Volçan Efsanesi Boş İşlemi Uğraşıyoruz

Hoplit

Member
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
1 Ağu 2017
Mesajlar
60
Beğeni
43
Puanları
18
Voyvoda Volcan Istranca Dağlarında ve civar bolgede sinsice planlarina baslamisti Nitekim cetesine gunden gune katilimlar artiyordu .. Bu amacla da baslattigi kendi savasini ve de yabanci guclerden aldigi destek ve emirler karsinda isgal edecegi masum toplumu ve ya soyup sovana cevirecegi mintikalar , koyler , kervanlar vs aldigi emirler karsisinda kendisinin ve de cetesinin daha da genis bir alanda manyakca planlarinin sonucuna varacagi kanisindaydi Wolcan ... Bir tasla iki kus vuracakti ( Kendisi cok sevdigi Bulgaristanin ozgurlugu icin savasiyordu ,, nitekim yabanci kaynaklardan aldigi destek de yabana atilir cinsten degildi , sonucta amac Osmanli imparatorluguna karsi baslattigi amansiz savasti ) su anda , 163 kisi daha katildi ,, cete ordusu buyuyor du !!!! Aslen amac belliydi ,,, Osmanli imparotorlugunu cokertmek ...............

Kendisi ne kadar zeki olsa bile yine de kaygilari vardi ..........

Wolcan geri donulmez bir yola girmisti ,, emeline ve de aldigi emirleri uygulama amacini bilen ve de sevenleri tarafindan ( halk kahramani ) ilan edilmisti ......... kisa zaman icerisinde ozellikle ( Istranca , Sakar , Istotnca ve de Staraplanina ) halki tarafindan turkuler yazilmistir ...............
Hic ama hic kimseden korkusu yoktu sozunun eri olan bir kisilige sahipti nitekim ilginc olan konu cetesinde var olan Turk sahislari idi ( Emin aga isimli sahis Wolcanin sadik dostu olan Pop Martinin cocukluk arkadasi ve de can dostuydu Wolcanin aldigi her karara saygi duyan kisilerden biriydi !! )
ilk calismalari ( Tatarevo ) koyunden basladi ( bu gunku ismiyle Dalcanova ) ve de ( Fikia Koyu )

........................

Baba isminin kokeni ( Babelovci ) idi Fikia koyu kokenli

Bir cok kisi ozellikle halki tarafindan bilinir ki Rezofsita koprusu ve de bir kac manastir Wolcanin buyuk katkilariyla insaa edilmistir .......
Ve de bilinir ki zaman ilerledikce Wolcan artik emir aldigi yabanci kaynaklara da kafa kaldirmistir ( yardim amacli yolladiklari destegin 10 katini talep etmistir ) aksi halde emirlerde gecen mintikalarda faaliyet etmiyecegini dile getirmistir.
Hatta donemin Rus Carina ( Benim ve adamlarimin Turklere karsi baslattigim bu onur savasinda sizlerden cok yuksek maddiyata ihtiyacim var sayin Carim Ben bu ugurda olen askerlerimin dul kalan kadinlarina ve de onlarin cocuklarina buyuk destek vermem gerek ayrica catismalarda kullanacagim savas malzemelerine de paraya ihtiyacim var )

Ne var ki Rus Cari bu savas icin istenilen destek teklifini kabul etmedi .........

Su ana kadar sadece bir cok ganimetlerle dolu kervanlari donemin cok zengin ciftilklerinden aldigi altinlari saklama amaciyla kendine has civar ararken rast gele buldugu ( Roma ve Bizans defineleri ) ne rastlayip bu defineleri de kendi hazinelerine eklemistir ,,,,,,,, ( Manastirlar , eski mezarlar , kaleler , magaralar ve de gorkemli tepeler ) i her zaman dikkate almistir ......

Degerli dostlar yillardir bilindiyi ve okudugumuz Volcan konusu hakkinda yazilanlar elbette bir cogumuzun beyninde soru isaretleri birakmistir ( gercek mi efsane mi yoksa bir baska gercekleri gormemizi engelleme amaci uydurmasyonlar mi ) ??? Ewet bence de cevapsiz sorular gibi gorunsede olay o kadar zor olmasa gerek hani , en azindan bu tarz belgelere sahip olan arkadaslar paylasimlarini eksik etmesinler ki bazi gercekler ve ya sahtelikler ortaya ciksin ...

Ben bile su anda bu sorulari yanitlamakta gucluk cekiyorum cunki bu tarz sitelerde tanidigim bazi degerli ve tecrubeli arkadaslarin ( Volcanin Gercek OLdugu ve izleri Bulundugu Konusunda Bilgiler Yok Degil Hani ) arastirmalarin sonucunu merak edenlerden biriyim

Bu tarz bilgileri ( sahte ve ya gercek ) paylasalim arkadaslar en azindan bu hobbiye yeni merak vermis kisilere bir nebze de olsa yardimci olalim derim ...... ( Bir zamanlar parali sahte haritalar piyasada cirit atiyordu simdide belgelere para verenler olmasin dileklerimle ) ....
 

Hoplit

Member
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
1 Ağu 2017
Mesajlar
60
Beğeni
43
Puanları
18
Ali Beyin Bulgaristan Anıları,,, Ali bey ölümünden önce anlatıyor

Çok gençtim, babamla koyunları otlatıyorduk Kıdemli dağın altında.Bir gün babam beni zirveye çıkardı orada bana bir kaynayan su kuyusu gösterdi ve bunu iyi belle dedi, zirvede kayalarda sadece burada su vardı. Yıllar geçmişti ve babam rahmetli olmuştu.Bir gün köye indiğimde iki subay gelmişti ve Kıdemlinin zirvesinde su kuyusunu soruyorlardı, bende bildiğimi söyledim onlardan biri bir bakır yaprak çıkardı, üzerine harita çizilmişti. Bak bakalım böyle mi oraları dedi. Baktığımda tepeyi ve kayaları tanıdım, ve onlara aynı böyle dedim. Tanıştık beni davet ettiler misafirliğe gittim. Çok büyük bir ağırlamaydı yemek içmek boldu. Bana bu haritanın miras olduğunu söylediler, bunu çözdürmüşler ve roma dönemine ait bir hazine dediler.

Bir sabah erkende yola çıktık onları tepeye çıkaracaktım ikisinin üzerinde de tabancaları görünce çok korktum. Onları başka bir su kuyusunun yanına götürdüm, orada bakındılar dolaştılar ama aynı yer olmadığını söylediler ve gittiler. Onlardan duyduklarımla su kuyusunun etrafını iyice incelemeye başladım. Haritadan bellediklerimi yapıyordum. Koyunları devamlı orada otlatmaya başladım ve hep oralara bakıyordum. Bir gün kayadaki akıntı yerinde aşağı doğru salındım ve kayalarda bir çatlak yer gördüm. O çatlaktan çok zorlukla içeriye girmeyi başardım. İçerisi aydınlıktı yer kumsaldı ve ıslaktı, Çemah çiçekleri büyümüştü bahçe gibiydi içerisi. İçeride dolandım ve bir kapı gibi yer gördüm ama tutulacak hiçbir yer yoktu açmak için, birkaç gün girdim çıktım ama hiç bir şey yoktu. Bir gün yine girdim ama bu defa Çemah bitkilerinin ortasından geçtim çamur içinde kaldım kapının önünde ayaklarımdaki çamurları silebileceğim bir yer bakarken kapının önünde kazıma taşı gibi bir taş gördüm ona ayaklarımdaki çamuru iyice kazıdım da kazıma taşına güçlü bastığımda büyük bir gacırtıyla kapı açılıverdi. Kapıyı iyice açtım içeriye girdim içeriye girdiğimde ne deyeyim böyle bir güzellik hayatımda görmemiştim yukarıdan ışık geliyordu salon çok büyüktü duvarlar ve yerler mermer kaplamalıydı, etrafta odalar vardı ortada bir küme insan kemikleri vardı, çok ürkütücüydü. Bir diğer odada her çeşit takım taklavat vardı, diğer tarafında mermerden bir masa gördüm, üzerinde kitaplar mürekkep ve yazmak için tüyler vardı. Masaya yaklaştığımda kafama bir şey çarptı ve düştüm baygın halde ne kadar yatığımı bilmiyorum, kendime geldiğimde hiç kımıldamadan bakınmaya başladım, yerden bir karış çapraz bakır teller geriliydi. Çok dikkatli kalktım çıktım ve kapıyı kapattım. Uzun zaman oraya gitmedim çok korkmuştum.

Bir gün yine gittim girdim ve ayaklarımı kazıdığım taşa bastım kapı açıldı ışık ta getirmiştim bu defa. Girdiğimde kitaplara doğru hiç gitmedim ve tellere de dikkat ediyordum, daha içeride bir masa daha vardı üzerinde büyük bir oturaklı kupa içi çok parlak taşlarla doluydu, kaç defa yanlarına doğru yakınlaşsam kulaklarımda çok yüksek bir çınlama oluşuyordu ve fenalaşıyordum, onlara hiç dokunamadım. İçeriye doğru bir kapı gördüm askerler tarafından korunuyordu elerindeki kılıçlar ve mızrakları çapraz halde kapının önünde tutuyorlardı. Bir defa artık hata yapmıştım bu defa hiç yaklaşmadım onlara sadece inceledim ve çıktım. Kapıyı kapatırken çok gacırtı yapıyordu ve bir şey kapıyı kilitliyordu, kilitlenme sesini çok net duyuyordum. Böyle yıllarca girip çıkıyordum, Defalarca askerleri elimdeki çoban sopamla dokunup sarsıyordum ama onlar hiç kımıldamadılar. Bellerine kadar insandılar belerinden aşağı ayı. Bir defa cesaretlendim ve mızrakların arasından geçtim, içeriye doğru uzanan koridorda iki tarafında da odalar vardı, birincisinde üç tane mermer lahit vardı hepsinin üstünde büyük haçlar vardı gümüşten yapılmış çok büyük sanat eseriydiler. Odaların biri depoydu ve içi dizilmiş altın külçeleriyle doluydu. Onlara doğru yönlendiğimde yer sallanıyordu ve düşüyordum emekleyerek geri dönebiliyordum sonra sadece baktım, üçüncü odaya geçtim içeri de büyük bir yığın altın para vardı , yaklaştım ve bir avuç avuçladım bir gacırtı duydum ve bir ejder çıktı elimdeki paraları bıraktım ejder de geri gitti. Çok korkmuştum çan havliyle çıktım kapı da neredeyse kapanıyormuş.

Bir zaman geçtikten sonra yine cesaretlendim ve yine girdim direk paraların olduğu yere gittim. Bir tane aldım ve torbama koydum, birer birer almaya başladım paraların içinde sanki yay gibi bir şeyler vardı ama ben birer birer almaya devam ediyordum, ejder çıktı arkasında demir sopalar vardı uçlarında büyük topuzlarla ejder doğrulmaya başladı ve topuzlar gerilmeye başladı anladım ejder beni ezecekti orda, durdum almıyordum ejderin gözleri parlıyordu para yığını insan boyundan yüksekti ama ben sadece bir avuç alabildim. İçeriye doğru başka yığınlarda vardı ama geçemiyordum. Çıktım ve toplandım almış olduğum altınları bir kavanoz içine koydum bir avuçtan az fazlaydı. Uzun zaman gitmemiştim bir gün yine girdim ama bu defa koridordan yürüyordum sola doğru ***** başladı bir yere bastığımda yer sallandı ve su sesleri geliyordu çok korktum ve çıktım. Beni bir şey çekiyordu, bir gün yine girdim biliyordum bir şey alamayacağımı ama bakıyordum, koridordan devam ettim ve bir kapıya geldim kapı mermerden yapılmış ve bakırdan yapma süslerle süslenmişti ortam çok değişikti, kapıyı bastırdım ama hiç kımıldamadı yine yüklendim kapıya ama kımıldamıyordu, aklıma geldi bakır süslerden tuttum çektim büyük bir gacırtıyla kapı açıldı kapıdan geçtim kapı kendiliğinden kapandı. Etrafa baktığımda yayladaydım kayalığın altında, arkama baktım ama benim çıktığım kapı yoktu, herhalde birden ışığa çıkınca göremiyorum diye düşündüm ve yerimden hiç kımıldamadan bir süre bekledim.

Artık her şeyi çok iyi görüyordum ama kapıyı yine de göremedim. Bulunduğum yer bana tanıdıktı oturdum ve saatlerce baktım bu sıra kayada bir delik gördüm para büyüklüğünde, işaretledim onu ve indi koyunların yanına, yemek yidikten sonra tekrar o kayanın yanına çıktım, aklıma geldi elimdeki çoban sopasını deliğin içine soktum güçlü bir şekilde bastırdım gacırtıyla kapı döndü şimdi kapının yerini gördüm kapının yerini belledim ve toplandım. Kayadaki girdiğim çatlak yeri birkaç gün taşlarla doldurdum yarığı kapattım tamamen, sadece kayaların altındaki kapı kaldı. Sonra tekrar girdim ama sadece bakıyordum, bekledim birileri bir bilgiyle gelsinler ama o iki subaydan başka kimse sormadı, onlarda tehlikeli insanlardı. 10 yıldır gitmiyorum çok yalandım artık bana da gördüklerim ve aldığım bir avuç altın para kaldı.

Emin Ağanın hazinesi (gizemliliğini hala koruyor)

1813 yılında Hurşit paşa 50.000 askeriyle Haskoye doru yola çıkmış Kırçalıları yok etmek için. Emin ağa bunu öğrenince anlamış ki bu defa sıyıramayacak ve karar vermiş bütün hazinesini toplayıp bir yere gizlesin. Emin ağa etrafa çok miktarda altın gömmüş, gömüş olduğu altınları çıkartırmış öküz arabalarına doldurmuş ve Meriç nehrine yakın bulunan eski bir kaleye doğru yola çıkmışlar. Kalede artık 250 kırcalı çalışıyormuş ve onları da 300 silahlı kırcalı korumalığını yapıyormuş. Kazı esnasında çok büyük bir roma dönemine ait hazineye denk gelmişler Emin ağa emir vermiş hazineye dokunulmasın diye, onların üzerine Emin ağanın hazinesini de koymuşlar, çok büyük miktarda altın gümüş ve değerli taşlardan oluşan, üzerine büyük kirişler koyarak toprak ve kayalarla kapatmışlar. 250 çalışanı öldürerek orada yakın bir yere gömmüşler. Oradaki izleri tamamen yok ettikten sonra davul zurna eşliğinde Gedikliye doğru yola çıkmışlar, burada Emin ağa çok paralar dağıtmış, ve çok dikkatli izliyormuş oradakilerden kimse kaybolmasın diye, onlara çok büyük bir ziyafet vermiş ve içtikleri şarabın içine zehir koyarak hepsini zehirlemiş. Gece yarısı Emin ağa bir tabur kırcalı çağırarak şaraptan zehirlenenlerin hepsini kestirmiş, ve onlara iki yük altın vermiş. Çok geçmeden Hurşit paşanın askerleri gelmiş orda bulunanları kırcalıları kesmiş ve kaçan kaçmış dağlara. Emin ağa da saklanmış ama birleri tarafından ele verilmiş ve yakalanmış. Askerler çok acımasızmışlar Gedikliden Hasköye kadar kollara gererek götürmüşler, yolda Emin ağanın ne kadar acı ve ızdrap çektiğine bakıyormuş kırcalılar ve Emin ağanın korumaları. Günlerce onu başı aşağı asılı tutmuşlar ama Emin ağa söylememiş nereye gömdüğünü hazineyi. Emin ağanın kellesini keserek Vezire göndermişler vücudunu da bir kazığa geçirmişler. ALINTIDIR..

EVET dostlarım bu hikayelere ne derece güvenilir bilemem ama bana göre bir eşkiyaya ne kadar güvenilirse bu belge denen şeylerede o kadar güvenmek lazım saygılar
 

kaynak

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
17 Kas 2018
Mesajlar
4,079
Beğeni
456
Puanları
83
Yaş
50
Konum
İstanbul
Bir bölgeye gezmeye gittik.

Gezinti sırasında bize refakat eden arkadaş bir istikamet göstererek; bu bölgede yangın çıktıydı,yangından sonra o ana kadar keşfedilmeyen bir çok emarenin ortaya çıktığını , belirdiğini ifade ettiydi.

Doğru veya yanlış...

Ne zamana kadar gizli kalabilirki ?:)

Konu ile alakası yok bir hocamın bir sözünü nakletmek isterim...

Bir kirpit çöpü koca ormanı yakar...
 
 
Üst