1. #1
    dersu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    241
    Tecrübe Puanı
    24
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: **

    Filler tepişir çimenler ezilir

    2016 yılında Vakanüvis dergisinde yayınlanan, bir çok belge de içeren uzunca bir araştırma yazısının kısa bir özeti. Tamamını merak eden pdf olarak aratabilir, yada gönderebilirim.

    Batı trakya ve egenin karşı kıyısında yaşayan soydaşlarımızın dramı, çetelerin zulmüne uğramış tüm anadolu halklarının dramları oldukça hassas ve ayrı bir konudur . Aşağıda okuyacağınız yazı ise sadece
    Milli Mücadele sırası ve sonrasında Rumların durumu anlatan bir araştırma yazısıdır. Bu gözle okunmasını dilerim.

    Paylaşmadan önce en az 5 kere okudum, yine de gözümden kaçan sıkıntılı bir ifade yada durum olmuşsa moderatör arkadaşlar müdahale edebilir. Sevgiler saygılar.


    Avrupa’nın pek çok yerindeki Museviler, İrlandalı Katolikler, Macaristanlı Kalvinistler, Fransa ve Silezyalı Protestanlar gibi daha birçok topluluğun dini inançlarından dolayı çektikleri zulüm, işkence ve katliamlar göz önüne alındığında Osmanlı idaresi altında yaşayan değişik inanç ve ırklara mensup milletlerin ne kadar güven ve huzur içinde yaşadıkları daha net şekilde anlaşılır. Nitekim Osmanlı Devleti’nin bu hoşgörüsü değişik etnik grupları bünyesinde barındıran bir devlet olmasını sağlamıştır. Ancak 19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti himayesinde yaşayan bu milletler, Fransız ihtilalinin yaymış olduğu milliyetçilik akımı sonrasında isyan ederek bağımsızlık mücadelesi içerisine girmişlerdir. Bunlardan biri de Rumlardır.

    1821 ayaklanması ile bağımsızlık mücadelesine girişen Rumlar, Edirne Antlaşması ile bağımsızlığını kazanmıştır. Avrupalı Devletlerin Yunan Devleti’nin sınırlarını çizerek Londra Antlaşmasında bu sınırları Osmanlı Devleti’ne onaylatmasıyla ise Yunan Devleti resmen kurulmuştur. Bağımsız devletlerini kuran Yunanlılar bundan sonraki süreçte Megal-i idea yolunda hareket ederek Osmanlı aleyhinde sınırlarını genişletme çabası içerisine girmiş ve 1912-1913 yıllarındaki savaşta Osmanlıyı Balkanlardan çıkarmayı başarmıştır. Dünya Harbi sonrası ise Batı Anadolu topraklarını işgale başlamıştır. Böylelikle tarihi dostluk yerini düşmanlığa bırakmıştır.

    Yunanistan, özellikle 1919-1922 yılları arasında Anadolu içlerinde yaşayan birçok yerli Rum ve Ermeni’yi kimi zaman gönüllü olarak kimi zaman da zorla (dini, siyasi ve sosyolojik baskı yolu ile) kendi ordusuna alarak Türklere karşı savaştırmıştır. Bu durum ise Anadolu Rumları ile Türk komşuları arasında kin ve nefreti iyiden iyiye artırmıştır. Türk ve Yunan Devletlerinin almış olduğu kararların yükünü ne yazık ki yüzyıllardır bir arada yaşayan Anadolu’nun Rum ve Türk halkları çekmek durumunda kalmıştır.
    Savaşta hiçbir şekilde yer almayan ama tüm acılarına katlanan yine onlar olmuştur. Aslında kavgaya katılanların çoğu da kendi istekleriyle bu savaşta yer almamıştır. Kimi zaman zorla, kimi zaman aldatılarak ya da bir yazgıyı izleyerek, yani sosyologların sözleriyle söylersek zamanın girdabına kapıldıklarından bu olaylarda yer almak durumunda kalmıştır. Ancak sonuçta Türk ve Yunan ordusunun birbiriyle yaptığı bu savaşı Yunanistan kaybetmiştir. Bu nedenle Anadolu Rumları da bir bakıma aynı yazgıyı paylaşarak asırlardır Anadolu’da ve Doğu Trakya’da yerleştikleri yerlerden bir daha geri gelmemek üzere Egenin öte tarafına gitmek durumunda kalmıştır.

    Savaş sonrası ise Anadolu’da kalmış olan Rumlar da benzer kadere ortak olmuştur. Nitekim Türk-Yunan Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol Anlaşması iki hükümet tarafından imzalanarak İstanbul dışında kalan Türkiyeli Ortodokslar ile Batı Trakya dışında kalan Yunanistanlı Müslümanların zorunlu göçü kabul edilmiştir. Vatanım dediği toprakları terk etmek istemeyen Anadolu Rumları ise elinden geldiği ölçüde Anadolu’yu terk etmeme çabası içine girmişlerdir.

    Zira birçok Rum kadın, Müslüman veya mübadele kapsamı dışındaki Ortodokslarla evlenmiştir. Bunun yanında yabancı devlet vatandaşlığına geçmek veya sahte evrak düzenleyerek Anadolu’da kalma yolunu denemişlerdir. Ayrıca Anadolu Rumların mübadele kapsamı dışında kalmak istemelerinin en önemli sebeplerinden birisi de vatanlarından ayrılma korkusu olmuştur. Gidenler bir gün geri dönecek olmanın umuduyla göç yoluna koyulmuştur. Ayrıca Türk Milli Mücadele hareketinin başından itibaren TBMM ile beraber hareket eden, Patrikhanenin kışkırtmaları karşısında direnen ve Müslüman Türklerle beraber savaşan Ortodoks Türkler de mübadele dışında tutulması gündeme gelmiş ise de zaman içerisinde birçok Ortodoks Türk Yunanistan’a zorunlu olarak gitmiştir.


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş