1. #1
    Koray Kor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    553
    Tecrübe Puanı
    10
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **

    Define ile Cin İlişkisi, Cinlerden Korunma

    Definecilik yapanlar eğer “Cin’’ faktörüne inanıyor ve tedbir yoluna gidiyorlarsa; onları üç safhada problemler bekliyor demektir:


    1-Kazı öncesi
    2-Kazı esnasında
    3-Emanetin alınması ve sonrasında


    Arayıcılar başlıca bu üç noktada sıkıntı yaşamaktadırlar. Çoğu kişide başarı yada başarısızlığını bu alanda yaptığı çalışmaya bağlamaktadır. Esasen bu konudaki sıkıntının asil kaynağı, definecinin yeterli bilgiye sahip olmamasıdır.
    Peki; ardı ardına üç noktada yaşana bu sıkıntıların kaynağı ve mahiyeti nedir?


    Cinlerin Defineyi Koruması:


    Anlaşılacağı üzere cinlerle insanlar arasında bazen direkt, bazen endirekt (dolaylı) bir bağlantı olduğuna dinsel açıdan bir inanç taşınmaktadır. Bu gerçek, çok uzun çağalardan beri insanoğlunun gündeminde bulunduğu için ,her devrin insanı az veya çok cinle uğraşanlarla temas kurmaktan uzak kalamamıştır. Bunda inançların olduğu kadar içinde yaşanan toplumların kültürel etkisi de büyüktür.


    Banka ve koruma sistemlerinin hiç bulunmadığı çok eski çağlarda saklanacak parası veya eşyası olan insanlar, onu en iyi saklama yeri olarak ya gizemli yerlerdeki kayalar, ormanlık alanlar ya da işaretlerle yeri belirlenebilecek arazi parçalarını seçmişlerdir. Yaşadığı dönemde de gizliliğe riayet ederek kimselere görünmeden ve özelikle konuşmadan parsını gömen insanoğlu, ayrı bir tedbire daha başvurmuştur. Bu da o günkü bilgiler ve uygulamalar doğrultusunda parasını tılsımla, büyüyle‘alınmaz-bulunmaz’ hale getirmektir. Töreleri, inançları ve adetleri ne olursa olsun bu insanlar büyük ekseriyetle paralarını cin aleminden oluşan muhafızlara teslim etme geleneğini sürdürmüşlerdir.


    Koruma sahiplenme olayı iki şekilde gerçekleşmektedir.


    1- Tılsım uygulaması
    2- Sonradan sahiplenme


    Şžimdi bunları kısaca açıklayalım. Ancak bu açıklamalara geçmeden önce yine belirtelim ki, yukarıdaki sınıflandırma ve buna bağlı açıklamalarımız, herhangi bir şekilde pozitif bilim tabanına oturmayan, bununla beraber İslam inancı açısından da herhangi bir ilim dalı içinde şekillenmeyen tespitlerdir. Konumuza kaynak olan hususlar ise tamamen folklorik ve anonim ifadelerdir.


    Tılsım Uygulaması


    Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, banka benzeri bir koruma yolunun olmadığı eski çağlarda, kendimizi o devrin insanı yerine koyarsak; gömme dediğimiz işlemin haklılığını da görmüş oluruz. Eski çağ insanı elindeki para ve mal varlığını gömerken iki hususu ön plana çıkarıyordu.


    -Ben saklarken başkası görmesin, başkası almasın,


    -Sakladığım yeri bulmam için işaret, iz koymam lazım.


    -tilsim-nasil-yapilirjpg


    Konumuz olması nedeniyle birinci şıkkı biraz açalım.


    Çok tabii olarak saklanacak(gömülecek) mal ve para varlığı kıymet ifade ettiği içindir ki kimseler tarafından bilinmemesi gerekir. Bunun için eski çağ insanı parasını gömerken ıssız, sessiz ve gözden uzak bir mahalli seçecektir. Bu nedenle de kimsenin olmadığı bir anı, büyük bir ihtimalle de gece vakitlerini seçecektir. Bu; kendi mantığı açısından haklı ve doğru bir yoldur. Burada bizi ilgilendiren husus; malın korunmasına yönelik alınacak tedbir konusudur. Sakladığı malın başında 24 saat bekçilik yapamayacak olan eski çağ insanı, görünmeyen alemdeki muhafızların yardımına başvuracaktır. Bu; “Cinlerin bekçiliği”nden başka bir şey değildir.


    Gömücü kendisi biliyorsa, bildiği metotlarla bu işi yapar. Değilse yaşadığı dönemin bu işte uzmanı olan cinci, büyücü vasıflı bir kişinin yardımıyla sakladığı paranın başına cinleri koruyucu olarak görevlendirir. Bunların sayısı kullanılan tılsımın cinsine göre bir veya birden çok fazla olabilir. Bu; definenin büyüklüğü ve önemi ile de yakından ilgilidir.


    Yaratılışı itibariyle belirli dua ve kelimelerin çok sayıda tekrarı ile temas kurulan cin taifesi, bu bekçiliği rahatlıkla yapabilmektedir. Bunun süresi asırlarca dahi sürebilir. Burada bir başka inanış da şudur; Cinler, yaşamları için ihtiyaç duydukları enerjiyi diğer yollarla birlikte altının radyasyonundan temin etmektedirler. Bu da cinlerin muhafızlık yaparken mutluluk duyacakları ayrı bir husustur.


    Burada asıl olan gömü üzerine manevi işlem yapan kişilerin dinli ya da dinsiz olmaları değil, cinlerle temas kurma bilgisine ve onları kullanabilme dirayetine sahip bulunmalarıdır. Geçmişte bu işi yapanlar Yahudi, Süryani, Hristiyan ve Mecusi her inanıştan insanlar olabilirler. Hatta ateistler de bu işi yapabilirler. Bu hiç fark etmemektedir. Bu işi yapan insanlar“Azaim” dediğimiz ilim dalıyla uğraşıp cinleri hizmetlerinde kullanabilen insanlardır. Emir altına alınan ve bizim “Hüddam” dediğimiz bu varlıklar, artık aldıkları emir doğrultusunda ve sahiplerinin üzerine çıkabilecek bir güç olmadıkça, bekçiliğini yaptıkları emaneti bir başkasına kesinlikle vermezler, veremezler. Ölümleri ve sakatlanmaları pahasına da olsa bu değişmeyecektir.
    Bu durumu böyle belirttikten sonra, yapılan büyü ve tılsım işleminin mahiyeti, yöntemleri yapanları hakkında açıklamaya geçelim;


    a- Kilise paralarına yapılan tılsımlar. Genelde kiliselere devam edenlerin ayin sonrasında, çıkış esnasında kilise için yardım mahiyetinde bıraktıklarıyla, derebeylerin ya da diğer idarecilerin pay olarak papazlara gönderdikleri paralar için yapılan büyüdür. Bunlara kahinlerin yaptıkları dinsel içerikli diğer büyüleri de katabiliriz. Bu paralar çok büyük ihtimalle kilise ayin salonunun alt kısmında bulunan papaz odasında saklanırdı.


    Birde idareci konum yüklenmiş olan papazların –ki bu papazlar çok varlıklı kişiler olurdu-mezarları yakınına gömülen paralar için yapılan büyülerdir. Daha ziyade geç Roma vb. Bizans dönemleriyle, ermeni yaşantısı olan bölgelerde bu durum sıkça görülür. İşte bu türden olan para, ziynet eşyası gibi gömülere papazların ve kahinlerin en kuvvetli biçimde uyguladıkları “papaz büyüsü ” ya da “kara büyü” denilen yöntem uygulanırdı.


    Tılsımları büyü yöntemleri bugün artık bilinen bu işlerin yapıldığı yerler, kazı esnasında çok zaman problem çıkarır. Buralarda kazı ile beraber yılan, zenci adam, köpek vb. canlı mahlukat çalışanların karşısına çıkabilir.


    b- Devlet paralarına yapılan tılsımlar: Devlet idarecilerinin yada önde gelen toplum liderlerinin çoğu kez devlete ait yada savaş ganimeti olan paralara yapılan tılsımlardır. Mahzen, mağara veya kayalık korunakların benzeri yerlere sakladıktan sonra, çalıştırdıkları insanları öldürerek tılsım yapılır. Tılsımın çözümü bu tür yerlerde insan kanı istemektedir. Zira gizliliği sürdürmek üzere insan kanıyla “bağlılık” sağlanmıştır. Böyle yerlerden para alan insanların çok kısa zaman içinde bela ve musibetlere maruz kaldıklarını, ardından ölüm haberlerini bu işle uğraşanlar sıkça duyarlar.


    c- Kişisel define tılsımları: Gayrı Müslim din adamlarının define üzerine cin çağırarak onları paraya bekçi yapmalarıdır. Burada daha ziyade; papaz büyüsü, karanlık büyü, kan büyüsü, hayvan(yılan, kurt, ejderha vb.) büyüsü, ifrit tılsımı, utarit büyüsü gibi pek çok uygulamalar yapılır. Bunların her birinde çok sayıda cin muhafız bulunmaktadır. Bu sayı 7 ile 21 arasında olabileceği gibi bir ordu halinde de olabilir. Cinler padişahının koruması altında da olabilir. O takdirde değil defineyi almak, yanına sokulmak dahi riskli olabilir.


    Ancak bağı yapan insanların metodunu bilen insanların, aynı güç ve dirayetinin olması şartıyla bu tür tılsımlar çözülebilir. Definecilerin zaman zaman tılsım çözdürmek için yanlarında götürdükler “hoca” denilen bazı kişilerin çarpılma sebebi de budur. Olur olmaz birkaç dua öğrenenin yapacağı iş olmadığını bilmek gerekir. İşin ağırlığını bakımda gören kişiler ise bu tür yerlere gitmekte ayak diretirler. Bu tür büyüler mezarda yatanlara ve bırakılan armağanlara uygulanır.


    Cinlerle temas kurulabilir mi?


    "Bazı insanların ruhları cinlerle temas etmeye, yani ilişki kurmaya müsaittir. Bu tip insanlar çabuk trans haline geçip, bizim buudarımızın dışına çabucak çıkabilirler. Bu sebeple böyle ruh yapısına sahip olan kimseler, cinlerinm alemine geçip, onların buudlarına girebilir ve onların dilleri ve haberleşme usulleri ile haberleşebilirler. Bu bir fıtrat ve yapı meselesidir. Ancak, bundan bir insani üstünlük anlamı çıkarılmamalıdır.


    Evet, görülmeyen bu kuvvetlerin tabi oldukları belli prensipler vardır. Dolayısıyla insan her arzu ettiği yerde bunlara iş yaptıramaz. Zira onlar, Allah'ın tayin ettiği buudun dışında iş yapamazlar. Kişi, mazhar olduğu bir kısım esma ve kelimeleri sırlı kilitleri açar gibi kullanıp, cinlerle temasa geçebilir ama, cinler kendilerine verilmeyen imkanları kullanamazlar. Bu itibarla her insan, cinlerden istifade edemez, eden d, onları her arzusunda kullanamaz. bununla birlikte, bazı kelimeleri cinlere ait birer kod, birer telefon numarası gibi çevirip, belirli şekillerde ve belirli sayıda tekrarlayarak, onlarla irtibat kuran insanlar da az değildir.


    -tilsimjpg



    Bir takım yolları ve usulleri olmakla beraber cinlerle irtibat kurma, mürşit ve rehber ister, o işin ehli olmayı gerektirir. Usul, prensip ve rehber olmazsa, hata ve yanlışlıklar yapıp paçayı kaptırma ihtimali de vardır. Bu tür şeylerle meşgul olanların gözleri mana alemine açık değil ve kendileri ayaklarını basacakları yeri bilemiyorlarsa, o zaman habis ruhların saldırısına uğrarlar; onların hakimiyeti altına girerler ve onların oyuncakları olurlar. Netice de cinler, böyle kimseleri bazen gurur ve kibre sevk eder, okşayıp şımartır; yeri ve zamanı gelince de korkutup tehdit ederek tesirleri altına alırlar ve kendi hesaplarına konuşturup, iş yaptırırlar. Nitekim 20,asırda Hindistan'da Gulam Ahmed Kadıyani, böylesi habis ruhların kurbanı olmuştur. Hint Yogizm'ine karşı Fakirizm yolunda İslam adına mücadele etmek istemiş, fakat habis ruhların sldırısına uğrayıp, oyuncakları haline gelmiş.... Habis ruhlar, önce kendisine müceddid olduğunu kabul ettirmişler; sonra da mehdiliğine, ardından da İsa-Mesih olduğuna inandırmışlardır."


    Cinlerin insanlara yapabilecekleri


    İman etmeyen cinler insanlarla içiçe yaşadıklarından birçok kimsenin ne durumda olduklarını bilirler ve cinler kendi aralarında birçok insan ile ilgili konuşmalar yaparlar. İnsanların manevi olarak hassaslaştığı, sıkıntılı olduğu dönemlerde, ekseriyetle kalplerine ve beyinlerine hükmederek bilhassa vesvese yolu ile sıkıntı verirler, yanlış yollara sevk etmek için yönlendirirler. İnsanları, imanlarından uzak tutabilmek için ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Kimi insana vesvese ile, kimisine görünmek sureti ile kendilerini hissettirirler. Yılan, akrep, kedi, köpek ve deve halinde görünürler. Cinler değişik şekil ve suretlere girebildiklerinden dolayı, herhangi bir insan sureti ile de gözükebilir. İnsanlara musallat döneminde ekseriyette geçmişi hatırlatırlar. Cinlerin musallat olması ise bu şekilde başlar. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "Cinlerin ve insanların nazarından Allaha sığınırım." Yine bir hadis-i şerifinde "Şeytan yani şeytan cinler adem oğlunun damarlarında kanının dolaştığı gibi dolaşır" demektedir. Cinler ekseriyette rahatsız ettiği insanların gözlerine bir takım hayali görüntüler verirler.


    Cinlerden korunma


    Euzü besmele ile ,


    1- Muminun 97-98 : Rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatini ve euzü bike en yahdurun.
    2- Nas - Felak sureleri
    3- Ayet’el - Kursi suresi
    4- Abdestli dolaşmak


    Her hastalığın ilacı ayrı ayrıdır... Kafir cin musallatına karşıda ilaç yukarıdaki dualardır. Özellikle uykuda (karabasan), ruh çağırma, tenasüh (!) olaylarında ..

    -define-cinijpg


    Cinlerin insan bedenine hükmü ve yapılması gerekenler.


    Cinlerin insan bedenine girebildiği bir gerçektir. Bunların bedene giriş yolları ve bedende olduklarının alametleri vardır.


    Cinlerin insan bedeninde olduklarının alametleri şunlardır:


    Cin bedennin tamanına girerse bedende ağrı , sancı ve titreme olur. bazen bu uyuşukluk olarak ortaya çıkar. Cin bedenin bir uzvuna girer ve orada belli bazı hastalıklar olur mesela bazen kısmi felç gibi el veya ayaklar tutmaz hareket edemez. Uzun zamandır bedendedir , fakat vücutta herzaman durmaz gelir vurur ve gider.


    Cinler insan bedenine nasıl girer ve nerede durur?


    İbni Abbas (radiyallahu anh) şöyle buyuruyor:


    "Cinler ateşin duman tarafından yaratılmıştır."


    Duman ise insan vücuduna rahatlıkla girebilir.(sigara dumanının girmesi gibi.) Çoğunlukla beyinde karar kılarlar. Çünkü Oradan diğer uzuvlara hükmetmesi daha kolay olur. Hastanın dilinden konuşan bazı cinlerde , beyinde olduklarını haber verirler. Cinler beyne girip yerleştikleri gibi , vücudun herhangi bir yerinede girip yerleşebilir, ağrı ve sancıya sebep olabilirler. Fakat bu ağrı ve sancılar cinlerden kaynaklanabileceği gibi tıbbide olabilir.
    Hastada bu alametlerin hiç biri olmasada bedende cin olduğu anlaşılabilir. Şöyleki; hastanın sağ kulağına ezan okunmaya başlayınca açık alametler görünmeye başlar. Hastanın bayılması, çığlık atması, titremesi, ellerini gözlerine kapatması, ağlaması gibi.


    Cinin hazır olduğunu nasıl anlarız?


    Cin eğer hastanın içinde ise okunma esnasında şu alametler zuhur eder.


    Cin bağırmaya başlar, sızlanır, hatta cinnin durumuna göre hastanın dilinden konuşur.
    Hasta sağa sola sert bir şekilde bakmaya başlar yada gözlerini kapatır.
    Vücudu titremeye başlar, sağa sola döner.
    Hasta bayılır ve cin hastanın dilinden konuşur. Bazende cin adını söyler.


    Cinleri evden uzaklaştırmak Cinler bazen evlerde gözükerek , bazende ev halkına eziyet ederek rahatsız ederler. Hatta evin içine pislik, taş gibi şeyler atarlar. Bazan evde 5 kişilik yemek pişer 10 kişi yiyormuş gibi çabuk biter. Bazen evde 3- 4 kişi olduğu halde on kişi varmış gibi fazla ses çıkar.
    Sayılan bu evler ya kimsesiz evlerdir ki , cinler orada mesken kurarlar, yahutta içindeki insanlar islâmı yaşamadıklarından o evin malından , evladından ve hanımından istifade ederler onlara ortak olurlar. Allah'u Teale Kur'an-ı Mecidinde mealen:


    " Onlara mallarında ve evlatlarında ortak ol" buyurmaktadır.
    İnsan İslamdan uzaklaşınca bu ortaklık her zaman olabilir. Allah'a sığınırız.
    Şeytanlar ve cinler insanların bulunduğu mekanda bulunabilir ve beraberce yaşarlar. Şeytanlar insanlarla beraber eve girip aynı evde hatta aynı yatakta uyuyabilirler. şöyleki evde kullanılmayan yataklar bir süre sonra onların kullandığı bir yatak haline gelebilir. Şeytanların sizin evinizde kalmasını istemiyorsanız eve girerken sağ ayakla ve besmele çekerek girmeniz gerekir. bu durumda sizin evinizi mekan edinemezler. Siz yemek yerken sağ elle ve başlarkende besmele ile başlarsanız sizin yemeğinize ortak olamayacaklar, Hanımınızla birlikte olurken " Allahümme inni euzü bike cenn----ş şeytane ve euzübike ma razektena" demeli ve duhul esnasında besmele çekilmeli bu durumda hanımlarınızdan ve çocuklarınızdan onlara pay vermemiş olursunuz. Evet yanlış anlamadınız sizinle beraber cinler/ şeytanlar cisi münasebette bulunabilir bunu ancak yukarıdaki şekilde yaptığınız taktirde engellersiniz ve cinsi münasebet esnasında mutlaka yorganın altında olun yahut en azından üzerinizde bir örtü bulundurun.


    Allah Rasülü (S.A.V.): "Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz" buyurmaktadır.(Müslim) Namaz kılınmayan, Kur'an okunmayan ev mezar gibi olmuştur. Bu eve şeytanlarda cinlerde rahatça girip cirit atarlar. böyle bir evden cinler uzaklaştırılmak istendiği zaman, o cinlere evi terketmeleri için üç gün mühlet verilir. Evden gitmeleri ve ev halkından kimseye gözükmemeleri istenir. Eğer gitmezlerse bolmiktarda su alınır, eller suyun içine konulur, ağız iyice suya yaklaştırılır ve okuma bitinceye kadar öyle durularak şu dualar okunur.


    Önemli not: Kaynak sahisi tavsiyesi, öncelikle evinizde sabahları ve akşamları bir tutam üzerlik tohumunu bir şeyin üzerinde yakarak dumanının evin her tarafına yayılmasını sağlayın (mesela bir teneke kutu olabilir tüpün üzerine koyun içine bir tutam üzerlik tohumu ek olarak bir miktar ak günlük ekleyebilirsiniz) cinler orasını terkeder . Eğer direkt olarak okuma yaparsanız cinler evi dağıtabilir evde cam eşyası ne varsa hepsini kırabilir. onun için ilk önce üzerlik tohumunun yakılmasını tavsiye ederim.


    eğer hala terketmezlerse o zaman okuma yapılır eğer suya bir miktar sirke katılırsa daha tesirli olur. Suyun dökülme usülüde tuvalet ve banyo hariç bütün pervazlara bir miktar serpilerek suyun her tarafa dökülmesi sağlanır.


    Suyu döktükten sonra 4-5 saat süreyle evi terkedin eve hiç kimse girmesin bu zaman zarfında evde birini görürlerse onu çarpabilirler.
    Okunacak Ayetler sırasıyla şunlardır:


    1- Fatiha;


    Bismillahirrahmanirrahıym. Elhamdülillahi rabbi alemiyn Errahmânirrahıym.Maliki yevmiddiyn. İyyâkena'büdü ve iyyakenestaıyn. İhdinassıratal mütekıym. Sıratalleziyne en'amte aleyhim gayril mağdzubi aleyhim veledzaalliyn.


    2- Bakara süresinin ilk dört ayeti:


    Elîf, Lâm , Mîm. Zelikel kitâbü lâraybe fîhi hüdenlilmüttekıyn. Elleziyne yü' minune bil gaybi ve yukıymunessalate ve mimma razeknâ hüm yunfikun. Velleziyne yü'minune bima ünzile ileyke vema ünzile min kablike ve bil âhıratihün yüükınûn.


    3- Ayet-el kürsî


    Allahü lâ ilahe illa hüvel hayyül kayyûmü lâ te' huzühü sinetün vela nevm. Lehü mâ fissemâvati vema fil erdz. Men zellezî yeşfe'u iyndehü illa bi iznihi ya'lemu ma beyne eydihim vema halfehüm vela yuhıytune bişeyim min ı'lmihi illa bima şâ e vesia kürsiyyühüssemavati vel erdz. Ve lâ
    yeûdühü hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym.


    4- Bakara süresi 285-286. ayetler(Amerrasülü):


    Âmenerrasulü bima ünzile ileyhimirrabbihi vel mü'minûn. Küllün âmene billahi ve melâiketihi ve kütibihi ve rusülihi lânüferrikubeyne ehadimmirrusülih, Ve kalû semi'na ve eta'na gufraneke rabbena ve ileykel masıyr. La yükellifullahü nefsen illa vüs'ahê lehea ma kesebet ve ileyhea mektesebet. rabbena lâ tüeahıznâ innesiynâ ev ehta'na. Rabbena vela tehmil aleyna iısran kema hameltehü alelleziyne min kablina. Rabbena vela tühammilna mâ lâ tâ katelena bih. va'fü 'annâ veğfirlena verhamnâ ente mevlâna fensurnâ alel kavmil kâfiriyn.


    5- Alî İmran 18. Ayet:


    Şehidallahü ennehü lâ ilahe illâ hüve vel melâiketü ve ülül 'ılmi kâimem bil kıst. Lâ ilahe illâ hüvel 'aziyzül haküym.


    6- Âraf 54. Ayet:


    İnne rabbekümüllahüllezî halakassemâvâti vel ardza fî sitteti ayyamin sümmestevâ alel arşi yüğşilleylennehara yatlübühü hasisen veşşemse vel kamera vennücume müsahharatim biemrih. Elâlehül halku vel emr. Tebarakellahü rabbül âlemiyn.


    7- Mü'minûn süresi son 113ten 118 ayete kadar:


    Efehasibtüm ennema halekaküm 'abesen ve enneküm ileyna la türce'ûn.Fete'alalahül melikül hakku Lâ ilahe illa hüve rabbül 'arşil keriym. Vemen yed'û me'allah, ilâhen âhara lâ bürhane lehû bihi feinnemâ hisabühü 'ıynde rabbih. İnnehü Lâ yüflihül Kâfirun. Ve kurrabbiğfir verham ve ente hayrurrahimiyn.


    8- Saffat Süresi 1-10 ayetleri:


    Vessâffati saffen, fezzacirati zecran. fettaliyati zikran. inne ilaheküm ilahün vahid. Rabbssemavati vel ardzı vema beynehüma ve rabbül meşarık. İnnâ zeyyennessemâeddünya biziynetinil kevakib. Ve hifzam min külli şeytanim marid.. La yessemme'ûne ilel meleil e'alâ ve yükzefune min külli canib. Dühuranvelehüm azeabün vasib. İllâ men hatıfel hatfete fe etbe'ahü şihabün sâkib.


    10- Haşr süresi son üç ayeti:


    Lev enzelnâ hazel kur'ane âlâ cebelin leraeytehû haşiam mütesaddiam min haşyetillah. Vetilkel emsalü nadzribüha linnasi le'allehüm yetefekkerûn. Hüvallahüllezî la ilâhe illâ hü. Âlimül gaybi veşşehadeti hüverrahmanürrahiym. Hüvallahüllezi lâ ilahe illa hü. Elmelikül kuddüsüselamül mü'minul müheyminülaziyzül cebbarul mutekebbir. Hüvallahül halikul bariül müsavviru lehül esmaül hüsna yüsebbihu lehü ma fissemavati vel erdzi. ve hüvel aziyzül hakiym.


    10- Cin süresi'nin tamamı:


    11- İhlas :


    Bismillahirrahmanirrahiym. Kul hüvellahü ehad. Allahüssamed. Lem yalid. Velem yüüled velem yakün lehü küfüven ehad.
    12- Felak:


    Bismillahirrahmanirrahiym. Kul euzü birabbil felak. Min şerri mâ halak.Ve min şerri gâsıkin izâ vekab. Ve min şerrinneffaseati fil ukad. Ve min şerri hasidin izea hased.
    13- Nas süresi:


    Bismillahirrahmanirrahiym. Kul eûzü birabbinnasi melikinnasi ilahinnas. Min şerril vesvasil hannas. ellezî yüvesvisü fî sudürinnas. minel cinneti vennâs.


  2. #2
    TANRIDAGI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Engellendi
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    220
    Tecrübe Puanı
    0
    Rep Derecesi: **
    cinlerin varligi hepimiin kafasinda yer etmistir. ancak surekli olarak define kazi islemi sirasinda yada ganimeti alirken carpilan insanlarin yada bunlara karsi onlem olarak goturulen hocalarin carpildigi soylentileri ortalikta dolasip durur. amma ve lakin hani kimin basina gelmis dediginizde duyacaginiz seyler bellidir. ya bi arkadasinin akrabasinin basina gelmistir, ya kahvede konusulurken duymustur falan filan. oncelikle sunu soyleyeyim, evet cin dedigimiz varliklar vardir. bunu kabul eden biri olarak diyorum ki, oyle defineye cin muhafiz musallat etmeymis, yok cinler tarafindan sahiplenen defineymis tum bunlar kulliyen uydurma ve sehir efsanesidir. cinlerin isi gucu yokta ganimetemi cokecekler. yada senin benim sakladigim gomuyemi bekcilik edecekler. kazi esnasinda karsilasilan aksilik ve zorluklari cinlere baglamak adet olmus. insanimizin inanci bir rant kapisi olarak gorulmus ve haci hoca takiminada gun dogmustur. sen arastirir yeri bulursun sonra kopek gibi kan ter icinde calisir uc bes biseyler cikarirsin sonrada hoca efendiye doner buyur buda senin payin dersin. yok arkadas bunun adi kerizliktir. madem o hocalarin cinleri var, hoca kendi cinleri sayesinde yer bulsun biz beraber acalim o zaman paylasalim. kazi esnasindaki asiri heyecan, asiri yorgunluk ve yuksek adrenalin insan vucudunu etkiler. aslinda bunu hepimiz biliriz. ama erkeklige bok surmemek adina cinlere bok atip isin icinden siyriliriz. uzun lafin kisasi definede musallat yada muhafiz cin diye bisey yoktur. bu sacmaliklar inancimizi somurmek amaciyla uydurulmus sehir efsaneleridir. saygilar...

  3. #3
    zephyrus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Member
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    96
    Tecrübe Puanı
    7
    Rep Derecesi: **
    Merhaba arkadaşlar, aklıma takılanbirkaç soru sormak istiyorum. cinlerin altını sevdiğini neye görebelirlediniz? İspatı delili ilmi nedir? Diyelim ki cinler altını seviyorbesleniyor ve de bekçilik yapıyorlar,kendileri geldiler yada birisi görevlendirdi (inandığımdan değil ama sorayım)bankalardaki altınların yada dünyadaki altın rezervlerinin cinlertarafından sahiplenilmesi gerekmez miydi? oradaki çalışanların delirmesi ölmesikorkması gerekmez miydi? müzelerdeki görevlilerin( sonuçta bir sürü altındaneşya var) aynı şekilde korkması gerekmezmiydi? Ülkemizde kuyumcu arkadaşlara bulaşan cin olmuş mu? (kiloyla altını varsonuçta), evinde altın olan birisine de cinler bulaşmaz mıydı? bu mantıklayürürsek dünyada ki tüm altınların cinler tarafından sahiplenilmesi gerekirdiama nedense sadece ülkemizde cinler tılsımlar vs var ama dünyada yok J hayırlı günler


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş