1. #1
    Börükan Tatar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    239
    Tecrübe Puanı
    12
    Rep Derecesi: **

    Turuvalılar ve Türkler

    Truva, dünyadaki en ünlü antik kentlerden birisidir. Truva’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır. Truva’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Bronz Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Truva katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir.


    Truva,Yunanlılarla Truvalıların savaşı ile ünlenmiştir. Bu savaşta Truvalılar yenilmiş, ancak Aeneas’la birlikte kurtulan bir grup Roma’yı kurmuş ve Roma zamanla genişleyerek Yunanlıları yenmiş, Truva’nın intikamını almıştır. Oysa Roma İmparatorluğu doğuya kayıp Konstantinopolis’i başkent yaptıktan sonra Yunanlaşmış, iktidar yeniden Yunanlılara geçmiştir. Bu defa ise Asya’nın derinliklerine sığınmış başka bir Truvalı grup, Türkler, geri dönerek ikinci intikamı alacaktır. İstanbul’un fethinden önce bu yorumun son Bizanslılar arasında yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Kente 1437 yılının sonunda gelen Katalan Pero Tafur, burada herkesin ağzında olan bir sözü not ediyor: “Türkler, Truva’nın intikamını alacaktır..“


    Truva-Yunan savaşı aynı zamanda Doğu ile Batı’nın, Asya ile Avrupa’nın birbirleriyle verdikleri mücadelenin ilk nüvesini oluşturmaktadır. Truvalı-Türklerin dönüşü de Asyalıların zaferini müjdelemektedir. Böyle bir yorum ise, Fatih’in tarihçisi Kritovulos‘a göre, padişah tarafindan da benimsenmiştir. 1462 yılında Midilli’yi kuşatmaya giden II. Mehmed, Truva’da durup Homeros’ta adı geçen kahramanların mezarlarını aramış ve şöyle demiştir:


    "Tanrı, yıllarca sonra olsa bile, bu kentin ve bunda yaşayanların intikamını bana nasip etmiştir. Eskiden bu kenti yıkan Yunanlıların, Makedonyalıların, Tesalyalıların, Moralıların çocukları, sayemde, uzun yıllar geçtikten sonra, biz Asyalılara karşı o dönemde ve ondan sonra da sık sık yaptıkları haksızlıklardan dolayı hak ettikleri cezayı bulmuşlardır. Hektor'un öcünü aldım."


    İki yüz yıldan beri Venedik ile İstanbul arasında dolaşan bu söylentinin Fatih Sultan Mehmed’in kulaklarına kadar gelmesi ve onun tarafından da benimsenmesi doğaldır. Kendisi de gençliğinden beri bu kültürü tanımış ve kahramanlarından biri olmak istemiştir. 1453’te kentte bulunan Kardinal İsidore yazdığı bir mektupta Sultan İkinci Mehmet’ten ‘Troyalıların Prensi’ şeklinde söz etmiştir.


    Fatih, Trabzon seferinden sonra Troya’yı ziyaret ettiği dönemde kütüphanesi için İlyada‘nın Yunanca bir kopyasını yaptırmış, ertesi yıl, kendisi ile İstanbul’da görüşen Floransalı Benedetto Dei‘ye, “aynı zamanda İskender ve Kserkses, Kartacalı Hannibal ve Afrikalı Scipion, Pyrhus ve bugüne kadar gelip geçmiş binlerce hükümdar” gücünde olmak istediğini anlatmıştı.


    Böylece, Türklerin ortaya çıkması ve Anadolu ve Antik Yunan topraklarını ele geçirmesi, Rönesans Avrupa’sı tarafından, Truvalıların ve Roma'nın dönüşü olarak yorumlanmıştır.


    Truva Savaşından 3200 yıl sonra Başkumandanlık Meydan MuharebesineUluğ Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk yanındaki subaya tıpkı Fatih gibi “Hektor’un öcünü aldım" demiştir.


    Aslında Atatürk sadece Hektor’un değil Amazonlar Kraliçesi Samsunlu Penthesilea‘nın, Truva Kralı Priam’ın, Gönenli Pandaros’un, İznikli Askanios’un, Manisalı Mesthles’le Antiphos’un, Kastamonulu Adrestos’la Amphios’un, Trakyalı Perioos’un ve tüm diğer Anadolu halklarının öcünü almıştır..


    Börükan Tatar
    Ekli Resimler Ekli Resimler     

    Tanrı Türk'ü Korusun!

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •