1. #1
    degirmenci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.996
    Tecrübe Puanı
    53
    Rep Derecesi: **

    rum çeteleri

    Türk köylerini yakıp yıkan, kadın ve kızların ırzına geçen, halkın mallarını yağmalayan ve Nebyan çeteleridiye bilinen bu çetelerin en önemlileri şunlardı:
    1. Bafra‘nın Kelek köyü çetesi reisi İstavri,
    2. Samsun‘un Taflan köyü çetesi reisi Lefter,
    3. Havza‘nın Köprüdağı köyünden Piç Vasil çetesi,
    4. Osmanbeyli köyünden Piço,
    5. Samsun‘un Kuruökçe köyünden Andon çetesi,
    6. Balık köyünden Endik çetesi,
    7. Karapınar köyünden Piç İlya çetesi,
    8. Kirazlı köyünden Taşçıoğlu kara Sava çetesi,
    9. Bafra‘nın Yayla köyünden kel Sava çetesi,
    10. Samsun‘un Eğribel köyünden Anastas ve dayısının çeteleri,
    11. Aynıdere köyünden Balcıoğlu Deli Yani çetesi,
    12. Havza‘nın Elmalıca köyünden Eleni Çavuş çetesi,
    13. Baratlı köyünden Fali çetesi,
    14. Samsun‘un Beylik köyünden Sarı İstil çetesi,
    15. Kapıkaya köyünden Kavaklıoğlu Yuvan ve yeğeniTotoroğlu Agapiyus
    Çeteleri,
    16. Alaçam köyünden Timuroğlu Yani çetesi,
    17. Bakırpınar köyünden İstavri çetesi,
    18. Zünbül köyünden Totoroğlu çetesi.
    O mıntıkada etrafı Rum köyleriyle sarılı 6 Türk köyüvardı. Çeteler bunlardan Çağsura köyüne anî bir baskın yaptılar. Köyün Müslüman halkından bir tek fert bile kurtulamadı! Kundaktaki çocuktan, yataktaki ihtiyarlara kadar bütün köy halkı süngülendikten sonra evleri, ahırları, samanlıkları tamamen yaktılar! Köyün hayvanları, bütün malları yağmalandı!
    Aynı bölgede Kusça ve Boyalı köyleri de bu suretle haritadan silindi. Bu iki köyde önce öldürülen, sonra yakılanların sayısı 367 idi!
    Nebyan çeteleri daha sonra kendi bölgelerinden çıkarak cinayetlerini etrafa yaymaya başladılar. Birçok diğer köye aynı şekilde saldırıp tahrip ettiler. Kısa zamanda 27 köyü ve 22 çiftliği yakıp yıktılar.
    Oruç köyünde diri diri yaktıkları insanlarla, ırzlarına tecavüz ettikleri kadınlar büyük bir yekûn tutuyordu. Önce, Garip ve Kuyumcu köyleriyle alaçam köyünü basarak hayvanlarını götürdüler.
    Ayrıca Almazsa köyünden 40, Çal köyünden 45, Çarin köyünden 75, Terzili köyünden 4, Engiz‘den 3,İngazi‘den 25 evi yağmaladıktan sonra yaktılar.
    Vezirköprü‘den Kızılırmak vasıtasıyla mal ve eşya nakli yapılırdı. Bu çeteler Kapıkaya bölgesini tutarak kayıklara baskınlar yaptılar, malları yağmaladılar.
    Nebyan çetelerin mevcudu 2.000 civarında idi. mukabil hareket başlayıncaya kadar Bafra havalisini kasıp kavurmuşlar, binlerce Müslüman öldürmüşlerdi!
    Samsun taraflarındaki çeteler de bundan geri kalmıyordu. Güney ve Ballarca köylerinde 24 kadın, erke ve çocuğu süngüden geçirdiler. 500 kadar evi yağmaladıktan sonra yaktılar.
    Duayeri ve Kabibaşalan köylerinde 25 kişi öldürüldü, 20 kişi de ağır yaralandı. Samsun‘un merkezinde 50 kişiyi ya öldürdüler, ya da yaraladılar.
    Samsun bölgesinde Rum çeteleri Ermenilerle birlikte hareket ediyordu. Çarşamba ve terme’de 335 ev, 2 cami, 2 mektep ve 22 de samanlık yaktılar, 2 kişiyi de işkence ile öldürdüler.
    Amasya‘nın Sığırçobanı köyünden geçmekte olan 6 Türk askeri, Rum eşkıya tarafından feci şekilde şehit edildi!Amasya dâhilinde 25 cinayet işleyip, 100’den fazla evi yaktılar!
    Rum çetelerinin en kuvvetli oldukları yer Merzifon havalisiydi. Bu bölgedeki hemen bütün köyleri gece baskınlarıyla soyup yağmaladıktan başka, birçok insanı öldürdüler, hayvanlarını alıp götürdüler.
    Çeteler yağmaladıkları malların bir kısmını kendilerine saklıyor, bir kısmını da kiliselere ve metropolitlere gönderiyorlardı.
    Rum çetelerinin saldığı dehşet yüzünden Müslüman halk evinden çıkamaz hale gelmişti. Bunların işledikleri cinayetlerin en fecilerinden biri Lâdik‘te meydana gelmişti… Kadınların dahi silahlı olarak katıldıkları Rum çeteleri, Lâdik‘in küpecik köyünü basarak 70 kişiyi çeşitli işkencelerle öldürdüler. Genç ve güzel kadınlara tecavüz ettiler. Mallarını yağmaladılar, evlerini yaktılar. Sonra köyün kadınlarını birlikte dağa götürdüler. Bir müddet gönül eğledikten sonra birbirlerine bağladılar. Üzerlerine gazyağı döküp yaktılar!
    Destek mıntıkasında 47. piyade alayı’nın bazı birliklerini 20 temmuz 1920’de pusuya düşürerek bir çok askeri öldürdüler!
    Lâdik, Gümüşhacıköy, Gümüş Madeni Köy, Havza, Tokat, Erbaa, Zara mıntıkasında birçok köyü yaktılar, insanlarını öldürdüler, mallarını yağmaladılar.
    Bu çeteler birçok yerde tarlalardaki ekinleri de yakmış, halkı açlığa mahkûm etmiştir.
    Üç ay gibi kısa bir müddet zarfında bu bölgede 3160Türk‘ü çeşitli işkencelerle öldürdükleri, pek çoğ4unu yaktıkları ve birçok köyleri de en ufak bir kulübe kalmayacak şekilde yakarak ortadan kaldırdıkları tespit edilmiştir!
    prü kazası civarında da birçok köyü yağmaladılar ve yaktılar. Yüzlerce insanı öldürdüler. prü‘nün ortaklar köyü 150 haneli zengin bir köydü, yağmaladılar! 20 haneli esen köyünden bir tek fert bile kurtulamadı! Baskın günü köyde 15 kişi vardı. Bunlardan 5 erkek, 4 kadın derhal öldürülmüş, 5 erkekle 1 kadın feci şekilde yaralanmıştı. (Pontus meselesi, ilk defa 1922 yılında Büyük Millet Meclisitarafından bastırılan “Pontus meselesi” adlı kitap, dr. yılmaz kurt tarafından sadeleştirilmiş şekliyle T.B.M.M.tarafından 1995 yılında tekrar yayımlanmıştır… Bir başka kitap ise, Trakyalılar cemiyeti tarafından 1922 yılında yayınlanan “şarkî Trakya’da Yunan zulümleri”dir. Kitapta yapılan zulümler belirli bir tasnife ayrılmadan, şehir ve köy isimleri verilerek anlatılmıştır… Bunun yanı sıra Ekim 1921 yılında Garp Cephesi kurmay başkanlığı tarafından bastırılan “orta Anadolu’da Yunan mezalimi” adlı kitap da kayda değerdir… Bu kitapta Yunan ordularının yaptığı zulüm ve katliamlarla verdikleri maddi zararlar, nerdeyse köy köy resmi belgelerle ortaya konulmaktadır… Diğer bir kaynakBaşbakanlık Osmanlı arşividir. Buradan temin seksene yakın belge vardır.)
    Sonunda Türkler, zulme dayanamayarak harekete geçtiler. İlk önce “Trabzon muhafaza-i hukuk-u milliye cemiyeti” kuruldu. Başına Hafız Mehmet Bey ile Barutçuzâde Ahmet Bey geçti. Zaten 19 Nisan 1918’de şehre Kazım Karabekir Paşa gelmiş ve “Vatanımızı ancak silah kuvvetiyle kurtarabileceğiz” demişti. Böyle bir bir teşebbüste İngiliz donanmasının şehri topa tutup tutmayacağı sorusuna da,
    “Eğer işe İngiliz donanması karışacak olsa, silah toplamaya ne lüzum vardı? Mesele silah topladıktan sonraPontus ve Ermeni hükûmetlerini kurmaktır. Bizi, içimizden parçalamak istiyorlar!”
    “Ben Erzurum’a kumandan olarak gelirken, için izin kâğıdı almak üzere, Pangaltı‘da İngiliz karargâhına yaverimYüzbaşı Fethi bey‘i göndermiştim. Yaverim vesikaları İngiliz komutana imzalatırken duvardaki büyük Anadolu haritasında ne görmüş, bilir misiniz? Erzurum-Erzincan’ın hemen şimalindeki dağlardan geçerek vatanın bu havalisini ikiye ayıran bir çizgi!”
    “İşte bu hat, burada kurulacak Pontus Rum hükümeti ile buraya hudut olarak genişleyecek büyük bir Ermenistan’ı birbirinden ayıran huduttur!”
    “Her gün buraya vapur dolusu Rum muhacirleri neden geliyorlar? Kimler gönderiyorlar? bu gelenlerin içinde ne kadar Yunan zabit ve erleri var, biliyor muyuz? Yunan Salibi Ahmeri‘nin (Kızıl Haç) gönderdiği battaniye denkleri içinde kaç tane mitralyöz saklıdır?”
    “Efendiler! İlk yapacağınız silahlarınızı terk etmemektir! Eğer Rum ve Ermenilerin hazırlığı bu şekilde devam edecek olursa, memleket elden gider, burada Türk’ün namı kalmaz!”
    Aynı tarihlerde Merzifon Amerikan koleji’nde Türkçemuallimi olarak bulunan zeki bey, “haklarında ihbarda bulunur” korkusuyla Pontusçular tarafından öldürüldü. Ama bu kolejin hastane kısmında çalışmış olan bir kadının yetkililere ifşaatta bulunmasını engelleyemedi! Hastanenin alt katında cephane ve silah deposu olduğunu bu ihbar üzerine, 1. Ordukumandanı Sakallı Nurettin Paşa, harekete geçti.İstanbul‘da amiral Brıstol‘e de haber verilerek kolej ansızın basıldı. Külliyetli miktarda silah ve cephane ile ihaneti belgeleyen birçok vesika ele geçti! Bunlara dayanarak Nurettin Paşa gayrimüslimlerin elindeki silahları toplamaya başladı… Kısa zamanda binlerce silah, milyonlarca fişek ele geçti. Ancak çeteler evlerini terk ederek dağlara çekildiler, saldırılarına oradan devam ettiler… (bahsettiğimiz vesikaların tercümeleri, Yunan mezalimi adlı kitapta mevcuttur.)
    En önemli direniş Giresun‘da Topal Osman Ağa‘nın kurduğu çetelerle gerçekleşti… Topal Osman sonradan istiklâl madalyası ile taltif edilmiştir.
    Gelişmeler üzerine Yunan donanması Karadeniz sahillerini bombardıman etti! Türk hükümeti de bu mıntıkayı “Harp Bölgesi” ilan etti. Bu bölgede ele geçen Rumlar, iç bölgelere nakledilmeye başlandı! Patrikhane işe karışarak itilaf devletleri’ni kışkırttı, onlar da bize bir nota verdiler. 22.0.1921 tarihli bu notada İngiliz mümessil Rambold, Fransız mümessilForkad ve İtalyan mümessil Parroni‘nin imzaları vardı.Ankara hükûmeti‘nin dışişleri bakanı Yusuf Kemâl(Tengirşek) bey, notaya Rum ihanetlerini anlatan bir nota ile cevap verdi.
    Ecnebi müdahalesi böylece önlenince, Rum eşkıyalarsindirildi, çoğu temizlendi.
    Bu isyanlara karşı Ankara hükümeti gerekli tedbirleri almış olmasına rağmen, olaylar 1923 Şubat’ına kadar devam etmiştir.
    Lozan antlaşması ile de Karadeniz sahilindeki Rumlar mubadeleye tâbi tutulunca, Pontus hayali tarihe karıştı…

    acemi 55, Kristof34, ÖMER HATTAB Bunu beğendi

  2. #2
    ÖMER HATTAB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.905
    Tecrübe Puanı
    33
    Rep Derecesi: **
    @degirmenci
    usta eline sağlık
    güzel olmuş
    yabancılar lozanla gitti lakin
    çeteler bitmiyorki
    yerine yerlileri türedi.
    acemi 55, degirmenci Bunu beğendi

  3. #3
    acemi 55 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    917
    Tecrübe Puanı
    29
    Rep Derecesi: **

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş