1. #1
    TAGUDAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Member
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    33
    Tecrübe Puanı
    4
    Rep Derecesi: **

    Post Tarihte Yakın Coğrafyada Matematiğin Gelişimi

    Merhaba değerli arkadaşlar ustalarım kardeşlerim

    Bundan sekiz dokuz yıl önce bir sağ ayak izi ve kalp ile başladı serüvenim o zamanlar on sekiz on dokuz yaşlarında bir çocuktum.Sağını kazıp solunu kazıp kendimce oyun oynarken birileri bir gece benim yeri buluyor ve alacağını alıp gidiyor.Birinin ne düşündüğünü nasıl yaşadığını kendini nasıl ifade ettiğini bilmeden sonuca ulaşılamayacağını hayat bana hıçkırta hıçkırta öğretti.Üzüntüyle beraber o gün bu gündür araştırıp gözlemleyip okuyup bu işe gönül verdim.
    Gerçekçi olayım hala toyum.Bildiklerimi naçizane sizlerle paylaşmak istiyorum.İçerikler define gömü mezardan çok sayıların ortaya çıkışı eski medeniyetlerin tarihi doğal olaylar gibi kitaplarda yer alan ama biz bu işe gönül vermiş insanlarında bilmesi gereken bilgiler.
    İsterseniz başlayalım.


    İLK ÇAĞ MAĞARA İNSANI ve ARİTMETİK

    İlk çağ insanı, rakam ve sayıları kullanma ihtiyacı hissetmiştir ve her şey böyle başlar. Bu devir insanları, ihtiyaçlarını kaydedip saklamasını da biliyordu.Avlandıkları hayvanların veya sürüsündeki koyunların sayılarını belirtmek için, yaşadıkları mağara duvarlarına çizikler çizmişler,bir ağaç dalına sivri uçlu bir taşla çentikler atmışlardı. Bazen de ipe düğüm atmışlar ya da her birim için çakıl taşlarını toplayıp belirledikleri alana saklamışlardı.
    Bu devrin insanlarının koyun ve geyik gibi varlıkları, ok gibi eşyaları sayabilmek için, ufak çakıl taşları ya da ağaç dalı üzerine çentik atması icap edecekti. Bu çakıl taşlarını dizdikleri kil tabletler ya da çentik attıkları ağaç dalları ilk yazılı belgelerdir demek pekte yanlış olmaz sanırım. Kısa lafın özü ilk çağ insanları bile kendi çaplarında sayı sayıyor, belge niteliğinde eserler ortaya koyuyor bunları saklıyor -arşivliyor- ve bizlere geçmişten bir miras bırakıyordu.İlkel insanlar sayılar için kil tabletler üzerine çizikler kazmaya veya kesilmiş ağaç dallarına çentikler atmaya başlamakla, ilk defa sayıları yazılı olarak ifade etmiş oluyorlardı. İlk çağ insanının bu girişimi ile beraber sayılar insanlık tarihine kazandırılmış oluyor bununla beraber ilkel insanlar bu sayıları ifade etmek için önce ses sonra da kelimeleri insanlık tarihine kazandırıyorlar.

    -sumermathjpg
    Örneklendirecek olursak bu ve benzerleri gibi pek çok eser günümüze kadar gelmiştir.




    MATEMATİĞİN TARİHİ

    -pisagor-hayati-eserleri-matematige-katkilarijpg

    Matematik sözcüğü, ilk kez M.Ö. 550 civarında Pisagor okulu üyeleri tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Yazılı literatüre girmesi, Platon ile birlikte, M.Ö. 380 yılında olmuştur. Tam kelime anlamı ise ''öğrenilmesi gereken şey'' yani bilgidir. Bundan önceki dönemlerde ise matematik kelimesi yerine ''yer ölçümü'' manasına gelen geometri ya da eski dillerde ona eşdeğer ifadeler kullanılmıştır. İlk matematikçi ise muhtemelen sürüsündeki koyunları sayan çoban veya geyik avlamaya gitmek için yeterli miktarda ok yaptığını anlamaya çalışan avcıdır. Büyük bir olasılıkla ilk keşfedilen sayı ise ''çok''tur. Sonra 2 sonra da 1 bulunmuş olabilir ama en zor bulunan sayı kesinlikle sıfırdır. Sıfır sayısı M.S. 7 yüz yılda kullanılmaya başlanmıştır.Bu belki de, insanlığın en büyük buluşudur. Sayma sisteminin ne kadar uzun sürede geliştiği, ilkel toplumlarda nasıl doğduğu, yakın zamanlara ortaya çıkarılan birtakım ilkel kavimlerde gözlenebilmiştir. Belirtmek isterim ki bundan 2500 yıl önce sistemlere oturtulup düzenlenip öğreti haline gelmiş bir bilim dalını defineciliğe gönül vermiş herkesin bir miktar bilmesi gerekmektedir. Aradıklarımızı hangi sistemde nasıl bir literatürde sakladıklarını saklarken ne tür bilgilere sahip olduklarını kavramamız bu temelde mümkün olacaktır.
    Mesela tarihten örnekler vererek bu gerekliliği daha değerli bir hale getirelim.
    Avustralya'da bir kavim 1,2,3,çok diye toplamda 4 sayı biliyor fakat bütün çocuklarını sayabiliyormuş; ilk doğan erkek çocuğun adı her ailede aynıymış, 2. 3. içinde böyle ve kız çocukları için de aynı sistemi kullanmışlar. Böylece, bir çocuğun kaçıncı erkek yada kaçıncı kız çocuğu olduğunu anlıyorlarmış - 1. erkek 2.erkek 3.kız gibi- ama hayvanlarını sayamıyorlarmış.
    Başka bir kavimde en çok koyunu olan kişi kavmin reisi olarak seçiliyormuş bu durum rekabeti artırarak çok fazla koyun sahibi olmak için mücadeleyi getirmiş yaşamlarına peki bu kadar koyunu sayabilecekler mi ?
    Seçimde iki aday varsa iki ağıldan sırayla koyunlarını teker teker dışarı çıkararak bu işlemi gerçekleştirmişler ama adaylar çoğalınca bu işlem çok uzamaya başlamış.
    Çözümse daha fazla rakamı keşfetmeleriyle gerçekleşmiş.
    İnsanlar hep saymadılar tabi ki rakamlar sadece sayarak mı bulundu sizce ...
    Oldukça erken çağlarda, insanlar aynı cins nesneleri yan yana getirerek uzunluk farklarını görmüşler bunu ifade etmek istemeleriyle birlikte rakamlara ihtiyaç duymuşlardır.
    -ps_1280px-maler_der_grabkammer_des_amenemhet_001_1510832238jpg
    Kendi coğrafyamıza yaklaşalım biraz da Sümer çobanları her hayvanı kilden bir koni ile gösteriyor kıldan bir torba yada kilden bir küp içinde biriktirerek ölüm, doğum, alım, satım, hesaplarını tutmuşlardır.
    Mezopotamya da küp üzerine benzer şekiller çizilmiş. Böylece M.Ö. 3000 yılına doğru ilk yazılı sayılarla karşılaşmış oluyoruz.
    Mısır'da ise tarımla uğraşan ilkel insanlar mevsimlerle ilgili bilgileri edinmek zorundaydılar.Örneğin Nil taşkınlarının ne zaman olacağını bilmek çok elzem bir konuydu. Taşkından sonra tarla sınırlarını yeniden belirlemek icap etmiş ve alan hesabını bulmuşlardır. Astronomi ve geometri bu şekilde gelişmeye başlamıştır.
    Fenikeliler gibi tüccar-denizci toplumların ekonomileri bir muhasebe sistemi gerektirmiştir. Varlığa kavuşan bu toplumsa miras bölüşümü ve denizcilik zanaatı için aritmetiğin, geometri ve astronominin gelişiminde büyük rol oynamıştır.
    Böylece toplumsal yaşamın gerektirdiği matematiksel gelişme belirli bir düzeye erişti. Daha sonra bu gelişim hızlanmaya başladı ve sadece uzmanların anlayabildiği bir meta haline gelmeye başlamıştır.
    İnsanlar artık olgularla yetinmeyip ispata yöneldiler. Bu durum eski Yunanistan da ortaya çıktı. İspat etmenin ön plana çıkması ile günümüz matematiğinin gelişmişlik düzeyini yakalamayı başardılar.
    Bizim coğrafyamızda yaşayan medeniyetlerin matematik geometri Astronomi aritmetik cebir gibi bilim dallarına hakim olmasının ne anlama geldiğini siz değerli üyeler anlamışsınızdır. Günümüz bilim insanları kadar bilime hakim bu insanlar bir şeyleri geride bırakırken hiç de gelişi güzel ve rast gele bir sistemde bırakmadılar. Her bir hamleleri düşünülmüş hesaplanmış defalarca sınanmış birer eylemdir.
    Sümer çobanının biriktirdiği kil konilerden tutunda tapındıkları tanrıların heykellerine paralarına mezarlarına kadar her şey bir sistematik bilgi nezdinde oluşturulmuştur.
    Öyle ki bu hesaplamaları günümüz mimarlarının bilgileriyle yarışır ve hatta geçecek düzeye kadar gelmiştir. Ortaya koydukları eserlerin bu denli uzun zamana bile meydan okuması gizemini koruması hiçte hayatın onlara bir jesti değildir.
    Ve hatta
    Babil, Asur, Mısır, Yunan, Sümer uygarlıklarında genel toplumsal yaşamın gerektirdiği matematik seviyesini Avrupa yüzyıllar sonra bile yakalayamamıştır.

    Yazacak anlatacak o kadar çok şey varken sizleri sıkmamak adına bugünlük bu kadarla sonlandırıyorum yazımı. Elimden geldiğince bildiğim öğrendiğim bu bilgileri sizlerle paylaşarak güzel vakit geçirirken aynı zamanda faydalı olmaya çalışacağım.
    Değerli ustalarım, arkadaşlarım ve konumu ziyaret edecek her üyeden olası hatalarım için şimdiden özür diliyorum.
    Esen Kalın





Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş