Sayfa 1/3 123 Son

Konu: Erzincan

  1. #1
    Kristof34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    DogacıyıZ
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    5.928
    Tecrübe Puanı
    125
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **

    Erzincan

    Erzincan, Fırat'ın kollarından Karasu, doğu batı doğrultusunda uzanan demiryolu ile Sivas-Erzurum ve Trabzon-Sivas karayollarının birleştiği noktadadır.

    Şehir İstanbul'un 1100 km, Ankara'nın 690 km doğusunda, Yukarı Fırat havzasının içinde 1200 m yüksekliğindeki bir ovanın ortasındadır. Ovanın boyutları, doğu-batı yönünde 30 km, kuzey-güney yönünde 10-15 km'dir.

    Erzincan'ın siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden, Mengücek Beyliği ve Selçuklu döneminde ve ondan sonra gelen yüzyıllar içerisinde de Anadolu'nun ileri gelen ticari ve kültür merkezlerinden biriydi. O dönemler içerisinde ekonomisinin temelini oluşturan faaliyetler açısından çağdaşı olan kentlerin pek çoğundan hayli ileri idi. 12. yüzyılda Gezgin Marco Polo, kentte dokumacılığın gelişmiş olduğunu, 14. yüzyılda İbni Batuta da kentte dokumacılığın ve bakır eşya yapımının ileri düzeyde olduğunu yazarlar. Dokumacılık, boya yapımının gelişmesini de sağlamıştı. 1561-1518 yıllarında düzenlenen tahrir defterlerinde kentin yıllık geliri 224.753 akçe idi. Bu gelir, çeşitli vergi ve resimlerden oluşmaktaydı.

    Evliya Çelebi'ye göre, 17. yüzyıl ortalarında Erzincan'ın ortasında küçük ve alçak duvarlı kalesi içinde; 200 ev ile 1 cami vardı. Kale dışında ise 1800 ev, 7 cami, 60'tan çok mescit ile içinde 500'den fazla dükkanın bulunduğu bir çarşı ve bedesten, bütün şehirde ise 48 mahalle ve 40 okul bulunmaktaydı. Evliya Çelebi'nin Erzincan'da 500 dükkanın varlığından söz etmesi, 17. yüzyıl ortalarında ticaret ve el sanatlarının gelişmiş olduğunu göstermektedir. İlin ticaret yolları üzerinde bulunması da bu kanıtı doğrulamaktadır. Aynı yıllarda Erzincan vilayeti dahilindeki padişah hasları 146.000 akçe tutuyordu. 1566 yılında şehrin geliri 234.000 akçeye ulaşmıştır.

    Erzincan, tarihi boyunca tarım ve hayvancılık ürünlerinin yanısıra yeraltı kaynaklarına, özellikle zengin maden işletmelerine yakın bir konumda bulunmaktaydı. Bakır, kurşun, mermer ve taş ocakları bilinen en eski çağlardan beri işletilmekteydi.

    Ancak, Osmanlı İmparatorluğu'nun 17. yüzyıldan itibaren duraklama ve gerileme sürecine girmesi, özellikle de 19. yüzyıl boyunca sanayileşmiş Batı Avrupa ve Rus emperyalizminin Osmanlı yönetimi üzerindeki askeri, mali ve siyasi baskıları İmparatorluğun her bölgesini, özellikle Doğu Anadolu'yu ekonomik yönden geri bıraktı.

    Osmanlı döneminde doğu sınırından içeride bulunması nedeniyle Erzincan şehri, 19. yüzyıla kadar ordular için sadece bir konak yeri oldu, daha sonraki Rus istilaları karşısında askeri bakımdan önem kazandı ve bu sıralarda Erzurum Kalesi'nin koruyup kapattığı bir hareket noktası özelliğini aldı.

    19. yüzyıl sonunda Erzincan'da 210 cami ve mescit, 35 medrese, 2 rüştiye, 9 ilkokul, 18 han, 1550 dükkan, 3 gazino, 35 kahvehane, 8 hamam, 14 fırın, 145 çeşme, 15 tabaklane, 12 bezirhane, 11 boyahane, 1 silah ambarı, 1 askeri tabakhane, 1 aba yapımevi bulunmaktaydı. Yukarıda saydığımız iki rüşdiye mektebinden biri 1865, diğeri 1883, idadi mektebi ise 1908 yılında öğretime açılmıştır.

    19. yüzyılın son yıllarında Erzincan şehrinin nüfusu 23 bin iken, 1883 yılında göçmenlerin buraya yerleştirilmesi ve IV. Ordu Müşriklik Merkezi'nin buraya taşınması sonucu şehrin nüfusu kısa sürede artmıştır.

    Erzincan Adının Kaynağı
    Erzincan'ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Asur kaynaklarında geçen Zuhma (Suhma), yörenin bilinen en eski adıdır. Erzincan adının Eriza'dan geldiği sanılmaktadır. Eriza adı Selçuklular tarafından Erzingan olarak kullanılmış, daha sonra da Erzincan olarak anılmıştır.
    Erzincan adı bir söylenceye göre, eski çağlardaki "Azzi" bölgelerinden dolayı Aziriz olarak bilinmekteydi. Selçuklular, Aziriz adını çok beğenmiş ve buna "Rahmet yağarsa can Aziriz can" rahmet yağmazsa "Yan Aziriz yan" biçiminde bir tekerleme uydurulmuş, bu tekerlemedeki Aziriz sözcüğü zamanla değişerek, Erzincan biçimini almıştır. Erzincan da bu sözcükten türemiştir

    Baslıca bilinen tarihi mekanları

    ALTINTEPE
    Urartu dönemine ait şehir kalıntısı olan Altıntepe Erzincan-Erzurum yolu üzerinde ve ile 15 km. uzaklıktadır. Altıntepe de tapınak-saray, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, depo binası ve üç adet mezar bulunmaktadır. Yeraltındaki mezar odalarının bulunmasıyla Urartular hakkında geniş bilgi edinilmiştir. Kazılarda MÖ. 8. yüzyıla ait fildişi ve madeni eşyalar, kalkan ve miğferler, seramikler, duvar resimleri gibi eserler elde edilmiştir. Bu eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.
    TERZİBABA TÜRBESİ
    Asıl adı Muhammed Vehbi olan Terzibaba, 1779-1848 yıllarında yaşamıştır. Mesleği terzilik olduğundan, "Terzibaba" adıyla anılmıştır. Tasavvufi konuları içeren "Kenzil Fütuh" adlı bir eserleri mevcuttur. Beldenin manevi mimarı Terzibaba'nın mezarı, kendi adıyla anılan şehir mezarlığının içindedir. Kutsal bir manevi kişiliğe sahip olan Terzibaba'nın türbesi, halk tarafından ziyaret edilmektedir.
    MELİKGAZİ TÜRBESİ
    Halk arasında "Sultan Melek" olarak adlandırılan türbe, Kemah ilçesinin girişindedir.Sekizgen plan üzerine altlı-üstlü olarak inşa edilmiş olan türbenin alt katında, 1071-1228 yılları arasında Kemah'a egemen olan Selçuklulara bağlı Mengücek Beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik'in mumyası ve 5 tane mezar bulunmaktadır.
    MAMAHATUN TÜRBESİ
    Tercan ilçemizdeki Mamahatun Türbesi, Saltuklu egemenliği dönemine ait olup,1192 yılında ölen Mamahatun için yaptırılmıştır.
    Anadolu mimarisi içinde tek örnek olan yapı, ortada ana kümbet ve çevresindeki dairesel duvarı ile iki bölümden oluşmaktadır. Kapısı üzerindeki kitabede Ahlat'lı Ebu'l-Nema bin Mutafattal'ın eseri olduğu yazılıdır.
    MAMAHATUN KERVANSARAYI
    Planı Ve mimari özellikleri itibariyle 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılan Kervansaray, Tercan ilçemizde bulunmaktadır.Osmanlı kent Hanları planında olan yapı; sarımsı renkte düzgün blok taştandır.Çevre duvarları 16 yarım kuleyle desteklenmiştir. Sivri kemerli taç kapısı, girişin sağ ve solunda depo bölümü, ortada avlu, kuzey ve güneyinde uzun odalar ile bir dizi hücrelerden oluşmaktadır.
    GÜLABİBEY CAMİİ
    Kemah ilçe merkezinde bulunan camiinin girişinde yer alan kitabesinde, 1454 yılında Gülabibey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Camii, günümüzde halen kullanılmaktadır.
    GÜLABİBEY HAMAMI
    Camii ile aynı dönemde yapılan Hamamın; soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümleri vardır.
    ERZİNCAN KALESİ
    Kalenin yapılış tarihi bilinmemektedir. 1939 yılındaki depremde büyük hasara uğrayan kalenin, giriş kapısının bir bölümü ile erzak deposu olduğu sanılan kısmı ve bir duvar kalıntısı günümüze gelebilmiştir.
    ÇADIRKAYA KALESİ
    Tercan ilçesi Çadırkaya beldesinde bulunan kale, 100 m. yüksekliğindeki doğal kayalardan oluşturulmuş olup, kayaya oyulmuş odalar, sarnıçlar ve merdivenlerden meydana getirilmiştir.
    KEMAH KALESİ
    Anadolu'nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerine kurulu olan kalenin iç içe iki kapısı vardır. Çevresi surlarla çevrili olan kalenin, çeşitli savaşlara sahne olduğundan yapılarının bir kısmı tahrip olmuştur.
    ÇADIRCI HAMAMI
    Sağlam bir yapıda olan Çadırcı Hamamı'nın 955/1670 tarihlerini taşıyan iki kitabesi bulunmaktadır. 19. Yüzyılın başında yenilendiği sanılan Çadırcı Hamamı, dört eyvanlı ve halvetli şemaya göre yapılmıştır.
    NAFİZ PAŞA HAMAMI
    1878 yılında Nafiz Paşa tarafından yaptırılan hamam, klasik Osmanlı hamamlarının planını yansıtmaktadır.
    ABRENK KİLİSESİ
    Tercan ilçesinin Üçpınar köyü yakınlarında bulunan kilisenin giriş kapısı üzerinde 1854 tarihi geçmektedir. Kilise iIe birlikte bir Şapel ve iki tane de dikili taş bulunmaktadır. Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekip, Xll. yüzyıldan sonra Selçuklu Prensi Nasurettin dönemiyle tarihlenen kitabeler taşırlar


  2. #2
    MendereS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    8.542
    Tecrübe Puanı
    126
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    ellerine sağlık kristof usta hala erzincandamı ikamet ediyosun yoksa istanbul falan.

  3. #3
    Kristof34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    DogacıyıZ
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    5.928
    Tecrübe Puanı
    125
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Asurlulardan Selçuklulara kadar medeniyetlerin beşiği haline ggelmiş bir memleket. Kuruluş tarihi bile kesin olarak bilinmemekte Türkiyenin enbüyük deprem fay hattına sahip olduğu için bir çok tarihi güzellikleri de toprağın altında kalmıştır. Bölgede bir dönem rumlar ve ermeniler birlikte yaşamışlar rumlar sefalet içerisindeyken Ermeniler zengin bir hayat sürmüşlerdir. 1915 tecrit inden sonra bir kısım ermeniler müslümanlığı kabul eder gibi görünüp Türk kimliğine bürünmüslerdir. Bilinen şuan Kemah ilcesine bağlı köylerin bir cogunda hala ermeniler hüküm sürmektedir. Küçük ve büyük armıdan köyü şimdiki adı ile küçük ve büyük armutlu köyü sakinlerinin tamamı Ermenidir. İsimleri süleyman Ahmet Mehmet kimliklerinden İslam yazar.
    başbey, Defdefin, fatsali, ramazan, Türk Bunu beğendi

  4. #4
    Kristof34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    DogacıyıZ
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    5.928
    Tecrübe Puanı
    125
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı MendereS Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ellerine sağlık kristof usta hala erzincandamı ikamet ediyosun yoksa istanbul falan.
    Ustam dogma büyüme İstanbul Beyoğlu çocuğuyum. Hersene gideriz tatil amaclı dededen kalma kesme tastan özel yapılmıs 2,5 kat evimiz var ve ben ailenin tek erkek evladıyım. İkametim istanbul
    Defdefin, fatsali, ramazan, Türk Bunu beğendi

  5. #5
    MendereS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    8.542
    Tecrübe Puanı
    126
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    rumların sefalet içinde yaşaması normal onlar kadar zevke düşkün tembel başka ırk yok günde 2 saat çalışıp yi iç başka işleri yok. torunlarına bak aynı onlar öle gelmiş öle gider.

    İstanbul tahmin etmiştim. çok kişi istanbulda ikamet ediyo evin bi oğlu olmak güzeldir herkes üzerine titrer biraz şımarık olur ama sende pek göremedik niyeki

  6. #6
    lucifer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yeni üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    0
    Tecrübe Puanı
    0
    Rep Derecesi: **
    Emeğine sağlık.
    Defdefin, fatsali, Kristof34, ramazan Bunu beğendi

  7. #7
    Kristof34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    DogacıyıZ
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    5.928
    Tecrübe Puanı
    125
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı MendereS Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    rumların sefalet içinde yaşaması normal onlar kadar zevke düşkün tembel başka ırk yok günde 2 saat çalışıp yi iç başka işleri yok. torunlarına bak aynı onlar öle gelmiş öle gider.
    Rahmetli babannem anlatırdı. Erzincan Refahiyede arsa ve arazimiz çoktur. Babannem küçükken rumların gelip kendilerinden ekmek yemek istediklerini söylerdi çok garibanlardı biz de kapımıza geleni hic geri çevirmez karnını doyurur gönderirdim derdi. Allah rahmet eylesin.

  8. #8
    wolf_52 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Engellendi
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    0
    Tecrübe Puanı
    0
    Rep Derecesi: **
    emeğine yüreğine sağlık ustam bir solukda okudum...
    Defdefin, fatsali, Kristof34, ramazan Bunu beğendi

  9. #9
    Kristof34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    DogacıyıZ
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    5.928
    Tecrübe Puanı
    125
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı wolf_52 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    emeğine yüreğine sağlık ustam bir solukda okudum...
    Bir solukta mı?
    Defdefin, fatsali, ramazan, Türk Bunu beğendi

  10. #10
    Türk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Engellendi
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    0
    Tecrübe Puanı
    0
    Rep Derecesi: **
    Alıntı Kristof34 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rahmetli babannem anlatırdı. Erzincan Refahiyede arsa ve arazimiz çoktur. Babannem küçükken rumların gelip kendilerinden ekmek yemek istediklerini söylerdi çok garibanlardı biz de kapımıza geleni hic geri çevirmez karnını doyurur gönderirdim derdi. Allah rahmet eylesin.
    Allah rahmet eylesin.
    Defdefin, fatsali, höbek3, Kristof34 Bunu beğendi

Sayfa 1/3 123 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş