Sayfa 1/2 12 Son
  1. #1
    mayhem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Durumu
    Çevrimiçi

    Üyelik tarihi
    Oct 2015
    Mesajlar
    2.785
    Tecrübe Puanı
    37
    Rep Derecesi: **

    Hızır Aleyhisselam : Nasıl görülür.

    Bir zaman, yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmî'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmî'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya.
    O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?
    - Dediler ki, bu câmîde her gece Hızır Aleyhisselam görünürmüş. Onu görmeye geldim.
    - Peki onu görsen nasıl tanıyacaksın?
    - Bilmem.
    - O zaman buradan geçse, sen onu tanıyamazsın.
    - Doğru, nasıl da akıl edemedim.
    - Bak öyleyse, sana onu nasıl tanıyacağını öğreteyim.
    - Olur
    - Arkamdaki câmîyi görüyor musun?
    - Evet
    - Işıklarına bak. Söndü mü şimdi?
    - A evet, söndü.
    - Şimdi bir daha bak, ışıklar tekrar yandı mı?
    - Baktım. Evet şimdi de yandı.
    - Peki öyleyse. İşte aynı böyle, arkasında duran câmînin ışıklarını olduğu yerden kıpırdamadan yakıp söndüren birisini görürsen, işte o Hızır'dır.
    - Doğru mu?
    - Doğru
    - Hay Allah râzı olsun, demiş ve kadın beklemeye devâm etmiş. Fakat tabiî herkes dağıldığı halde, târife uygun kimse çıkmamış. Bizimki de mahzun eve dönmüş. Kocası sormuş:
    - Gördün mü Hızır Aleyhisselâm'ı?
    - Yok, göremedim.
    - Vah vah.
    - Olsun, göremedim ama, nasıl görülür çok iyi öğrendim.

    Acemikurt10 (29.06.16), black17 (12.11.17), dadas_25 (12.11.17), elribertador (12.11.17), empa (29.06.16), Kafkaslı (12.11.17), KYSR (14.11.17), Mirkut (12.11.17), NURUM52 (29.06.16), Sakin Adam (29.06.16), tevfik (29.06.16), uçmuş (12.11.17) Bunu beğendi

  2. #2
    mayhem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Durumu
    Çevrimiçi

    Üyelik tarihi
    Oct 2015
    Mesajlar
    2.785
    Tecrübe Puanı
    37
    Rep Derecesi: **
    Allah’ın ilim ve irfanla donattığı bir peygamber olan Hz. Musa, kavmine hak ve hakikati anlatıyor, onlara doğru yolu gösteriyordu. Bir gün kavminden bir kimse Hz. Musa’ya:
    – Ey Musa! İnsanların en bilgini kimdir, şeklinde bir soru sordu. Hz. Musa, tereddütsüz:
    – İnsanların en bilgini benim, diye cevap verdi. Çünkü o, Allah’ın peygamberiydi ve Cenab-ı Hak, peygamberine pek çok ilim öğretmişti. Ancak ondan daha bilgili bir kimse vardı ki, o kimse Hz. Hızır’dı. Onun için Allah:
    – İki denizin ayırımında salih bir kulum var. O senden daha bilgilidir diyerek, Hz. Musa’ya kendisinden daha âlim bir zatın olduğunu bildirdi.

    Hz. Musa, bu kişiyi çok merak etmişti. Onunla tanışmak ve ondaki ilmi öğrenmek istedi. Allah’a bu bilgini nere- de bulacağını sordu. Yüce Allah ona, bu âlimi iki denizin birleştiği yerde bulabileceğini söyledi ve ekledi:


    – Ya Musa! Bir sepetin içine tuzlanmış bir balık koy. Sepetteki balık ne zaman canlanıp kaybolursa, bahsini ettiğim bilgili kulumu orada bulursun.
    Hz. Musa, yardımcısı Yûşa’yı da (aleyhisselâm) yanına ala- rak yola koyuldu. Yanlarına yolculuk boyunca ihtiyaçları olacak yiyecek ve içeceklerini de almışlardı. Tabii içinde balık olan sepeti de unutmadılar. Uzun ve yorucu bir yolcu- luk sonunda bir akşam vakti iki denizin ayrımına vardılar. Biraz dinlenmek için sahil kenarında bir yere gittiler. Orada uykuya daldılar. Bu sırada sepetin içindeki balık canlanıp zıplamaya başladı. Zıplama neticesinde sepetten çıkıp de- nize daldı. Tam o sırada uyanan Yûşa (aleyhisselâm), balığın canlanıp denize daldığını gördü.
    Hz. Yûşa, bu haberi Hz. Musa’ya söylemeyi unutmuştu. Eşyalarını toparlayıp tekrar yola koyuldular. Epey bir müddet yürüdükten sonra karınları acıktı. Hz. Musa, Hz. Yûşa’dan sofrayı hazırlamasını istedi. Bu esnada Hz. Yûşa’nın, sepet- teki balığın canlanıp denize düştüğü aklına geldi. Özür dile- yerek durumu hemen Hz. Musa’ya anlattı. Hz. Musa:
    – Öyle mi? Hemen geri dönüyoruz. İnsanların en bilgi- niyle balığın canlandığı yerde buluşacaktık. Rabbim öyle söylemişti. Haydi hiç vakit kaybetmeden yola koyulalım, dedi.
    Balığın canlandığı yere geldiklerinde Hz. Musa orada, bir taşın üzerinde oturan esrarengiz bir adam gördü. Bu zat, Hz. Hızır’ın ta kendisiydi. Hz. Musa selam verip kendi- ni tanıttı ve ona:


    – Allah’ın sadece sana öğrettiği bilgileri bana da öğret- meni istiyorum. Senin yanında kalabilir miyim, dedi.
    Bu soruya Hz. Hızır şöyle cevap verdi:
    – Ey Musa! Sen benim yanımda kalmaya tahammül edemezsin. Beraber olduğumuz süre içinde ihtimal ki, kav- ramakta zorluk çekeceğin ve bazen de kavrayamayacağın şeyler olacaktır. Bunlara sabredemezsin. Hem Allah’ın sadece bana öğrettiği ilim vardır ki, onu sen bilmezsin. Sadece sana öğrettiği ilmi de ben bilmem. O yüzden gel sen bu işten vazgeç.
    Hz. Musa:
    – Allah’ın izniyle benim ne kadar sabırlı birisi olduğumu göreceksin. Sana hiçbir şekilde karşı gelmeyecek, sabırlı olacağım, dedi.
    Bunun üzerine Hz. Hızır:
    – Tamam o zaman ama bir şartım var. Ben sana açıklayıncaya kadar yaptığım bir işi, niçin öyle yaptığımı sormayacaksın. Bana asla itiraz etmeyeceksin. Kabul edi- yor musun, dedi.
    Hz. Musa, Hızır’ın bu şartını kabul etti ve hep beraber yola çıktılar. Tam gemiye binecekleri an, bir kuş uçarak ön- lerine kondu. Daha sonra denize doğru uçtu ve gagasıyla denizden bir damla su aldı. Hz. Hızır, Hz. Musa’ya kuşu göstererek şöyle dedi:
    – Bak Musa! Şu kuşu görüyor musun? Benim ilmim ile senin ilminin toplamı Allah’ın ilmi yanında, şu kuşun gagasıyla aldığı su kadar bile değildir.

    Bu şekilde Hz. Musa, Hızır’dan ilk dersini almış oluyor- du. Sahile yanaşan gemiye bindiler. Gemi sahipleri Hz. Hızır’ı tanıdıkları için onları gayet güzel karşıladılar ve on- lardan ücret bile almadılar. Gemi hareket ettikten sonra Hz. Hızır, gemide bir delik açtı. Gemi delinince su aldı ve yan tarafa yatık olarak gitmeye başladı. Hz. Musa gördüğü haksızlığa dayanamayıp sordu:
    – Sen ne yaptın? Gemiyi batıracaksın. Senden ücret bile almayan bu insanların gemisini deldin. Geminin için- dekilerin boğulmasını mı istiyorsun?
    Hz. Hızır:
    – Ben sana yaptığım şeylere itiraz etmeyeceksin, sabre- deceksin demiştim.
    Hz. Musa:
    – Kusura bakmayın, sözümü unuttum. Ama bundan son- ra itiraz etmeyeceğim. Şayet itiraz edersem arkadaşlığımız son bulsun.
    Gemi yolunu tamamlamış, limana varmıştı. Beraberce gemiden indiler ve yollarına yüreyerek devam ettiler. Önlerine cıvıl cıvıl koşup oynayan çocuklar geldi. Hz. Hızır, içlerinden bir çocuğu kenara çekti ve oracıkta öldürdü. Hz. Musa hemen müdahele etmek istedi, ama çocuk ölmüştü. Hemen Hızır’a dönüp şöyle çıkıştı:
    – Sen ne yapıyorsun?! Hiç suçu, günahı olmayan şu yavruyu niye öldürdün?
    Hızır, gayet sakindi. Hz. Musa’ya şöyle dedi: – Ben sana, benimle yapamazsın demiştim.

    Bunun üzerine Hz. Musa, verdiği sözü hatırladı ve şöyle dedi:
    – Kusura bakmayın, sözümü yine unuttum. Ama bun- dan sonra itiraz etmeyeceğim. Şayet itiraz edersem arka- daşlığımız son bulsun.
    Hz. Hızır, Hz. Musa’ya bir şans daha verdi. Yollarına devam ettiler. Derken yolları bir köye vardı. Köy halkından yiyecek istediler. Fakat kimse onları misafir etmedi. Aç bir hâlde köyde dolaşmaya devam ettiler. Köyün içinde iler- lerken yıkılmaya yüz tutmuş, yan yatmış bir duvar gördü- ler. Hz. Hızır bu duvarı eliyle düzeltip tamir etti.
    Hz. Musa dayanamayarak sordu:
    – Bu köylüler bizi ne misafir ettiler ne de yiyecek verdi- ler. Durum böyleyken, sen onlardan birinin yıkılmak üzere olan duvarını düzelttin. Bu duvarı düzeltmene karşılık bir ücret almayacak mısın?
    Hz. Hızır:
    – Ben sana benimle yolculuk yapamazsın, bana soru sormayacaksın dememiş miydim? Yolumuz buraya kadarmış. Artık ayrılmamız gerekiyor, dedi.
    Bu, üç olmuştu. Artık Hz. Musa’nın Hz. Hızır’a söyleyecek ne bir sözü, ne de öne sunacak bir mazereti kalmamıştı.
    Hz. Hızır, sözlerine şöyle devam etti:
    – Evet yolculuğumuz bitti, ama şimdi sana tahammül edemeyip sabırsızlık gösterdiğin hadiselerin perde arkasını anlatacağım. Önce zemininde delik açtığım gemiden başlayayım. Geminin su almasını istedim. Çünkü gittiğimiz

    yol üzerinde, sağlam gemilere el koyan zalim bir kral vardı. Geminin kusurlu olduğunu, su aldığını görünce gemiye el koymaktan vazgeçtiler. Gemi maddî durumu kötü olan ve gemicilikle ekmeğini kazanan birkaç kardeşe aitti. Onu del- mekle gemiyi kralın elinden kurtardım. Zaten daha sonra gemi sahipleri zemini onarıp yollarına devam ettiler.
    Öldürdüğüm çocuğa gelince; o çocuğun anne ve babası Allah’ın sevgili kullarındandı. Çocuk büyüdüğü zaman onları azdıracak ve dinlerinden çıkmasına vesile olacaktı. Allah onlara acıyıp çocuğun şerrinden korudu. Bu çocuk yerine onlara hayırlı bir evlat verecek.
    Son olarak tamir ettiğim duvara geleyim. O duvar iki ye- tim çocuğa aitti. Duvarın altında, çocuklara ait babalarından kalma bir hazine vardı. Çocukların babası salih bir kişiydi. Duvar yıkılınca bu hazine ortaya çıkacak ve daha küçük olan bu çocukların malı başkaları tarafından harcanacaktı. Allah bu çocukların büyümesini ve kendi elleriyle hazinele- rini çıkarmalarını diledi.
    Bir de şunu ifade edeyim ki, bunları kendi kafamdan değil, Allah’ın emri ve müsaadesiyle yaptım.
    [Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) bu kıssayı anlattıktan sonra şöyle buyurmuştur: “Allah, Musa’ya rahmet etsin. Keşke sabretseydi de aralarında geçecek diğer maceraları da Allah bize anlatsaydı.”]


    ALINTIDIR...
    Alacaatlı (12.11.17), antidepresan (12.11.17), APOLLONUS (12.11.17), BulursamKader25 (12.11.17), dadas_25 (12.11.17), Kafkaslı (12.11.17), KYSR (14.11.17), lagardel (12.11.17), mamostedijvar (12.11.17), Mirkut (12.11.17), ragıp (12.11.17), Turko (12.11.17), uçmuş (12.11.17) Bunu beğendi

  3. #3
    lagardel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Member
    Durumu
    Çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    Jan 2017
    Mesajlar
    99
    Tecrübe Puanı
    5
    Rep Derecesi: **
    emeğine sağlık
    mayhem (12.11.17), Mirkut (12.11.17) Bunu beğendi

  4. #4
    Adam78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    Oct 2017
    Mesajlar
    119
    Tecrübe Puanı
    3
    Rep Derecesi: **
    Her canlı muhakkak ki ölümü tadacaktir. Bu ayeti kerimeden anlayacagimiz üzere, hızır aleyhisselaminda bir canlı ve kul olduğundan dolayı o da Allahın rahmetine kavuşmuştur, her canlının dünyada kaldığı bir dönem vardır ve bunu defineciler genelde açtığı mezarlarda kendileri bir e bir şahit olurlar... bizlere küçükken öyle hikayeler anlattilarki bundan dolayı bazılarımız dara düştüğünde mücadele etmek yerine hızır yetişsin diye veya buna benzer mucizevi birşeyler olsun diye bekler oldu, lakin Allahın ayeti kerimelerinde ve hadislerde insan oğlunun çaba göstermesi ve mücadele etmesi emrolunmustur. Şu bir gercek ki! Nasıl peygamberimiz Muhammet Mustafa salli ayeyhi ve sellem o yüce insan ve Allahın en sevgili kulu vakti geldiğinde Allahimizin rahmetine kavuşmuştur Hızır aleyhisselam da Peygamberimizden önce Allahimizin rahmetine kavuşmuştur. Ki bu konuda peygamber efendimizin bir hadisi buna apaçık delildir ( artık benden sonra başka bir peygamber gelmeyecek) hadisinden ve Her canlı muhakkak ölümü tadacaktir ayetinden buna kanaat getiririz.
    APOLLONUS (12.11.17), Kafkaslı (12.11.17), mayhem (12.11.17), Mirkut (12.11.17) Bunu beğendi

  5. #5
    mayhem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Durumu
    Çevrimiçi

    Üyelik tarihi
    Oct 2015
    Mesajlar
    2.785
    Tecrübe Puanı
    37
    Rep Derecesi: **
    Hadis peygamber efendimizden sonrası için öncesi için değil . isa .idris .hızır ve ilyas alhimüsselam bunların dışında kalır . iyi araştırıp anlamak lazım @Adam78
    APOLLONUS (12.11.17), deli firat (12.11.17), Kafkaslı (12.11.17), Mirkut (12.11.17) Bunu beğendi

  6. #6
    Mirkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Super Moderator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Üyelik tarihi
    Apr 2017
    Mesajlar
    1.082
    Tecrübe Puanı
    24
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı Adam78 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Her canlı muhakkak ki ölümü tadacaktir. Bu ayeti kerimeden anlayacagimiz üzere, hızır aleyhisselaminda bir canlı ve kul olduğundan dolayı o da Allahın rahmetine kavuşmuştur, her canlının dünyada kaldığı bir dönem vardır ve bunu defineciler genelde açtığı mezarlarda kendileri bir e bir şahit olurlar... bizlere küçükken öyle hikayeler anlattilarki bundan dolayı bazılarımız dara düştüğünde mücadele etmek yerine hızır yetişsin diye veya buna benzer mucizevi birşeyler olsun diye bekler oldu, lakin Allahın ayeti kerimelerinde ve hadislerde insan oğlunun çaba göstermesi ve mücadele etmesi emrolunmustur. Şu bir gercek ki! Nasıl peygamberimiz Muhammet Mustafa salli ayeyhi ve sellem o yüce insan ve Allahın en sevgili kulu vakti geldiğinde Allahimizin rahmetine kavuşmuştur Hızır aleyhisselam da Peygamberimizden önce Allahimizin rahmetine kavuşmuştur. Ki bu konuda peygamber efendimizin bir hadisi buna apaçık delildir ( artık benden sonra başka bir peygamber gelmeyecek) hadisinden ve Her canlı muhakkak ölümü tadacaktir ayetinden buna kanaat getiririz.
    ALLAH teala sizden razi olsun. Hizir aleyhisselam aramizdami degilmiye deginmek istemiyorum. Fakat sunu soylemeliyimki hizir aleyhisselmin peygamber olduguna kesin bir delide yoktur. Bu yuzden aramizda olsada olmasada sorun degil. Dediklerinizede harfiyen katiliyorum. Bizler mehdiyi hiziri aleyhumesselam beklersek bizi beklemezler ummetin disindakiler her turlu fitne tohumunu atarlar bizi birer birer avlarlar. ALLAH teala ummetw birlik beraberlik nasip etsin amin.
    APOLLONUS (12.11.17), Kafkaslı (12.11.17), mamostedijvar (12.11.17), mayhem (12.11.17) Bunu beğendi

  7. #7
    Adam78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    Oct 2017
    Mesajlar
    119
    Tecrübe Puanı
    3
    Rep Derecesi: **
    Alıntı mayhem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hadis peygamber efendimizden sonrası için öncesi için değil . isa .idris .hızır ve ilyas alhimüsselam bunların dışında kalır . iyi araştırıp anlamak lazım @Adam78
    Ustam bu görüşten yola çıkarsak (her canlı mutlaka ölümü tadacaktir ) ayetine muhalif lik etmiş olmaz miyiz, Allah muhafaza bu sefer dolaylı olarak bu ayeti yalanlamış bile olabiliriz...
    Kafkaslı (12.11.17), mayhem (12.11.17) Bunu beğendi

  8. #8
    uçmuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderator
    Durumu
    Çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    Jan 2017
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.340
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    @Adam78 ayete aykırı 1 şey olmuyor .... kıyamet daha kopmadı .... yaşam sona ermedi daha .... hernefis mutlaka ölümü tadacak tır ....
    Kafkaslı (12.11.17), mayhem (12.11.17), Mirkut (12.11.17) Bunu beğendi

  9. #9
    uçmuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderator
    Durumu
    Çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    Jan 2017
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.340
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    ve hatta hızır aleyhisselam ile alakalı uçuk 1 görüşümde var ... çok düşündüm çünki .... burada anlatılıp konuşulacak 1 açıklama olmadığı için ... anlatmıyayım .....
    APOLLONUS (12.11.17), Kafkaslı (12.11.17), mayhem (12.11.17) Bunu beğendi

  10. #10
    uçmuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderator
    Durumu
    Çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    Jan 2017
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.340
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    benim tespitlerime göre hızır a.s ı %100 görmüşsünüzdür ..veya göreceksinizdir .... kesin .....
    APOLLONUS (12.11.17), Kafkaslı (12.11.17), mayhem (12.11.17) Bunu beğendi

Sayfa 1/2 12 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •