• Soru sorabilmeniz için KAYIT olmalısınız.

İşin ucu

Kafkaslı

Süper Moderatör
Süper Moderatör
Katılım
3 Nis 2016
Mesajlar
2,838
Beğeni
1,329
Puanları
113
Esselamualeykum
Sadece moda için dökülen parayla neler yapılmaz? Hangi müslüman hanımın evindeki gardrobda boş yer vardır, buna rağmen alma isteği azalıyor mu dersiniz? Çeyizler, düğün ve evlilik için gerekli gereksiz masraflar… Kimileri için olmazsa olmaz ihtiyaç olan sigaraya yatırılan para, meselâ kitaba yatırılsa, vücudu zehirlemektense kafayı ve gönlü güçlendirse bu para, neler olur dersiniz? Eşya, para kötü bir şeydir demiyoruz. Eşyanın, maddenin, paranın insanı yöneten efendi olmasına, bunların insan için değil; insanın bunlar için yaşıyor, bunlar için çalışıyor olmasına sözümüz. Onlar hâkim, insan mahkûm ve hizmetçi. Oyuncak, insanla oynuyor. Mal, insanı, insanî değerleri yutuyor. Dünyevîleşme çarkı, insanımızı değirmen gibi öğütüyor. Düşünmeyi, okumayı, ibadeti… engelleyen tv. başta olmak üzere medya ve reklâmlar… Taksitleri, ay sonunu düşünen insan, dünyada varoluş gayesini düşünemiyor.

Her konu paraya çıkıyor; söz, ufak bir tur attıktan sonra para durağında düğümleniyor; gönül plağı parada parazit yapıp takılı kalıyor. Lüks hayat, daha rahat yaşam, dipsiz bir kuyu, bir girdap, tatminsizlik cehennemi, bitmeyen, ama insanı bitiren sonsuz yarış. Yiyen ama doymayan insan, kendine/nefsine/hevâsına kul/köle. Para para diye paralanan insan, şükrü unutmuş, sabrı lügatından silmiş, şikâyetin ise binbir çeşidini tekrarlamakta. “Alma tutkusu”, “verme zevki”ni katletmiş. Hırs ve tamahın sonu yok. “İnsanoğlunun iki vâdi dolusu altını olsa, üçüncüsünü ister” kutlu sözü ibret levhası olmaktan çıkmış. Sahâbe birbirleriyle hayırda yarışıyordu; şimdiki insan ise fâni eşyada yarışıyor. Akıl, midelerin hizmetçisi; gönül, vicdan ve fıtratın sesi çıkmıyor; demek ki duyguların esiri olarak hapis hayatı yaşıyor
 
   
Moderatör tarafında düzenlendi:

Kafkaslı

Süper Moderatör
Süper Moderatör
Katılım
3 Nis 2016
Mesajlar
2,838
Beğeni
1,329
Puanları
113
İnsanın hayatı nasıl anladığı, her şeyden önce ölümü nasıl anladığına bağlıdır. Eğer siz ölümü bir bitiş ve yok olma şeklinde anlarsanız, hayatı da “nasıl olsa ölüm var; o halde ölmeden önce ne yaparsam kârdır” şeklinde anlar ve öyle yaşarsınız. Ama ölümü bir bitiş değil de, aksine bir diriliş ve gerçek hayat olarak anlarsanız, o zaman hayatı; “en ince teferruatına kadar hesabının verileceği bir olay” olarak anlar ve o şekilde yaşarsınız. Herhangi bir şey yapmadan önce, onun hesabını yapar, hesaba çekileceğiniz bilinciyle hesaplı ve ölçülü davranırsınız.
 
   

APOLLONUS

Süper Moderatör
Süper Moderatör
Katılım
24 Eyl 2013
Mesajlar
2,244
Beğeni
2,111
Puanları
113
Hep aklımda olan şey, modern kölelikten uzak,doğayla kendimle başbaşa bir yaşam ve uzunca bir süredir araştırma içindeyim,çeşitli deneyimler ve teknikler hakkında bilgi edinmeye çalışıyorum. Bunun içinde Türkiyede ki TATUTA ve yurtdışında WWOOF olarak bilinen sürdürelebilir çiftçilik projeleri hakkında bayağı bir bilgi birikimine sahip oldum ve aklımda birşeyler şekillenmeye başladı. Zaten köylü çocuğu olduğum ve meyve,sebze,hayvan çeşitliliği ve yetiştirme bilgisine bir nebze sahip olup yapmayı çok istediğim birşey olduğu için yabancılık çekeceğim bir konu değil. İnşallah hayalini kuran tüm dostlara nasip olur. Normalde bir ailenin bütün yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya 10 dönümlük bir arazinin yeteceği hatta artacağı inancındayım tabiki daha fazla para kazanıp daha lüks bir yaşam sürme arzusu içinde olmadan kendine yetebilirlik olgunluğunda olduktan sonra.
 
   

BulursamKader25

Yaptigim Yorumlar; Resmi Kazilar İcin Gecerlidir.
Yönetici
Co Admin
Katılım
27 Ocak 2016
Mesajlar
10,698
Beğeni
9,724
Puanları
113
Yaş
52
Hep aklımda olan şey, modern kölelikten uzak,doğayla kendimle başbaşa bir yaşam ve uzunca bir süredir araştırma içindeyim,çeşitli deneyimler ve teknikler hakkında bilgi edinmeye çalışıyorum. Bunun içinde Türkiyede ki TATUTA ve yurtdışında WWOOF olarak bilinen sürdürelebilir çiftçilik projeleri hakkında bayağı bir bilgi birikimine sahip oldum ve aklımda birşeyler şekillenmeye başladı. Zaten köylü çocuğu olduğum ve meyve,sebze,hayvan çeşitliliği ve yetiştirme bilgisine bir nebze sahip olup yapmayı çok istediğim birşey olduğu için yabancılık çekeceğim bir konu değil. İnşallah hayalini kuran tüm dostlara nasip olur. Normalde bir ailenin bütün yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya 10 dönümlük bir arazinin yeteceği hatta artacağı inancındayım tabiki daha fazla para kazanıp daha lüks bir yaşam sürme arzusu içinde olmadan kendine yetebilirlik olgunluğunda olduktan sonra.
İcin Hak ile
Disin halk ile
Olmayinca, esreful mahlukat olan insan huzuru bulamaz. Bu nedenlerle insanlardan uzaklasan da mutlulugu elde edemez. Usül ve yontem boyle olsaydi muhakkak Peygamber Efendimiz sav boyle yapardi, amma yapmamis. İnsanlardan uzaklasmak insani Rabbinden uzaklastirir. Bu nedenle mucadele sarttir. Mesele bu degil midir zaten; insanlarin arasinda insan olarak kalabilmeyi becerebilmek? Demir sahasinin icindeki altin olmayi becerebilmek.?
İmtihan da budur zaten.
Allah cc cumlemizin yardimcisi olsun.
İmtihan zor meseledir.
 
   

deli firat

DOĞACI
Süper Moderatör
Katılım
2 Ara 2015
Mesajlar
4,912
Beğeni
5,532
Puanları
113
Yaş
45
Konum
Türkiye
CB98F700-73F4-4444-B65A-0DC8E6229F90.jpeg
İcin Hak ile
Disin halk ile
Olmayinca, esreful mahlukat olan insan huzuru bulamaz. Bu nedenlerle insanlardan uzaklasan da mutlulugu elde edemez. Usül ve yontem boyle olsaydi muhakkak Peygamber Efendimiz sav boyle yapardi, amma yapmamis. İnsanlardan uzaklasmak insani Rabbinden uzaklastirir. Bu nedenle mucadele sarttir. Mesele bu degil midir zaten; insanlarin arasinda insan olarak kalabilmeyi becerebilmek? Demir sahasinin icindeki altin olmayi becerebilmek.?
İmtihan da budur zaten.
Allah cc cumlemizin yardimcisi olsun.
İmtihan zor meseledir.
 
   

kaynak

Yorumlarım resmi kazılar için geçerlidir.
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
17 Kas 2018
Mesajlar
6,730
Beğeni
7,430
Puanları
113
Yaş
50
İNSANLAR SANKİ MORFİNLENMİŞ

”Rahimlere döktüğünüz nutfeyi gördünüz mü? -Haber veriniz-”

” Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz? ”

Cenab-ı Hak bütün insanlara soruyor, cevap versinler.
Buna kimse tam cevap veremez.

İnsanın yaratıldığı o su, daha evvel ekmekti, yemekdi, zeytindi, üzümdü, kavundu, karpuzdu, armutdu, elmaydı, etdi, sütdü, yağdı.
Sonra ne oldu?
O su oldu.
Ama nerede oldu?
Midede.
Bütün dünyanın kimyagerleri, doktorları toplansalar yiyecek ve içeceklerden o suyu seçemezler.

Fakat midede nasıl seçildi?
Mevla Teala cevap verin bakayım buyuruyor eğer bir iş görebiliyorsanız.

Hani yağmurlarınız?
Hani sebzeleriniz?
Sadece gazetelerde, mecmualarda çıplak resimleri basmasını bilirsiniz.
Ama insanın susuzluğunu giderecek bunlar değildir.
Gökten yağan yağmurlardır, yerden biten bitkilerdir, meyvelerdir.
Yağmuru siz yağdıramıyorsunuz.
Onu ancak Allah-u Teala yağdırıyor.

İşte bununla ilgili ayetler:
”O Allah, öyle Allah’dır ki size alametlerini gösteriyor sizin için gökten bir rızık (sebebi olan yağmur) indiriyor.
Bu ayetleri hakka yönelenlerden başkası anıp düşünemez.” (Mü’min 13)

Allah’a yönelmeyenler sığır gibi yemeyi, yatmayı bilirler.
Boyuna şehvetten konuşurlar bunu bilirler.
Ya Rabbi! Ne ucuz şeylerle meşgul oluyorlar.

Bize ahireti anlayacak akıl ver.
Bize ancak sen acırsın başkası acıyamaz.
Biz bile acıyamıyoruz kendimize.

Müminun suresinde şöyle buyuruluyor:
”Gökten kâfi miktarda su indirdik sonra onu yerde yerleştirdik. Şüphe yok ki biz onu gidermek üzerine elbette kadiriz.”(Mü’minun 18)

Yani su yerin içinde sizin bulacağınız, oradan çıkaracağınız bir seviyede tutuluyor.
Bu su insanların hem ağaçlarını, bağlarını, bahçelerini ve tarlalarını sulamaya yetiyor, hemde arzın derinliklerinde durdurulan bu sudan pınarlar, ırmaklar akıyor, kuyular açılıyor ve sarnıçlar doluyor.
Her yönden insanların ihtiyaçları karşılanıyor.
Kuyulardaki suların bazıları motorla çekiliyor, bazılarında kova kullanılıyor, yinede bitmiyor.

Mevla Teala:”Biz o suyu oradan gidermeye elbette kadiriz.” buyuruyor.
Öyleyse niye Allah’tan korkmuyoruz.
Bu sözü söylemek bile ne kadar ağırdır.
O gazetelerdeki, mecmualardaki rezillikler nedir öyle?
Bizim müslümanlardan da o gazeteleri okuyanlar oluyor.

Mevla Teala buyuruyor ki:
”Habibim de ki: Bana haber veriniz, eğer suyunuz yerin dibine gidip çekiliverecek olsa artık size kim akarsu getirecektir?”(Mülk 30)

Birçok yönlerden faydalanmakta olduğumuz sular yerin iyice altına çekilse de batıverse veya bütün sular kayboluverse, semalardan yağmurda yağmasa, akan bir suyu, bir pınarı, bir kaynağı bize Allah’tan başka kimse getiremez.
İnsanoğlu bu durumda hiç bir şey yapamaz.

Şu ayeti celilede buyuruluyor ki:
”Semada rızkınız ve vaad olunduğunuz şey vardır.”(Zariyat 22)

Bu ayetin tefsirinde diyor ki: Cenab-ı Hak her sene aynı ölçüde, aynı miktarda yağmur yağdırır.
Ancak ahalisi isyan eden memleketlere yağdırmaz. Oranın yağmurunu başka yere yağdırır.
Bu ayetleri bilmemiz lazım.

Yine Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
”Eğer o ülkelerin ahalisi iman etselerdi ve (haramlardan) sakınmış olsalardı, elbette onların üzerine gökten ve yerden bereketler açardık.
Fakat tekzib ettiler.

Artık bizde onları kazanır oldukları şey sebebiyle tutup yakalayıverdik.”(Araf 96)

Bir bela geldiği vakitte çok kusurum vardır ”Estağfirullah Ya Rabbi” demek lazım.
 
   

APOLLONUS

Süper Moderatör
Süper Moderatör
Katılım
24 Eyl 2013
Mesajlar
2,244
Beğeni
2,111
Puanları
113
İcin Hak ile
Disin halk ile
Olmayinca, esreful mahlukat olan insan huzuru bulamaz. Bu nedenlerle insanlardan uzaklasan da mutlulugu elde edemez. Usül ve yontem boyle olsaydi muhakkak Peygamber Efendimiz sav boyle yapardi, amma yapmamis. İnsanlardan uzaklasmak insani Rabbinden uzaklastirir. Bu nedenle mucadele sarttir. Mesele bu degil midir zaten; insanlarin arasinda insan olarak kalabilmeyi becerebilmek? Demir sahasinin icindeki altin olmayi becerebilmek.?
İmtihan da budur zaten.
Allah cc cumlemizin yardimcisi olsun.
İmtihan zor meseledir.
Evet ustam sende haklısın. Örneğiniz biraz köyümüzün hasan dedesiyle aksaraylı hamamcı nın hikayesine benzemiş :)
 
   
Üst Alt