Sayfa 1/3 123 Son
  1. #1

    Sapmanın (sahte sinyalin) Faili

    Merhaba arkadaşlar.
    Sizlere, arazi tecrübelerimden yola çıkarak bulduğum sorunların, bilimsel olarak "KENDİMCE" ulaştığım sorunun kaynağını , yüzeysel olarak anlatmaya çalışacağım.

    Testlerim,ulaştığım bilgiler ve çözümler beni bağlar.
    Bu işe kafa yoranlar, varmak istediğim ve kendimce vardığım çözüme ulaşmak için ;

    - Sorunun tam olarak ne olduğunu,
    - Bu soruna neyin etki ettiğini
    - Sorunun aşılması için hangi yolların denenmesi gerektiği hususlarında , düşünme sistematiklerinde bir ışık yakmak ve kapı aralamak amacını gütmektedir.

    " Hiçbir şey imkansız değildir. Denenmemiş yol, çalışılmamış ders vardır. "

    Maddenin temel yapı taşı "atom"dur. Bizi ilgilendiren kısım da, atomun ta kendisidir.

    Bohr modelini temel alacağız. Çünkü bu model, günümüzde malzeme biliminde geçerli kabul edilen çoğu fikir ve kuramı anlamamız için gereken altyapıyı bize sunuyor.

    Bohr’a göre atom üç temel parçacıktan oluşuyor: artı yüklü proton, eksi yüklü elektron ve artı ya da eksi yükü olmayan nötron. Protonlar ve nötronlar kümelenerek atomun çekirdeğini oluşturuyorlar. Eksi yüklü elektronlar ise, güneşin etrafinda dönen gezegenler misali, çekirdeğin etrafında dönüyorlar.

    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  20190727_134522.jpg
Görüntüleme: 48
Büyüklüğü:  98.8 KB (Kilobyte)
ID:	252089


    Anlaması kolay, oldukça basit bir tarif. Bohr’a göre doğadaki bütün atomlar temel olarak bu üç parçacığın bileşiminden meydana geliyor. Bu noktada aklımıza şöyle bir soru geliyor olabilir: Peki ama eğer bütün elementler aynı parçacıklardan oluşuyorsa, bir elementi diğerinden farklı kılan bir şey olması lazım?

    Elementleri birbirinden ayıran fark, içerdikleri proton sayısı. Her elementin çekirdeğinde farklı sayıda proton bulunuyor. Bir elementin sahip olduğu bu proton sayısına o elementin*atom numarası*adını veriyoruz. Örneğin, eğer tek bir proton içeren bir atom çekirdeği varsa karşımızda, atom numarası*1*olan hidrojenden bahsediyoruz demektir. Eğer yirmialtı proton kümelenmişse bir çekirdek içinde, karşımızdaki elementin demir olduğunu anlıyoruz. Yetmişdokuz proton varsa, altın.

    Biraz da atomların sahip olduğu elektron sayısından bahsedelim.

    Not: Atomdan sonra bizi ilgilendiren en önemli şey, ELEKTRONDUR.

    Bir atom tek başına ele alındığında herhangi bir elektrik yükü içermez. Bu nedenle, bir atomun elektrik yükünü sıfırlayabilmesi için, içerdiği her artı yüklü protona karşı bir elektron içermesi gerekiyor; yani proton sayısına eşit sayıda elektrona sahip olması gerekiyor. Örneğin, yukarıda bahsettiğimiz hidrojen atomu tek bir proton içerdiğine göre, bu artı yükü sıfırlayabilmesi için tek bir elektrona sahip olması yeterli oluyor. Eğer yukarıda sözü geçen yirmialtı protonlu demir atomunu ele alırsak, cevabı basit: yirmialtı elektrona sahip olmalı ki, toplam elektrik yükü sıfırlanabilsin.

    Atom altı parçacıkları tek başlarına ele aldığımızda, bu parçacıklarda elementleri birbirinden ayırmamızı sağlayacak herhangi bir fark göremiyoruz. Elektron da, proton da, nötron da doğadaki bütün atomlarda yer alıyorlar. Ama bu parçacıkların belli bir sayıda bir araya gelmesiyle ortaya çıkan atomun, doğadaki her element için farklı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle, atomdan küçük parçacıklar bulunmasına rağmen atomu tek bir parçacık olarak farz edip, malzemelerin birçok özelliğini anlamak için bu kavramdan faydalanabiliyoruz.

    Elektronlar, atom çekirdeğinin etrafında Bohr atom modelindeki yörünge tarifini andıran belli enerji seviyelerinde yer alıyorlar. Bir enerji seviyesi (kabuk)atom çekirdeğine ne kadar yakınsa, sahip olduğu enerji düzeyi o kadar düşük oluyor. Dolayısıyla, o enerji seviyesindeki elektronlar da, o ölçüde daha düşük enerjiye sahip oluyor. Bu da demek oluyor ki, bir elektron atom çekirdeğinden ne kadar uzakta ise, o kadar yüksek bir enerji seviyesinde yer alıyor. Bu enerji seviyelerine aynı zamanda elektron kabuğu adını da veriyoruz.

    *** Aşağıdaki paragraf can alıcı altın vuruşu yapar.

    ***Bir atomun en yüksek enerji seviyesinde bulunan, yani en dış elektron kabuğunda yer alan elektronlarına, değerlik elektronu adını veriyoruz. Değerlik elektronları, elementlerin kimyasal özelliklerinin belirlenmesinde etken oldukları gibi, bir elementin diğer elementlerle bağ kurup kurmayacağını da belirliyorlar.

    "Atomlar Arası Bağlar (yani metaller arası bağlar)"

    Atomlar bir araya geldiklerinde birbirleriyle farklı şekillerde etkileşebiliyorlar. Bu etkileşimin doğası atomların sahip olduğu elektron sayısı ile belirleniyor.

    Atomlar arası bağlar konusunun temelinde gayet basit bir fikir yatıyor. Periyodik cetvelin en sağ sütunundaki elementleri biliyorsunuz. Soygaz adı verilen, neon ve argon benzeri bu elementler, kimyasal açıdan son derece düşük reaktifliğe sahipler. Başka bir elementle, hatta kendi aralarında bile etkileşime girmek istemiyorlar. Bu yüzden de daima gaz fazında bulunuyorlar. Bu kadar kendi hallerinden memnun olmalarının nedeni, en dış yörüngelerinin tamamen elektronla dolu olması; yani sekiz elektron bulunması. Dolayısıyla ne bir elektron alma, ne de verme eğilimindeler.

    Buradaki anahtar nokta, bir atomun en dış yörüngesi tamamen elektronla dolu olduğunda diğer atomlara ilgisini kaybediyor olması. Bunun nedeni, atomların birbirlerine en dış yörüngelerindeki elektronlar vasıtasıyla bağlanıyor olmasından kaynaklanıyor. İki atomun birbirine bağlanabilmesi için en dış yörüngelerindeki* elektron sayısının sekizden az olması gerekiyor. Eğer bir atomun en dış yörüngesi tamamen elektronla doluysa, yani sekiz elektron bulunuyorsa, diğer atomlarla etkileşebilmesi, yani elektron paylaşarak bağ kurabilmesi mümkün olmuyor.

    Atomlar bir araya geldiklerinde, her atom en dış yörüngesini tamamen elektronla doldurabileceği şekilde diğer atomlarla etkileşmek istiyor. Bir anlamda soygaz konfigürasyonuna ulaşmaya çalışıyor da diyebiliriz. Bu da atomların en dış yörüngelerindeki elektronlarını paylaşmalarıyla sağlanıyor.

    *** Atomların birbiriyle kurdukları bağlar çeşitli şekillerde oluyor. Bizi ilgilendiren kısım ise "Metalik bağ " dır.

    " Metalik Bağ "

    Bir atomun en dış yörüngesinde dörtten daha az sayıda elektron bulunuyorsa, diğer atomlarla bir ya da birkaç çift elektron paylaşarak soygaz niteliği kazanması, yani en dış yörüngesine sekiz elektron alabilmesi mümkün olmuyor. Çünkü sekiz elektrona ulaşabilmesi için o kadar çok atomla bağ kurması gerekiyor ki, o kadar çok sayıda atomu çevresine sığdıramıyor.

    Bu durumda atomlar bir araya geldiklerinde sahip oldukları bütün dış yörünge elektronlarını ortak bir elektron bulutuna bırakarak soygaz niteliği kazanmaya çalışıyorlar. Bu elektron bulutuna geçen elektronlar artık herhangi bir atoma ait olmaktan çıkıp, aynı anda bütün atomlara ait olan ve bütün atomları saran bir bulutun parçası konumuna geçiyor.

    Elektronların serbestçe hareket edebildiği bu bağ türü kovalent ve iyonik bağa kıyasla daha zayıf bir etkileşim ortaya çıkmasına neden olurken, metalik malzemelerin diğer malzemelere kıyasla daha kolay şekil kazanabilmelerine de olanak sağlıyor.

    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  20190727_140829.jpg
Görüntüleme: 46
Büyüklüğü:  545.5 KB (Kilobyte)
ID:	252090


    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  20190727_140816.jpg
Görüntüleme: 48
Büyüklüğü:  490.0 KB (Kilobyte)
ID:	252091


    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  20190727_140759.jpg
Görüntüleme: 49
Büyüklüğü:  428.1 KB (Kilobyte)
ID:	252092

    Sadete gelirsek ;
    Yukarı da 3 metalin elektron yapısını paylaştım. Altin, gümüş ve bakır. Bu metaller diamanyetiktir. Ve son kabuklarında "1" adet elektron bulundururlar.

    Kabuk : Atomun etrafindaki her halka birer kabuktur.

    Son kabukta 4 ten daha az elektron bulundurdugu icin, bu elektron/elektronlar (ki bizim örneğimizdeki 3 metalin son kabuğunda üçünde de 1 elektron var) " ortak bir elektron bulutuna" geçiş yaparlar. Bazı ustalar buna "serbest elektron çarpışması" derler.

    Serbest denmesinin nedeni de , bu bulut içindeki elektronlar düzensiz yörüngelere sahip olup, hem her atomun elektronu hem de hicbir atomun elektronu degillerdir.

    Elektron bulutu oluşturan bu son kabuktaki elektronlara ben "haşarı çocuk" diyorum. Çünkü bu elektronlar en yüksek enerji seviyesine sahipler. Neden ? Çünkü en son kabukta yer alıyorlar.

    *** Aradığınız X bir metalin elektron dizilimine baktığınızda , son kabuğundaki elektron sayısı 4 ten küçükse, bilin ki o haylaz çocuk/çocuklar çoktan elektron bulutu oluşturdular. Ve siz yalın çubuk çektiğiniz zaman doğruca bu haylaz çocuğa gitme ihtimaliniz cok yüksek. (kesin tabir de kullanırdım ama böyle iyi)

    Çubuk önce haylaz cocugu bulur, noktalar, sinyalini verir.
    Yani sapma denen sahte sinyalin faili diamanyetik metallerin son kabuklarındaki elektronlardir.
    Sizin noktaladiginiz şey ise, hayalinizdeki değil sadece buluttur..

    Velhasıl kelam, yalın çubuk ile "haydi" gibi dağlarda sekerek diamanyetik metali noktalayamayabilirsiniz. (Ihtimaller iyidir)

    Elbetteki cozumsuz bir problem yoktur. Çözüme ilişkin cümle;
    Çalışılmamış ders, denenmemiş yol vardır..

    Son olarak metallerin nasil, niye frekans yaydigini ve cubugun yakaladigi seyin ne olduguna bir örnek ile değinmek istiyorum.

    Bir plastik top düşünün. Tek bir noktasından da lastik bir ip ile bir yere astiginizi hayal edin.
    Topu alttan avuçlayıp 1 cm aşağı çekin ve birakin.
    Lastiğin etkisiyle yukarı bir parça ivmelenip sonrasında eski haline gelecektir.
    Atomlarda aynı bu top ornegindeki gibi durmadan titresirler. Ve bu titresmelerinde etrafindaki tum elektronlar farkli yerlere kumelenip yer/yön degistirirler. Ortalama saniyede 1 milyon turdan daha fazla hızlı hareket ederler. Elektronlar bu salınımı 360⁰ frekans yaymasina neden olur. Frekansın yayılmasına sebep olan elektrondur.
    Çubukta bu frekansı algılar ve bize yön verir.

    Sağlıcakla kalın..


  2. #2
    Senin konu basligini yiriim ben.....kara gozlerinden sen suclusun .gibi olmus

  3. #3
    Alıntı Mal bulanındır Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Senin konu basligini yiriim ben.....kara gozlerinden sen suclusun .gibi olmus
    Seri cinayetlerin eli kanlı katili ))

  4. #4
    Geriye de birsey kalmamis kardasim.
    Emeklerine saglik.

    Konuyu Cubuk Katagorisine aliyorum.
    Arayanlar istifade etsinler insallah.
    RESİM NASIL ÇEKİLMELİ BU LİNKTEN OKUYUNUZ LÜTFEN :
    Fotoğraflama nasil olmali..!!! - çözüm için en önemli konu: | Define Sohbeti - Define İşaretleri Çözümü


    Yaptığım Yorumlar Resmi İzin Alınma Aşaması Öncesi Bilgilendirme Amaçlıdır.


    " SEVELİM SEVİLELİM, BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ."


    KORK O MAHKEMEDEN, HAKİMİN KENDİSİ ŞAHİTTİR.





  5. #5
    Alıntı BulursamKader25 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Geriye de birsey kalmamis kardasim.
    Emeklerine saglik.

    Konuyu Cubuk Katagorisine aliyorum.
    Arayanlar istifade etsinler insallah.
    Nasıl uygun görüyorsanız hocam.
    Sagolun..

  6. #6
    [MENTION=22831]Trakyalı81[/MENTION] napin gözüm senn faili meçhül işleremi daldınn nasayamı bağlandın rojetmi attın yoğsa venüsde ar-ge yaptında haberimizmi yog

  7. #7
    Alıntı kaynak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    [MENTION=22831]Trakyalı81[/MENTION] napin gözüm senn faili meçhül işleremi daldınn nasayamı bağlandın rojetmi attın yoğsa venüsde ar-ge yaptında haberimizmi yog
    Kafa göz daldım dia'larin fena canını yaktım ustam.
    Ciğerlerini söktüm )))

  8. #8
    Alıntı Trakyalı81 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kafa göz daldım dia'larin fena canını yaktım ustam.
    Ciğerlerini söktüm )))
    şincik diyiverim sana gözüm bu kadarrr bilgiyi araştırıp keza okuyup atomun kafasına furamazsan " sarı kart " ritüelde duruyor direk gösteririm haberin olsun )) eletronlara kafamı dalarsın çiftmi girersin bilemem artıkın yarıpp geçmen lazım ama dimi doğruyu konuşuyorum

  9. #9
    Alıntı kaynak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    şincik diyiverim sana gözüm bu kadarrr bilgiyi araştırıp keza okuyup atomun kafasına furamazsan " sarı kart " ritüelde duruyor direk gösteririm haberin olsun )) eletronlara kafamı dalarsın çiftmi girersin bilemem artıkın yarıpp geçmen lazım ama dimi doğruyu konuşuyorum
    Inşallah (:

  10. #10
    Yüzeysel anlatım bu şekilde ise maşaallah demek lazım ustam. Haylaz çocuk ve bulut yerinde benzetmeler olmuş ustam tebrik ederim

  11. #11
    Alıntı Mushap Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yüzeysel anlatım bu şekilde ise maşaallah demek lazım ustam. Haylaz çocuk ve bulut yerinde benzetmeler olmuş ustam tebrik ederim
    Eyvallah ustam sağol.
    Mevzu cok daha derin ama bu kadarıyla anlaşılmıştır diye tahmin ediyorum.
    Kale alanlar için tabi (:

  12. #12
    [MENTION=22831]Trakyalı81[/MENTION] ustam değerli çalışmaların için teşekkür eder, emeğinin karşılığını almanı dilerim.
    en dış halkadaki elektronların sayısı 4 den az olunca başka bir elementin en dış elektronu ile etkileşime girmesi, mesela altının sadece gümüş ve bakırla karışımı kabul etmesini yani elementlerin birbirleriyle fiziksel karışımımı açıklıyor? benmi öyle anlıyorum? yani altın gümüş eritilerek bi sikke yapılınca dış elektronlar birbirlerine bağlanıyor, mesela bir tanesini ele alırsak , 360 derece etrafında diyelim 10-15 altın,gümüş karışık atomları yan yana gelince en dıştaki haylaz çocuklar kendi aralarında o 10-15 atom çevresinde rastgele yörüngeyle dolanıyorlar gibi mi düşüneceğiz? bu durumda bu en dış halkadaki elektronlar komple o ortamı terkedip gitmeyeceklerdir yoksa atomların elektron sayıları eksilmiş olacaktır değil mi? yok kopmayacaksa yukarı çıkan ve kuzey kutbuna akan sinyal nedir? çubukların yakaladığı nedir?

  13. #13
    [MENTION=22831]Trakyalı81[/MENTION]
    Olmamiş dostum bukadar okunmaz bana pratikte göster meziyetlerini...
    Eline emeğine sağlık....

  14. #14
    Beta parçacıkları,*atomun çekirdeğinden yayılan elektronlardır ve sadece bir negatif yüke sahiptirler. Bunlar, alfa parçacıklarına göre madde ile daha az etkileşime girerler ve böylece maddenin daha içlerine nüfuz edebilirler. Plastik veya metal gibi ince nesnelerle durdurulabilirler.

    Nötronlar,*atomun çekirdeğinde bulunurlar ve çarpışma veya fisyon ile açığa çıkarlar. Proton ile yaklaşık aynı kütleye sahip elektriksel olarak yüksüz parçacıklardır. Yüksüz oldukları için madde ile zayıf etkileşime girerler ve dolayısıyla madde içerisine kolaylıkla nüfuz edebilirler ve kolayca durdurulamazlar.

    Gama ışınları ve X-ışınları, her ikisi de elektromanyetik dalgalardır. Gama ışınlarının kaynağı atom çekirdeğidir ve atom elektron seviyelerindeki değişim sonucu meydana gelir. Röntgen ışınları da denilen*X*ışınları, görünür ışık ve mor ötesi ışınları gibi dalga şeklindedir. Bir atoma dışarıdan gelen veya gönderilen yüksek enerjili elektronlar o atomun ilk halkalarından elektronlar koparırlar. Atomdan kopan bu elektronun yerine daha yüksek seviyelerden (üst halkalardan) elektronlar atlayarak kopan elektronun yerindeki boşluğu doldururlar. Bu sırada ortaya çıkan enerji fazlalığı X ışını şeklinde dışarı salınır.

    [MENTION=22831]Trakyalı81[/MENTION] ustam buda benden bir ilave olsun.

  15. #15
    Alıntı Nasip34 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    [MENTION=22831]Trakyalı81[/MENTION] ustam değerli çalışmaların için teşekkür eder, emeğinin karşılığını almanı dilerim.
    en dış halkadaki elektronların sayısı 4 den az olunca başka bir elementin en dış elektronu ile etkileşime girmesi, mesela altının sadece gümüş ve bakırla karışımı kabul etmesini yani elementlerin birbirleriyle fiziksel karışımımı açıklıyor? benmi öyle anlıyorum? yani altın gümüş eritilerek bi sikke yapılınca dış elektronlar birbirlerine bağlanıyor, mesela bir tanesini ele alırsak , 360 derece etrafında diyelim 10-15 altın,gümüş karışık atomları yan yana gelince en dıştaki haylaz çocuklar kendi aralarında o 10-15 atom çevresinde rastgele yörüngeyle dolanıyorlar gibi mi düşüneceğiz? bu durumda bu en dış halkadaki elektronlar komple o ortamı terkedip gitmeyeceklerdir yoksa atomların elektron sayıları eksilmiş olacaktır değil mi? yok kopmayacaksa yukarı çıkan ve kuzey kutbuna akan sinyal nedir? çubukların yakaladığı nedir?
    Sn ustam,
    Metallerin eritilip karıştırılması olayına girmek istemiyorum. Bundan ziyade fokusu sahte sinyalin kim olduğunu, nereden geldiğini, neye nasıl etki ettiğini bilimsel olarak ortaya koymak istedim.
    Ayrıca yazdıklarım altına özel değildir. X diamanyetiklere özeldir.
    Ayrıca bildiğim kadarıyla altın sadece gümüş ve bakıri değil çinko ve nikeli de kabul eder.
    Kuzey kutbuna akan sinyal , yerden belirli bir yüksekliğe ulaştıktan sonra kuzeyin çekim gücüne girmesidir ki bu benim çalışmalarımı etkileyen bir şey değildir.
    Zira 2 m ek ayak takip yüksekte sinyal kovalamam (:
    Bir elektron bulutunun , bizim haylaz çocuğun sinyali var bir de merkezin gerçek sinyali..
    Gerçek olan kamufle etmiş kendini pusuda bekliyor...

Sayfa 1/3 123 Son
 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş