Sayfa 1/2 12 Son
  1. #1
    Meltun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    415
    Tecrübe Puanı
    13
    Rep Derecesi: **

    Kulaktan,kulağa

    Kulaktan kulağa anlatılan bize kadar ulaşan bir olaydan alınmış ve aktarılmıştır.
    Muhitin içerisinde çok büyük hazinenin varlığından yıllardır söz edilir.Çevrede meraklıların gelen gidenin arayanın hesabı yoktur.Bütün uğraşılara rağmen ana kaya üzerinde bir terazi den başka bir işaret bulunamamıştır.Terazinin anlatabileceği ne varsa sormuşlar araştırmışlar ve de denemişler sonuçsuz kalınca ümit kesmişler fakat bölge gayri ihtiyari olayı bilen insanların bir nevi denetimi altında kalmış.
    Köyün çobanı dağda koyunlarını otlatırken çevreye hakim tepede’ ki esinti hoşuna gider ve olduğu yere oturur. Sürüyü içinde kuzuların oynaşmasını seyre dalar.
    Bulunduğu yer hakim bir noktadır.Karşıki tepe ile vadi oluşturmuş aradan dere akıyor. Kenarında yeşil düzlük alanlar oluşmuş dereyi takip eden bir yol,patika mevcut Uzaktan bir yansıma ve bir hareket gözüne çarpar koyunlara bakar bir dağınıklık yoktur.Etrafındalar telaş etmez hareketi takibe başlar.Hareket eden nesne kah kaybolur,kah görünür.İstikamet bulunduğu vadi gibi göründüğünden çobanda merak ta başlar. Bir müddet sonra siyah bir mersedes derenin etrafında ki alanlığa gelir , durur içinden üç kişi iner,bagajı açarlar üçü de siyah papaz elbisesi giyer ikisi ellerinde çuvallar vadiye girerlerken,üçüncüsü elinde bir kitap okumaya başlar.
    Derken Gökyüzünde bir hareketlenme oluşmaya başlar gittikçe yaklaşmaktadır. Tüm dikkatini verir ve sürüler halinde beyaz güvercinler görür. Güvercinler yavaş ,yavaş arabanın etrafına inmeğe başlarlar.O kadar çoğalırlar ki araba yanında ki insan dahil vadi tamamen tepeler hariç yerde ki beyaz güvercinlerden görünmez olur. Diğer iki papaz kıyafetli insanlar görünmez haldedirler.Çoban şaşkınlıkla olayı yarım saat kadar izler, meraklanır ne hikmetse yerinden kalkıp oraya gitmeyi düşünür,düşünürde bir türlü kalkmak için bir gayret gösteremez güvercinler birer birer havalanırken vadide ki iki kişi zor taşıdıkları çuvallar sırtlarında dolu olarak geri dönerler.Arabanın yanına geldiklerinde ise bir tek güvercin dahi kalmaz, hepsi uçup gitmiştir.Elbiseler çıkarılır çuvallarla beraber arabanın bagajına konur ve geldikleri yoldan geri döner giderler.
    Çoban da koyunları toplar köye döner olayı anlatır. Konu şaibeli yer olduğundan köy halkı çobanın tarifi , izahatı kılavuzluğu doğrultusunda yarım saatlik mesafe içerisinde vadinin her yeri aranır. Ne bir yer kazılmıştır.Ne bir taş çevrilmiştir.Nede farklılık gösteren bir durum vardır.Hiçbir şey göze çarpmaz ahali köye döner gelirler gelirde olay hala anlatılır durur.Bu insanlar ne idi ne alıp gittiler.
    Kaynak;Meltun


  2. #2
    uçmuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Super Moderator
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    4.366
    Tecrübe Puanı
    57
    Rep Derecesi: **
    @Meltun kardesim eyvallah ...
    Yalnız senden şöyle 1 istekte bulunsam.... 1 konu üzerinden devam edip konularını hikayelerini ..olaylarini anlatsan .. hepsi 1 sayfada olsa .. daha iyi olmaz mı... .. yeni konu açarak değilde aynı sayfadan devam edersin ustam .. saygılar..

  3. #3
    Dampiel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    240
    Tecrübe Puanı
    7
    Rep Derecesi: **
    Alıntı uçmuş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    @Meltun kardesim eyvallah ...
    Yalnız senden şöyle 1 istekte bulunsam.... 1 konu üzerinden devam edip konularını hikayelerini ..olaylarini anlatsan .. hepsi 1 sayfada olsa .. daha iyi olmaz mı... .. yeni konu açarak değilde aynı sayfadan devam edersin ustam .. saygılar..
    Aynen ustama katiliyorum boyle takip edemiyorum meltun ustam

  4. #4
    Keskingöz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    2.143
    Tecrübe Puanı
    40
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı Meltun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kulaktan kulağa anlatılan bize kadar ulaşan bir olaydan alınmış ve aktarılmıştır.
    Muhitin içerisinde çok büyük hazinenin varlığından yıllardır söz edilir.Çevrede meraklıların gelen gidenin arayanın hesabı yoktur.Bütün uğraşılara rağmen ana kaya üzerinde bir terazi den başka bir işaret bulunamamıştır.Terazinin anlatabileceği ne varsa sormuşlar araştırmışlar ve de denemişler sonuçsuz kalınca ümit kesmişler fakat bölge gayri ihtiyari olayı bilen insanların bir nevi denetimi altında kalmış.
    Köyün çobanı dağda koyunlarını otlatırken çevreye hakim tepede’ ki esinti hoşuna gider ve olduğu yere oturur. Sürüyü içinde kuzuların oynaşmasını seyre dalar.
    Bulunduğu yer hakim bir noktadır.Karşıki tepe ile vadi oluşturmuş aradan dere akıyor. Kenarında yeşil düzlük alanlar oluşmuş dereyi takip eden bir yol,patika mevcut Uzaktan bir yansıma ve bir hareket gözüne çarpar koyunlara bakar bir dağınıklık yoktur.Etrafındalar telaş etmez hareketi takibe başlar.Hareket eden nesne kah kaybolur,kah görünür.İstikamet bulunduğu vadi gibi göründüğünden çobanda merak ta başlar. Bir müddet sonra siyah bir mersedes derenin etrafında ki alanlığa gelir , durur içinden üç kişi iner,bagajı açarlar üçü de siyah papaz elbisesi giyer ikisi ellerinde çuvallar vadiye girerlerken,üçüncüsü elinde bir kitap okumaya başlar.
    Derken Gökyüzünde bir hareketlenme oluşmaya başlar gittikçe yaklaşmaktadır. Tüm dikkatini verir ve sürüler halinde beyaz güvercinler görür. Güvercinler yavaş ,yavaş arabanın etrafına inmeğe başlarlar.O kadar çoğalırlar ki araba yanında ki insan dahil vadi tamamen tepeler hariç yerde ki beyaz güvercinlerden görünmez olur. Diğer iki papaz kıyafetli insanlar görünmez haldedirler.Çoban şaşkınlıkla olayı yarım saat kadar izler, meraklanır ne hikmetse yerinden kalkıp oraya gitmeyi düşünür,düşünürde bir türlü kalkmak için bir gayret gösteremez güvercinler birer birer havalanırken vadide ki iki kişi zor taşıdıkları çuvallar sırtlarında dolu olarak geri dönerler.Arabanın yanına geldiklerinde ise bir tek güvercin dahi kalmaz, hepsi uçup gitmiştir.Elbiseler çıkarılır çuvallarla beraber arabanın bagajına konur ve geldikleri yoldan geri döner giderler.
    Çoban da koyunları toplar köye döner olayı anlatır. Konu şaibeli yer olduğundan köy halkı çobanın tarifi , izahatı kılavuzluğu doğrultusunda yarım saatlik mesafe içerisinde vadinin her yeri aranır. Ne bir yer kazılmıştır.Ne bir taş çevrilmiştir.Nede farklılık gösteren bir durum vardır.Hiçbir şey göze çarpmaz ahali köye döner gelirler gelirde olay hala anlatılır durur.Bu insanlar ne idi ne alıp gittiler.
    Kaynak;Meltun
    @Kamhi Leonard sana detayını anlatsın..
    )

  5. #5
    Meltun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    415
    Tecrübe Puanı
    13
    Rep Derecesi: **
    Alıntı Keskingöz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    @Kamhi Leonard sana detayını anlatsın..
    )
    Varsa detayı hep beraber öğrenelim olay yarım kalmasın

  6. #6
    Mal bulanındır - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    7.241
    Tecrübe Puanı
    117
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Üstün açık yatmışın be ustam.
    hepastios, Meltun, nathandrake, uçmuş Bunu beğendi

  7. #7
    Kamhi Leonard - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    2.703
    Tecrübe Puanı
    240
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı Keskingöz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    @Kamhi Leonard sana detayını anlatsın..
    )
    Hep söylerim soylerimde sif bunun için sakal bıraktım @mayhem sahidimdir yani sakalima ama yinde söz geçmiyor
    Gordunmu uyaniklari nasıl almışlar elma toplar gibi dedi mi çoban @meltum ustam

  8. #8
    Kamhi Leonard - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    2.703
    Tecrübe Puanı
    240
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı Meltun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kulaktan kulağa anlatılan bize kadar ulaşan bir olaydan alınmış ve aktarılmıştır.
    Muhitin içerisinde çok büyük hazinenin varlığından yıllardır söz edilir.Çevrede meraklıların gelen gidenin arayanın hesabı yoktur.Bütün uğraşılara rağmen ana kaya üzerinde bir terazi den başka bir işaret bulunamamıştır.Terazinin anlatabileceği ne varsa sormuşlar araştırmışlar ve de denemişler sonuçsuz kalınca ümit kesmişler fakat bölge gayri ihtiyari olayı bilen insanların bir nevi denetimi altında kalmış.
    Köyün çobanı dağda koyunlarını otlatırken çevreye hakim tepede’ ki esinti hoşuna gider ve olduğu yere oturur. Sürüyü içinde kuzuların oynaşmasını seyre dalar.
    Bulunduğu yer hakim bir noktadır.Karşıki tepe ile vadi oluşturmuş aradan dere akıyor. Kenarında yeşil düzlük alanlar oluşmuş dereyi takip eden bir yol,patika mevcut Uzaktan bir yansıma ve bir hareket gözüne çarpar koyunlara bakar bir dağınıklık yoktur.Etrafındalar telaş etmez hareketi takibe başlar.Hareket eden nesne kah kaybolur,kah görünür.İstikamet bulunduğu vadi gibi göründüğünden çobanda merak ta başlar. Bir müddet sonra siyah bir mersedes derenin etrafında ki alanlığa gelir , durur içinden üç kişi iner,bagajı açarlar üçü de siyah papaz elbisesi giyer ikisi ellerinde çuvallar vadiye girerlerken,üçüncüsü elinde bir kitap okumaya başlar.
    Derken Gökyüzünde bir hareketlenme oluşmaya başlar gittikçe yaklaşmaktadır. Tüm dikkatini verir ve sürüler halinde beyaz güvercinler görür. Güvercinler yavaş ,yavaş arabanın etrafına inmeğe başlarlar.O kadar çoğalırlar ki araba yanında ki insan dahil vadi tamamen tepeler hariç yerde ki beyaz güvercinlerden görünmez olur. Diğer iki papaz kıyafetli insanlar görünmez haldedirler.Çoban şaşkınlıkla olayı yarım saat kadar izler, meraklanır ne hikmetse yerinden kalkıp oraya gitmeyi düşünür,düşünürde bir türlü kalkmak için bir gayret gösteremez güvercinler birer birer havalanırken vadide ki iki kişi zor taşıdıkları çuvallar sırtlarında dolu olarak geri dönerler.Arabanın yanına geldiklerinde ise bir tek güvercin dahi kalmaz, hepsi uçup gitmiştir.Elbiseler çıkarılır çuvallarla beraber arabanın bagajına konur ve geldikleri yoldan geri döner giderler.
    Çoban da koyunları toplar köye döner olayı anlatır. Konu şaibeli yer olduğundan köy halkı çobanın tarifi , izahatı kılavuzluğu doğrultusunda yarım saatlik mesafe içerisinde vadinin her yeri aranır. Ne bir yer kazılmıştır.Ne bir taş çevrilmiştir.Nede farklılık gösteren bir durum vardır.Hiçbir şey göze çarpmaz ahali köye döner gelirler gelirde olay hala anlatılır durur.Bu insanlar ne idi ne alıp gittiler.
    Kaynak;Meltun
    Öncelikle hayırlı kandiller herkese
    Saat biraz gec te olsa bağışlayın

    @meltum usta sen bu bölgede isen ogrenmeni isticegim birşey olacak
    Çobana hemen ulaş tarih ve zaman çok önemli
    Bu olay tarih olarak yılın kaçıncı ayı kaçıncı gününde yaşandı bire bir öğren E yer bunu ogrenirsen senin de onlar gibi toplam ani sağlayacak bir fikir var aklımda
    Alabildikleri kadar almışlar
    Daha sonra tekrar gelecekler
    Ama aynı tarih te onceligimiz cobanin bu olayın yaşandığı tarihi animsamasi

  9. #9
    Meltun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    415
    Tecrübe Puanı
    13
    Rep Derecesi: **
    Yaşamdan kesitler

    Çoban bölgede arkadaşıyla birlikte köyün zengininin koyunlarını otlatırken güneş tepeye çıktığında o hava kadar sıcak olur ki yerden adeta buhar çıkmaktadır bunalırlar. Yanlarında ki kırbalardan sularını içerler içerlerde kesmez susuzluğu bir müddet sonra sıcak daha baskın gelir. Biraz ileride yaklaşık iki katlı binaya eşdeğer büyüklükteki ana kayanın gölgesine sığınarak serinlemeye çalışırlar bu arada kendi aralarında muhabbet devam eder o akşam köyde düğün vardır.
    Arkadaşının aklı fikri akşam ki düğündedir
    -Bir an önce akşam olsa da şu düğüne bir varsak
    -He ya!
    -Nasıl eğleniriz dimi?
    -Kırarız kendimizi oynarken!
    -Tabii kırararız.
    -Nede olsa köyümüz cemiyeti, evlenen de köyümüzden
    Bütün kızlar gençler de orada
    -Kambersiz düğün olmaz değil mi ya!
    -Bizde orada oluruz.
    Bu arada çoban oturmaktan mı yoksa yaslandığı kayanın sırtına batarak rahatsız etmesinden mi ayağa kalkar, arkadaşının karşısına geçer, elindeki sopasına yaslanır. Bir müddet sonra farkına varmadan üzerine çıktığı kayanın oynadığını fark eder. Başlangıçta önemsemez sonra, sonra taş kıpırdadıkça merak zail olur.
    -Ayağımın altındaki taş oynuyor, der
    -Nasıl?
    -Sağ tarafa ağırlığımı veriyorum sağa, sol tarafa ağırlığımı veriyorum sola yatıyor
    -Altında başka bir taş vardır.
    -Ondan olabilir mi?
    -Tabii ki
    -Yok, arkadaş içime bir kurt düştü, huylandım açıkçası!
    -Kaldır taşı bak o zaman.
    Taşın etrafını sopanın ucuyla açarlar,30 veya 40 cm büyüklüğünde üzeri düz bir taş altı toprak ne var diye biraz eşelerler toprak devam eder.
    -Ne huylu insansın yok bir şey işte,
    -Öyle diyorsun ya içimde garip bir his var. !
    -Boş ver. O senin kuruntun,
    -Ben buraya açıp bakmadan rahat edemem.
    -Ben uğraşamam
    -Akşama kazma kürek alıp buraya gelelim, biraz daha derine inip açalım bakalım ne var!
    -Ben gelemem
    -Neden?
    -Düğün var ya!
    -Ben kazmayı küreği ayarlarım seni de çağırırım.
    -Ben gelmem diyorum.
    -Gece, gece burada beni yalnız bırakma!
    -Oğlum düğün var düğün ben gelmem, sen bak başının çaresine
    -Sen bilirsin!
    Akşam olur, koyunlar ağıla herkes evine bu sırada köyde bir hareketlilik, bir koşuşturma düğün evinden gelen davul sesleri sanki herkesi bir telaşa vermiştir.
    Çoban çuvala kazma ve küreği koyar. Havanın iyice kararmasını bekler. Ortalık düğün nedeniyle sakinleşince yola revan olur. Taşın olduğu yer köyden epey mesafelidir eh birde yolda ki taşı, hendeği, arada ki dereyi ekledin mi sırtta da kazma kürek yorar insanı nitekim bir müddet sonra kazması gereken yere varır. Oturur biraz soluklanır etrafı dinler. Gece böceklerin ötüşünden arada bir baykuş sesinden başka ses yoktur. Ortalık sessiz ama içinde bir telaş kalbide buna uyumlu hızlı hızlı çalışmakta. Hani biraz kulak verse sanki sesini duyacak gibi, çuvaldan kazmayı küreği çıkarır ilk kazmayı vurduğunda çıkan ses heyecanını dahada arttırır. Kazdığı toprağı kürekle yana atar, tekrar kazar çıkan toprağı ayni şekilde kenara atarak kazılacak yeri temizler
    Yarım metre kadar aşağı inmiştir ki kazmayı vurduğun da gelen ses dikkatini çeker, Elle toprağı dışarı atarken de toprağı yoklamayı ihmal etmez nitekim çok geçmeden eline gelen sertliği topraktan ayırır yoklar bu bir paraya benzer bir şeydir eliyle temizler karanlık olmasına rağmen yukarı kaldırarak bakar evet bu bir paradır cebine koyar, sonra ikinci, sonra üçüncü cebine girer. Heyecan doruk noktaya varmıştır. Kalbi olduğun dan fazla ve hızlı çalışmaktadır. Biraz daha derine iner bu defa ikili üçlü çıkmaya başlayınca çuvalı yanına alır bulduklarını çuvala koyar bir taraftan da sayar sayı cebindekilerle 53 adet olmuştur olmuştur da içinden bir his ona izlenmekte olduğunu söyler etrafa bakınır kimse yok, bu hissiyat dahada çoğalınca kazmayı küreği bir kenara atar, çuvalı sırtlar köyün yolunu tutar tutmasına da arkasından gelen ayak seslerinin ve konuşmaların sahiplerini bakar, bakar bir türlü göremez. Koşmaya başlar peşindekilerde onunla birlikte koşmaktadırlar. Bir türlü kurtulamaz yüreğini bir korku kaplar, bu arada iki dere geçmiştir. Daha yolun yarısına gelememiştir. Dereyi üçüncü kez geçtiğinde karşısında beyaz bir taş görür. Duraksadığında ayak sesi ve konuşmalarında durduğunu fark eder. O an çuvaldan kurtulmak aklına gelir. Beyaz taşın altında ki boşluğa çuvalı tıkar iyice bastırır etrafındaki taşlar ve topraklarla da çuvalı adeta gömer. Ayağa kalkar yürüdüğünde ayak sesleri ve konuşmaların kesildiğini fark eder, yine de hızlı adımlarla zaman zaman koşarak köye vasıl olur. Düğün devam etmektedir. Uğramadan doğru eve gider. Gerek yorgunluk gerekse korku nedeniyle olduğu yerde uyur kalır.
    Sabah horozların meraya götürülen hayvanların sesine uyanır. Akşam yaşadıklarına bir anlam veremez rüyamı acaba diye düşünürken elini cebine sokar 3 adet para vardır. Bakar inceler üzerinde ki yazı ve resimlerden bir şey anlamaz ne yapacağım ben bunlarla derken köyün bakkalı okumuş yazmış tahsilli ve görgülü bir insan samiyetimde var gider danışırım diye düşünür, öylede yapar. Paranın bir tanesini ortaya çıkarır ve derki sen merkeze mal almak için devamlı gidip geliyorsun birçok insanı da tanırsın yol yordam bilirsin şu parayı bir soruştursan ederi bulursan da paraya çevirsen der ve terazinin kefesine koyar. Bakkal parayı görür görmez değerli olduğunu anlar kefeden alır ve tabiiki sorarım ederini bulursam da satarım. Hakkımı da alırım. Nitekim aynen konuşulduğu üzere para satılır Bedelini hakkını aldıktan sonra çobana verir.Çoban hayatında bu kadar parayı bir arada görmemiş su gibi harcamaya başlar bu harcamalar anne ve babanın dikkatini çeker.Sorarlar
    -Oğlum iş yok güç yok bu paranın kaynağı ne?
    -Karışmayın bana!
    -Oğlum
    -?
    -Evladım
    -?
    En nihayet bakarlar ki olacak gibi değil parayı fuzuli yerlere sarf etmesin diye evin halini tamirini ileri sürerler. Çoban evi yeni baştan yapar.
    Evin içine eşya denir. En alası alınır
    İki üç hayvan alınsa derler. Onlar üç derse çoban beş alır
    Eh birazda tarla tabla olsa denir. Tarla tablada alınır.
    Anne baba bakar ki her şey düzenli gidiyor o kadar masraf oğlanın umurunda bile değil alırlar tekrar karşılarına seni evlendirelim filanca kızı isteyelim derler.
    Olur, cevabını alınca iyide oğlum düğün dernek bir sürü masraf demek. Siz masrafları düşünmeyin deyince giderler kızı isterler. Nasipmiş uygun görürler kızı verirler düğün hazırları çeyiz masrafları derken ikinci parada bakkala gider paraya çevrilir. Noksanlıklar ikmal edilir düğün kurulur dünya evine girerler oğlan hala çalışmamaktadır.
    Evinde hiçbir sıkıntısıda yoktur.
    Derken Şubeden askerlik için celp gelir. Artık asker dir ikinci paradan kalanları eşine verir. Askerden gelene kadar idare et der. Üçüncü parayı da aynı şekilde bozdurur onu da kendine asker harçlığı yapar. Ve şubeye teslim olur. Çok rahat bir askerlik yapar terhis olup köye geldikten bir müddet sonra mali sıkıntılar başlar. Hiç dert etmez daha elli tane var beyaz kayanın kuytusunda diye düşünür. Bir gün gideyim şunları da alayım diye düşünür. O akşam olanları tek tek hatırından geçirir, 3 dere geçmiştim 3.ncü geçtiğim yerde beyaz taş dibinde gömülü yeni aklına gelmiş gibi kendi kendine mırıldanır. İyi de bu muhitte bir tane dere binlerce beyaz taş var.
    Kaynak;Meltun
    Mal bulanındır Bunu beğendi

  10. #10
    Mal bulanındır - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    7.241
    Tecrübe Puanı
    117
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Meltun babaa bitirdin bizi bee...Eyice okudum anladım birnushasini elden teslim aldım butip efsane çoktur.coguda gerçektir yanlız olaylarda caydırıcılık korkutma olsun diye illaki bir doğaüstü durum araya sıkıştırılmış tır .İnank günümüzde biyerde sağlam gömü olduğunun kokusu bile alınsa ciğerini söker illaki alırlar.istedigi kadar doğaüstü durum olsun.

  11. #11
    Kamhi Leonard - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    2.703
    Tecrübe Puanı
    240
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı Meltun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaşamdan kesitler

    Çoban bölgede arkadaşıyla birlikte köyün zengininin koyunlarını otlatırken güneş tepeye çıktığında o hava kadar sıcak olur ki yerden adeta buhar çıkmaktadır bunalırlar. Yanlarında ki kırbalardan sularını içerler içerlerde kesmez susuzluğu bir müddet sonra sıcak daha baskın gelir. Biraz ileride yaklaşık iki katlı binaya eşdeğer büyüklükteki ana kayanın gölgesine sığınarak serinlemeye çalışırlar bu arada kendi aralarında muhabbet devam eder o akşam köyde düğün vardır.
    Arkadaşının aklı fikri akşam ki düğündedir
    -Bir an önce akşam olsa da şu düğüne bir varsak
    -He ya!
    -Nasıl eğleniriz dimi?
    -Kırarız kendimizi oynarken!
    -Tabii kırararız.
    -Nede olsa köyümüz cemiyeti, evlenen de köyümüzden
    Bütün kızlar gençler de orada
    -Kambersiz düğün olmaz değil mi ya!
    -Bizde orada oluruz.
    Bu arada çoban oturmaktan mı yoksa yaslandığı kayanın sırtına batarak rahatsız etmesinden mi ayağa kalkar, arkadaşının karşısına geçer, elindeki sopasına yaslanır. Bir müddet sonra farkına varmadan üzerine çıktığı kayanın oynadığını fark eder. Başlangıçta önemsemez sonra, sonra taş kıpırdadıkça merak zail olur.
    -Ayağımın altındaki taş oynuyor, der
    -Nasıl?
    -Sağ tarafa ağırlığımı veriyorum sağa, sol tarafa ağırlığımı veriyorum sola yatıyor
    -Altında başka bir taş vardır.
    -Ondan olabilir mi?
    -Tabii ki
    -Yok, arkadaş içime bir kurt düştü, huylandım açıkçası!
    -Kaldır taşı bak o zaman.
    Taşın etrafını sopanın ucuyla açarlar,30 veya 40 cm büyüklüğünde üzeri düz bir taş altı toprak ne var diye biraz eşelerler toprak devam eder.
    -Ne huylu insansın yok bir şey işte,
    -Öyle diyorsun ya içimde garip bir his var. !
    -Boş ver. O senin kuruntun,
    -Ben buraya açıp bakmadan rahat edemem.
    -Ben uğraşamam
    -Akşama kazma kürek alıp buraya gelelim, biraz daha derine inip açalım bakalım ne var!
    -Ben gelemem
    -Neden?
    -Düğün var ya!
    -Ben kazmayı küreği ayarlarım seni de çağırırım.
    -Ben gelmem diyorum.
    -Gece, gece burada beni yalnız bırakma!
    -Oğlum düğün var düğün ben gelmem, sen bak başının çaresine
    -Sen bilirsin!
    Akşam olur, koyunlar ağıla herkes evine bu sırada köyde bir hareketlilik, bir koşuşturma düğün evinden gelen davul sesleri sanki herkesi bir telaşa vermiştir.
    Çoban çuvala kazma ve küreği koyar. Havanın iyice kararmasını bekler. Ortalık düğün nedeniyle sakinleşince yola revan olur. Taşın olduğu yer köyden epey mesafelidir eh birde yolda ki taşı, hendeği, arada ki dereyi ekledin mi sırtta da kazma kürek yorar insanı nitekim bir müddet sonra kazması gereken yere varır. Oturur biraz soluklanır etrafı dinler. Gece böceklerin ötüşünden arada bir baykuş sesinden başka ses yoktur. Ortalık sessiz ama içinde bir telaş kalbide buna uyumlu hızlı hızlı çalışmakta. Hani biraz kulak verse sanki sesini duyacak gibi, çuvaldan kazmayı küreği çıkarır ilk kazmayı vurduğunda çıkan ses heyecanını dahada arttırır. Kazdığı toprağı kürekle yana atar, tekrar kazar çıkan toprağı ayni şekilde kenara atarak kazılacak yeri temizler
    Yarım metre kadar aşağı inmiştir ki kazmayı vurduğun da gelen ses dikkatini çeker, Elle toprağı dışarı atarken de toprağı yoklamayı ihmal etmez nitekim çok geçmeden eline gelen sertliği topraktan ayırır yoklar bu bir paraya benzer bir şeydir eliyle temizler karanlık olmasına rağmen yukarı kaldırarak bakar evet bu bir paradır cebine koyar, sonra ikinci, sonra üçüncü cebine girer. Heyecan doruk noktaya varmıştır. Kalbi olduğun dan fazla ve hızlı çalışmaktadır. Biraz daha derine iner bu defa ikili üçlü çıkmaya başlayınca çuvalı yanına alır bulduklarını çuvala koyar bir taraftan da sayar sayı cebindekilerle 53 adet olmuştur olmuştur da içinden bir his ona izlenmekte olduğunu söyler etrafa bakınır kimse yok, bu hissiyat dahada çoğalınca kazmayı küreği bir kenara atar, çuvalı sırtlar köyün yolunu tutar tutmasına da arkasından gelen ayak seslerinin ve konuşmaların sahiplerini bakar, bakar bir türlü göremez. Koşmaya başlar peşindekilerde onunla birlikte koşmaktadırlar. Bir türlü kurtulamaz yüreğini bir korku kaplar, bu arada iki dere geçmiştir. Daha yolun yarısına gelememiştir. Dereyi üçüncü kez geçtiğinde karşısında beyaz bir taş görür. Duraksadığında ayak sesi ve konuşmalarında durduğunu fark eder. O an çuvaldan kurtulmak aklına gelir. Beyaz taşın altında ki boşluğa çuvalı tıkar iyice bastırır etrafındaki taşlar ve topraklarla da çuvalı adeta gömer. Ayağa kalkar yürüdüğünde ayak sesleri ve konuşmaların kesildiğini fark eder, yine de hızlı adımlarla zaman zaman koşarak köye vasıl olur. Düğün devam etmektedir. Uğramadan doğru eve gider. Gerek yorgunluk gerekse korku nedeniyle olduğu yerde uyur kalır.
    Sabah horozların meraya götürülen hayvanların sesine uyanır. Akşam yaşadıklarına bir anlam veremez rüyamı acaba diye düşünürken elini cebine sokar 3 adet para vardır. Bakar inceler üzerinde ki yazı ve resimlerden bir şey anlamaz ne yapacağım ben bunlarla derken köyün bakkalı okumuş yazmış tahsilli ve görgülü bir insan samiyetimde var gider danışırım diye düşünür, öylede yapar. Paranın bir tanesini ortaya çıkarır ve derki sen merkeze mal almak için devamlı gidip geliyorsun birçok insanı da tanırsın yol yordam bilirsin şu parayı bir soruştursan ederi bulursan da paraya çevirsen der ve terazinin kefesine koyar. Bakkal parayı görür görmez değerli olduğunu anlar kefeden alır ve tabiiki sorarım ederini bulursam da satarım. Hakkımı da alırım. Nitekim aynen konuşulduğu üzere para satılır Bedelini hakkını aldıktan sonra çobana verir.Çoban hayatında bu kadar parayı bir arada görmemiş su gibi harcamaya başlar bu harcamalar anne ve babanın dikkatini çeker.Sorarlar
    -Oğlum iş yok güç yok bu paranın kaynağı ne?
    -Karışmayın bana!
    -Oğlum
    -?
    -Evladım
    -?
    En nihayet bakarlar ki olacak gibi değil parayı fuzuli yerlere sarf etmesin diye evin halini tamirini ileri sürerler. Çoban evi yeni baştan yapar.
    Evin içine eşya denir. En alası alınır
    İki üç hayvan alınsa derler. Onlar üç derse çoban beş alır
    Eh birazda tarla tabla olsa denir. Tarla tablada alınır.
    Anne baba bakar ki her şey düzenli gidiyor o kadar masraf oğlanın umurunda bile değil alırlar tekrar karşılarına seni evlendirelim filanca kızı isteyelim derler.
    Olur, cevabını alınca iyide oğlum düğün dernek bir sürü masraf demek. Siz masrafları düşünmeyin deyince giderler kızı isterler. Nasipmiş uygun görürler kızı verirler düğün hazırları çeyiz masrafları derken ikinci parada bakkala gider paraya çevrilir. Noksanlıklar ikmal edilir düğün kurulur dünya evine girerler oğlan hala çalışmamaktadır.
    Evinde hiçbir sıkıntısıda yoktur.
    Derken Şubeden askerlik için celp gelir. Artık asker dir ikinci paradan kalanları eşine verir. Askerden gelene kadar idare et der. Üçüncü parayı da aynı şekilde bozdurur onu da kendine asker harçlığı yapar. Ve şubeye teslim olur. Çok rahat bir askerlik yapar terhis olup köye geldikten bir müddet sonra mali sıkıntılar başlar. Hiç dert etmez daha elli tane var beyaz kayanın kuytusunda diye düşünür. Bir gün gideyim şunları da alayım diye düşünür. O akşam olanları tek tek hatırından geçirir, 3 dere geçmiştim 3.ncü geçtiğim yerde beyaz taş dibinde gömülü yeni aklına gelmiş gibi kendi kendine mırıldanır. İyi de bu muhitte bir tane dere binlerce beyaz taş var.
    Kaynak;Meltun
    bir öncekı konuyla baglantılımı yoksa bu baskamı ?
    Mal bulanındır, Meltun Bunu beğendi

  12. #12
    Meltun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    415
    Tecrübe Puanı
    13
    Rep Derecesi: **
    Alıntı Kamhi Leonard Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bir öncekı konuyla baglantılımı yoksa bu baskamı ?
    Bu farklı bir konu ancak sorduklarınızla bağlantılı "örneğin saat tarih ve gün" gibi Bize bu olay intikal ettikten sonraki gelişmeleri tekrar yazacağım
    Konu Meltun tarafından (20.04.19 Saat 19:47 ) değiştirilmiştir.
    Kamhi Leonard Bunu beğendi

  13. #13
    Kamhi Leonard - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    2.703
    Tecrübe Puanı
    240
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: Rep Derecesi: **
    Alıntı Meltun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu farklı bir konu ancak sorduklarınızla bağlantılı "örneğin saat tarih ve gün" gibi Bize bu olay intikal ettikten sonraki gelişmeleri tekrar yazacağım
    Yabana atma eyer günü dahi bilirse yani
    8 ayın 10 gibi 20 si gibi kafi saat önemli deyil erken saatte de gidilir nöbet tutulur

    Yeni konu 'yu 2 kez okudum bir kaç kez daha okumam lazım bire bir ise eksik yada ekleme yoksa büyük bir gizem var ondada

  14. #14
    Meltun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    415
    Tecrübe Puanı
    13
    Rep Derecesi: **
    Arkadaşlar aradı. Dediler ki sana yakın bir yerde sağlam bir gelişme var. Olayı bilen kişi ile beraber 3 kişi yanına geliyoruz. Sen hazırlığını yap nitekim günlerden Pazar geldiler iki kişiler diğeri nerde diye sordum.
    Gelemedi ancak konu hakkında ki detayları bize verdi yol haritasını da çizdi ekledi
    Elinizle koymuş gibi orasını bulacaksınız dedi. Olay neymiş diye sordum. Yolda anlatırız dediler. Haydi, bismillah hareket ettikten sonra yukarıda anlatmaya çalıştığım durumu aktardılar. Keşif için gidiyoruz. Net bilgilere ulaşırsak yine geleceğiz denildi.
    Gideceğimiz yer 170 kilometre yolda gerçekten hiç sıkıntı çekmeden noktaya ulaştık. Karşı taraf olduğu gibi taşlık arazi ana kaya niteliğinde onlarca kaya var. Aradığımız anakaya hepsinden büyük dikkati hemen çekiyor. Dere kenarları ve alan hemen hemen olduğu gibi ağaçlık birde çeşmesi var ki buz gibi su hayvanları sulamak içinde 10 kadar yalak yapılmış hadi öğleni kılalım ondan sonra yukarı çıkalım dedik. Namazımızı eda ettikten sonra olayda bahse konu ana kayaya doğru çıkmaya başladık.
    Yukarıya vardığımızda saat 3 e gelmişti oyalanmadan biraz araştırma sonunda paranın alındığı yer i bulduk aynen anlatıldığı gibi zamanla toprakla dolmuşsa da üzerinden alınan taş orada, çevreyi incelemeye başladık ana kayanın sağ tarafında 2 cm derinliğinde 10 cm genişliğinde ve 6,5 metre uzunluğunda muntazam bir kanal bu ölçüler hiç bozulmadan başından sonuna kadar ayni şekilde %35 meyille devam ediyor. Paranın alındığı yer kanal bitiminin 5 veya 6 metre solunda,anakaya meyilli ve yüzeyi cam gibi olmuş dört ayak çıktık. Zirvesinde ana kayada aşağıya kadar geniş bir yarık daha var üzerinden karşıya atlayalım istedik kayganlığı nedeniyle cesaret edemedik.
    Aşağıya indik. Görebildiğimiz kadarıyla inceliyoruz. Kayanın işlem gören yerinde tepede bir saat resmi mevcut ben bakıyorum saat 5 arkadaş bakıyor 4 hemen solunda bir kaplumbağa taşın öbür yüzünde bir insan figürü kucağında anafora benzer bir küpe sarılmış vaziyette,
    53 adet paranın müjde olduğuna karar verdik. Araştırma için gelmiş olmamız nedeniyle geriye döndük. Müsait bir zamanda tekrar gelelim, köye kadar olan mesafe içerisinde o 50 adet paranın gömüldüğü yeri araştıralım diye de sözleştik.

  15. #15
    Meltun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgili Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    415
    Tecrübe Puanı
    13
    Rep Derecesi: **
    İlk gidişimizden1 ay sonra yine ayni yola revan olduk. Vasıl olduğumuzda dikkatimizi çeken husus 17 Temmuz ta geldiğimizde ki gibi bir sürü ve bir çoban vardı. Gideceğimiz güzergâh üzerinde ki otlaklığa sürü yayılmış kendisi de meşe ağacına yaslanmış aracımızın motor sesini duyunca kalktı yanımıza geldi.
    Yalnızlıktan bunalmış konuşacak insan bulması onu mutlu kılmıştı. Bizde bozuntuya vermeden sohbeti devam ettik. İyice kaynaşmıştı ki zaman akıp gidiyor sürüde otlaklığı bırakmış dağınık vaziyette farklı yöne yönelmişti. Kusura bakmayın hayvanları toplamam lazım deyip yanımızdan ayrıldı gitti, o gitti yanımızdan bir mobilet geçti üzerinde ki ile selamlaştık. Vatandaş bastı gaza ağaçların arasından gözden kayboldu.
    Çoban sürüyü toparlamış yönünü de köye doğru çevirmiş yanımıza tekrar geldi. Kaldığımız yerden devam ettik. Aradan bir saat ten fazla zaman geçmişti ki mobiletin sesini yeniden duyuldu, oda geldi yanımızda durdu. Baktık ki mobiletin üzeri dağ kekiği dolu, bu kadar kısa zamanda nasıl topladın, nasıl demet haline getirdin, bu kadar kekiği ne yapacaksın diye sorduk. Oda gülerek hemen ileride bildiğim bir kekik ocağı var oradan kestim, desteledim bunları et lokantalarına satıyorum nafakamı çıkarıyorum her sene bu zamanlarda buradayım, kekik bekleyen çok müşterilerim var dedi
    -Satıyorsun öyle mi?
    -Evet.
    -Peki, kaça veriyorsun?
    -Demeti 1,5 lira
    -Sözün yoksa bir kısmını da biz alalım?
    -Niye olmasın ki kaç demet?
    -Mis gibi dağ kekiği toplanmış ayağımıza kadar gelmiş 3 demet yeterli.
    -Kendine göre fazlaca destelediklerinden seçti verdi.
    Parasını verdik. Üzerini çevirecek bozuk yok öyle ya dağ başında bozuk para, canın sağ olsun helal olsun deyince, motordaki kekiklere baktı bir demet daha çıkararak buyurun buda benden olsun diyerek uzattı, ihtimal ki paranın üzerini çeviremediği içindi kırmadık aldık. Müsaadenizle beni beklerler geç olmadan gideyim eyvallah dedi ve gitti. Çoban da gitsin yanımız uzaklaşsın diye beklenti içindeyiz. Neden sonra anca köye varırım bana müsaade deyip yanımızdan ayrıldı. O köye biz ana kayaya, Gördüğümüz işaretlerin fotoğraflarını çekelim düşüncesindeyiz. Çevresini dolaşıp figürlerin olduğu yere geldiğimizde, ne saat, ne kaplumbağa nede küpü kucaklayan adam vardı, sanki biri gelmiş 17 temmuz da gördüklerimizi silgi ile siler gibi silmişti, yürüttüğümüz fikirlerle sonuca ulaşamadık. Mantık burada yürümüyordu. Neden, Nasıl, Niçin soruları hep cevapsız kaldı. Mecburen
    Çoban ‘ın yürüdüğü istikamet hakkında fikir yürütmeye başladık. Bir tane dere var anlatılan 3 dere geçilmiş izahına bizim yaklaşımımız ayni dereyi tekrar tekrar geçtiği şeklinde oldu. Sonra dedik ’ki bu insan buranın köylüsü böyle geçiş yapmaz en kısa yoldan köye dönme gayretiyle dağın eteklerinden yürümüş olması daha mantıklı. Öncelikle bizde etekleri araştırdık. Gördük ki yağmur suları zirveden aşağıya akıp giderken bazen dere yatağı gibi yataklar oluşturmuş, çubukları kurduk çubuklar bizi aldı eteklerden, eteklerden götürdü, bu arada zirve sularının aktığı yatakları dere kabul ederek sayıyoruz. Üçüncü yatakta çubuklar dan olumlu sinyal aldık, dört yönden de ayni noktada sinyal aldık,aldık’ ta ortada beyaz bir taş yok orada taş burada taş yok bir ara aracı bıraktığımız yere iki aracın geldiğini gördük, durdular indiler bagajı açtılar torbalar, poşetler indirilmeye başlandı, kişileri saydık 5 kişi araçlara dikkat ettik resmi plaka görünce çubuklar cebe bizde aracımıza yöneldik. Vasıl olduğumuzda selamlaştık gördüklerimizden anladığımız piknik yapmaya geldikleri idi yapacak bir şey yoktu. Mecburen dönüşe geçtik.
    Aklımızı kurcalayan 17 temmuz da var olan işaretler idi. Buraya arkadaşların iş durumları nedeniyle dağılmış olduğumuzdan tekrar gidemedik. Ancak her konuşmamızda yine gidelim, bu işi çözelim fikri ağır basıyordu.Ne yazıkki bu beklentimiz bu günde devam ediyor.
    Konu Meltun tarafından (23.04.19 Saat 16:05 ) değiştirilmiştir.

Sayfa 1/2 12 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş