okside olmasını önlemiş olursunuz.


Bu üründen kullanmak istemiyorum yada buna bu kadar para vermeye değecek bir koleksiyonum yok diyorsanız metaline göre bir kaç basit yöntem denenebilir.


Altın : İşlenmesi en basit metallerin başında gelir. Oldukça yumuşaktır ve kolay çekil alır tek sıra atomlara kadar inceltilebilir. Bu özelliği bu metali diğer metallere göre çok daha hassas yapar. Altın para eğer çilse zaten temizlenme ihtiyacı hissetmez. Özel cilası ile parlatılabilir. Cilanız yoksa bu metali temizlerken yılamak en mantıklı yol olur.Metalin hassasiyeti göz önünde tutularak silme işlemi yapılmamalıdır. Bunun yerine sıcak su içine atılmış karbonat içinde bir dakika kadar beklettikten sonra soğuk su altında elle yıkanır. Yıkama işleminin ardından yumuşak kadife bezle kurulanır. Sert bezle ovuşturmak para üzerinde iz bırakır.


Gümüş : Çok hassas bir metaldir. Kendi özel temizleyicileri haricinde temizlemek doğru değildir. Özellikle çil paralarda temizleme işlemi kendi cilası ile yapılmalıdır. Paranız çil değilse basit iki yolu var. Birinci yolumuz para üzerine karbonat dökerek elle ovuşturmaktır. Bu paranızı hemen parlatır ancak para üzerinde belirsiz izler bırakır paranız çil değilse bunu dert etmenize gerek yok çil olmayan paralar üzerinde bu iz belli . Diğer bir yöntem daha yumuşak olan sigara külüdür. Sigara külü ile ovmakta paranızın parlamasını sağlar. Gümüş patinesini kaybettikten sonra kendiliğinden patine kazanır ancak bu çok uzun bir zaman alır bir kaç ay gibi ve bu patine doğal olarak antik dönem patinesi . Bir başka yöntem çok haşat olmuş paraların veya başka bir metalle bir arada olan paraların ne olduğunu anlamak için bir tanesini denemek üzere yapılabilir. Bronz yada bakır bir kap içinde uzun süre kalan paralar bu kaptan okside olurlar yada bakır pararlarla birlikte duran paralar diyeyim daha açık olsun. Bu paralardan bir tanesini alıp kenarından çizerek gümüş olduğundan emin olduktan sonra ketıl tabir edilen su ısıtıcısının alttaki resistans bölümüne dik olarak koyun içine su yerine tuz ruhu dökün 1 dakika kadar fişe takılı tutun para üzerindeki tüm patine atacaktır.


Bronz – Bakır : Paralar içinde temizlenmesi en zor olan paradır. Çok kolay okside olur. Bulunduğu toprak kil türevli ise toprakla adeta bütünleşir. Patinesi en yoğun olan paradır. Bu paralar okunmayacak düzeyde ise bir tanesini denemek üzere kirçöz tarzı kimyasalla temizliyebilirsiniz. Ancak elinizdeki paranın ne olduğunu anlamanzı gerekiyor ve bunu yaparkende paraya zarar vermemek istiyorsanız. Öncelikle bir plastik iğne edinir. Plastik iğne ile para üzerindeki toprak katmanını dikkatli bir şekilde temizleyebildiğiniz kadar temizleyin. Ardından bu parayı patates içine sokun ( bildiğiniz yemeklik patates ) para komple bu patates içine gömüldükten sonra burda bir kaç gün kalsın ardından parayı yıkayıp bezle silin para bozulmadan yapılabilecek en güzel temizlik budur bunun ötesi parayı bozar.


Nikel : Nikel paralar yapı olarak sikkeler içinde en dayanıklı paralardır. Her türlü temizleme işlemine dayanırlar. Nikel paralardaki tek sıkıntı paranın çizilmesidir. Bu paralar kolay okside lar elinizde ise sadece sabunlu suda yıkayıp kurulamanız yeterlidir. Ancak para okside bir şekilde size geldi ise bu paranın kurtulma şansı yok gibidir. Diğer metaller okside olurken kabarırken nikelde oksidasyon paranın erimesi ve delinmesi şeklindedir.


Pek çok sitede para temizleme ile ilgili değişik teoriler var. ( Eloktroliz yöntemi falan ) benim şahsi fikrim paraların temizlenmemesi gerektiğidir. Paralar genelde ilk bulundukları sırada kendi üzerindeki doğal çamuru hemen yıkanıp üzerine kurumasına izin verilmesse daha kolay temizlenirler. Bir parayı temizleme ile ilgili şüpheleriniz varsa ilk önce benzer metalden yapılmış daha değersiz bir para üzerinde deneme yapın ondan alacağınız sonuca göre diğer değerli parayı deneyin.


Altın Sikkelerin Oluşumu


60, 40 ve 20 Altın Asse sikkelerinin basımı çok fazla yapılmamıştır. Önceleri altın sikkeler sadece yardım amacıyla kullanılmış sikkelerdir. İ.Ö. 83 yılında Altın Asse’ler Aureus ile değiştirilmiştir. Bu sikke birimi Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinde daha fazla değer kazanmıştır ve Roma sikkelerinin içinde oldukça önemli bir yer kazanmıştır. Dinar’ların üzerinde olduğu gibi Aurei’nin de ön yüzünde tanrı resimleri resmedilmiştir. Arka yüzünde ise sikke ustasına bağlı olarak Roma ordusunun farklı zaferlerinin anlatıldığı çeşitli motifler görülebilmektedir.


Sikkelerin Delinmesi


Bir sikkenin delinmesi için çok farklı sebepler olabilir. Delikler, sikkenin bir kolyede süs ya da muska/nazarlık olarak kullanılabilmesi için çoğunlukla sonradan yapılmaktadır. Kazanç sağlamak amacıyla belli başlı metaller, özellikle değerli madenler sikkelerin içeriğinden alınmak istendiğinde sonradan bu tür delme işlemleri yapılmıştır. Bu örneği geçerli/yürürlükteki sikkelerde ya da tedavül değeri metalin değerinin altında kalan sikkelerde görebiliriz. Koleksiyonculuk alanında sikkeler bu delme işlemi sebebiyle oldukça fazla değer kaybına uğramakta, hatta tamamen değersiz bir nesne haline gelmektedir.


Delme işlemi ayrıca sahte para üretimini tamamen önlemek amacıyla da yapılmaktadır. Norveç, Danimarka ve Çin gibi belli başlı ülkelerde çeşitli türlerdeki küçük demir paralar (küçük sikkeler) kendilerinden daha yüksek değerdeki sikkelerin kolayca ayırt edilebilmesi amacıyla orta kısımlarından delinmektedir. Avustralya’da ve Karaib Adaları’nda gümüş sikkelerin iç kısımları karartılmış ve sikkeler bu şekilde kullanıma sunulmuştur.


Döviz Tabelası


Döviz tabelası yalnızca sikkelerin göreceli değerlerini göstermektedir. Çok sayıda para birimi olduğu için farklı döviz sistemleri bulunmaktadır. Bu nedenle 1 Taler 20 ila 48 Schilling ya da Groschen değerine eşit gelmektedir. 1 Groschen’in bazen 12 Pfennig’den daha az ya da daha fazla bir değere sahip olduğu görülmektedir. 1 Taler de 1 Gulden’e eşit gelebilmektedir.


Doğal para ya da para yerine geçen eşyalar


Doğal para ya da para yerine geçen eşyalar eskiden çok yaygındı ve tüm kültürlerde ve tüm çağlarda bulunabiliyordu. Değerli, faydalı ya da güzel şeyler vardı. Örneğin; Mikronezya’daki taş para (Steingeld), Yeni Gine’deki ve Güney Pasifik’teki yüzük ve ziynet parası, Afrika’daki İstiridye Para, Kuzey Amerika’daki Giyim Para ve tüm bölgelerdeki Metal Para. Bunlara ek olarak sığırlar, develer, keçiler, postlar, kamalar, kürekler, takı yüzükleri, özel taşlar, tuz ve daha birçok şey sayılabilir. Eşya paralardan biri de midyelerdir; özellikle 20. yüzyılın ortasında Afrika’da, Güney Asya’da ve Güney Adalarında yaygın olarak kullanılan Kauri midyeleridir. Çin’in 1950 yılındaki istilasına kadar Tibet’te arpa ya da buğday ile ödemeler yapılmıştır. Bu tür malların gitgide yayıldığı, ama artık kullanım eşyası olarak bunlara ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığında bu eşyaların küçük ve daha az değere sahip taklitleri ödeme aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Böylece bıçak para, kürek para ve benzeri ödeme araçları türemiştir.


İlk sahte paralar kemik, külte ya da yededen taklidi yapılmış midyelerdir ve bu midyeler İ.Ö. 2.000 yıllarında Çin’in ilk ödeme aracı olarak kullanılmıştır.


Bunlar, para öncesi dönemin ödeme türleridir. Ödenebilirlik, saklanabilirlik ve kolay taşınabilirlik özellikleri, önceleri değerlerinin muhafaza edilmesine göre materyallerin seçiminde, önemli bir role sahipti. Bu ihtiyaca uygun olarak, değer bakımından oldukça kalıcı ve kolay saklanabilir bronz ya da gümüşten çubuklar ve teller örnek verilebilir.


Sikkelerin Özellikleri


Sikkeler, devlet tarafından onaylanıp üretilen ödeme araçlarıdır. Modern sikkeler üzerinde üç yazıt bulunmaktadır: Ülke (yani Ülke Ortaklığı), değer (nominal ve para birimine göre) ve yıl. Bunun yanında istisnalar da bulunmaktadır: Bazı eski, yabancı, küçük sikke birimleri (örneğin Travancore’da 1949 yılına kadar basılmış tüm Cash-Sikke’ler). İsviçre Rappen’i (İsviçre Franken’inin alt birimi), para birimi içerisinde olmayan nominal bir değer taşımaktadır. 1965–1971 yılları, İngiliz Crown’u basımında oldukça önemli bir tarihtir. Crown’lar hem nominal bir değere sahiptir hem de para biriminin bir öğesidir. II. Elizabeth tasviri bulunan İngiliz Sikke’lerinde ülke belirtilmezken, seleflerinde hükümdarın unvanının bir bölümü olarak verilmiştir. Avro-Sikke’lerinin bir kısmında da ülke bilgisi verilmemiştir.


Sikke’nin ön yüzünde (Avers) devletin armasının da görülebildiği hükümdar kafası tasviri bulunmaktadır. Sikke’nin arka yüzünde (Revers) ise değer bilgisi bulunmaktadır. Sikke kenarları taraklı ya da yazılı olabilmektedir. Sikke yüzeyinde çıkıntıya (kenar çubuğu) çok nadir rastlanmaktadır. Nümismatik alanı sikke kenarındaki bir yazıyı Efsane olarak tanımlanmaktadır.


Sahte Sikke Nasıl Anlaşılır?


Hakiki sikke üzerindeki patin, asit limon alkol ve sirke gibi maddelerle çıkarılabilir, sahte sirke üzerindeki patin ıslak bezle çok kolay temizlenir, bu yol pratik ve kolaydır. Hakiki sikkeler üzerinden bulunan patinler yosun yeşili,duman rengindedir, sahte sikkelerde bu olay . Hakiki sikke avuç içinde kayar sahtesi yapışır yada kaymaz.


Sahte sikkeler aşağıdaki unsurlarla karşılaştırılarak da anlaşılmaktadır.


1- Ağırlık ve çapları arasında uyumsuzluk olanlar


2- Alışımın sesi (madeni)


3- Yazılardaki harf hatası


4- Pres artığı


5- Döküm kalitesi


6- Harfler üzerinde ki silikler.


7-Gerçek olmayan kaplamalar


8- Sonrada kazandırılmış sahte patin yapısı


9- Üzerindeki resimlerin tarih ile alakasının bulunmaması


10- Alışımın renk farklılığı
 

Feda

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
19 Ara 2016
Mesajlar
572
Beğeni
20
Puanları
18
Koray Kor teşekkürler,emeğine sağlık ustam...
 
 
Üst