Sayfa 1/2 12 Son
  1. #1
    bozoklu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Super Moderator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    3.413
    Tecrübe Puanı
    43
    Rep Derecesi: **

    Medusa lahiti

    Yıl 1456. Fatih Sultan Mehmet’in huzuruna, Venedik’ten, İtalyan asıllı bir heyet gelir. Sultan’a sunmak üzere, birçok değerli hediyeler vardır yanlarında. Araya hatırlı kişileri, elçileri aracı yaparak, Fatih Sultan Mehmet ile ısrarla görüşme talep ederler.

    Padişah, gelen bu heyeti, onca rica ve minnete rağmen huzuruna kabul etmez. Elçilerle görüşmesi için Vezir-i Azam’ı görevlendirir. Venedik’ten gelen bu heyet, çaresiz, Vezir-i Azam ile görüşürler.

    Görüşmenin konusu: "Sultanahmet’te bulunan Yerebatan Sarnıcı ve içinde bulunan hazine" ile ilgilidir. Görüşmenin konusu oldukça ilgi çekicidir. Hazineden bahseden heyet, Vezir-i Azam’a hazinenin yerini söylemez… Hazinenin yerini söylemek için şu şartı öne sürerler: “Hazinenin yerini, sadece Padişah’a” söyleyeceklerdir. Bunun için, tekrar Padişah’tan görüşme talebinde bulunurlar.

    Vezir-i Azam, heyet ile aralarında geçen konuşmaları Padişah’a aktarır.

    Fatih Sultan Mehmet Han’ın siyasi dehası bilinmektedir. ‘Bu işin içinde bir iş olabilir,’ diyerek heyetten bir temsilci ile görüşmeyi kabul eder. Belirlenen tarihte, seçilen temsilci, Fatih’in huzuruna çıkar ve şunları anlatır:

    ‘Yerebatan Sarnıcı diye bilinen mekânın içersinde bir hazine vardır. Hazine denilen şey; altın, gümüş, mücevher gibi maddi değeri olan şeyler değildir. Hazine, özel yapılmış bir lahit ve lahdin içindeki cesettir.’

    Bu lahit ve içindeki ceset, Venedikli elçiye göre, ‘hazine değerindedir.’ Cesedin ise ‘Medusa’ diye adlandırılan efsanevî kişiye ait olduğu belirtilir. Bu ceset, mumyalanmış haldedir, Medusa diye tabir edilen saçları yılanbaşı ile yaratığı andıran bir şekildedir.

    Fatih Sultan Mehmet Han’dan talepleri ise; ‘kendileri için çok önemli olan bu lahdi ve içindeki cesedi’ gelen bu heyete vermeleridir. Bu lahdin ve içindeki cesedin kendilerine verilmesi karşılığında da, Fatih’e birçok şey önerdikleri bilinmektedir.

    Sırdaş’a kadar intikal eden bu bilgiler arasında, bir de şunlar da vardır: ‘Venedik’ten gelen elçilerin Hıristiyanlarla bir alakası olmadığı, gizemli, paganist bir tarikatın üyeleri olduğu’ bilgisi de vardır.

    Bundan sonrası hakkında pek bir bilgi bulunmamaktadır…

    Fatih Sultan Mehmet’in bu lahdin, çıkarılıp çıkarılmamasına izin verip vermediği ile ilgili sır bilgiler Abdülhamid Han’a kadar ulaşır. Abdülhamid Han, bu eksik kayıtları büyük bir ilgi ile takip eder ve işin ehillerine de konuyu incelettirir.

    Abdülhamid Han’ın bu işle ilgilenerek takip etmesi, Medusa ile ilgili olarak, tarihi yanlışların önüne geçilmesini sağlamıştır. Sultan’ın uzak görüşlülüğü sayesinde, maksatlı olarak çarpıtılan bazı bilgilerin, doğru bir şekilde günümüze kadar ulaşması temin edilmiştir
    Sultan Abdülhamid Han’ın, gizemli olaylara, sırlı hikâyelere olan ilgisi bilinmektedir. Sherlock Holmes’in hikâyelerini, İngilizceden Osmanlıcaya çevirttiği, okuduğu ve kütüphanesine koyduğu yine Homeros’un, İlyada ve Odysseia isimli eserlerini de aynı şekilde çevirtip, okuduğu bilinmektedir.

    Abdülhamid Han’nın, Medusa ile ilgilenmesinin sebebi, Sırdaş'taki kayıtlardan hariç; Sultan’a, bu konu ile ilgili olarak yine birkaç elçinin geldiği, Vezirlerine, Yerebatan Sarnıcı’ndaki hazine ile ilgili bir şeyler fısıldadıkları, bu konuya olan ilgisini daha da arttırmıştır.

    Abdülhamid Han, Devlet-i Âliye’nin bunca işi arasında, bu konuyu da ihmal etmemiş, görevlendirdiği birkaç kişi ile bu konunun iyice araştırılmasını sağlamıştır.

    Medusa ile ilgili olarak gelen heyetle, Sultan’ın vazife verdiği görevliler temasa geçmiş, edinilen bilgiler Padişah’a rapor edilmiştir.

    Araştırma neticesinde, gelen kişilerin kimlikleri ve ait oldukları teşkilatı (Gül ve haç örgütü) öğrenen Sultan Abdülhamid Han, bu heyetin taleplerini geri çevirmiş ve heyetten aktarılan bilgiler doğrultusunda da bu lahdi çıkarmaya karar vermiştir.
    Abdülhamid Han’ın görevlendirdiği bir heyet, Derviş’in emri altında 'Medusa' ile ilgili çalışmaya başlamış, bu ekibe Yıldız İstihbaratı’nın en seçkin üyeleri de eşlik etmiştir.

    Uzun uğraşlar sonucunda, Yerebatan Sarnıcı’nın -bugün kapanan dehlizlerinde- söz konusu lahit bulunmuştur.

    Burada kısa bir not yazmakta fayda var: Bugünkü Yerebatan Sarnıcı birçok dehlizlere sahiptir. Bir ucu Haliç’e, bir ucu Ayasofya’ya hatta “Binbirdirek Sarnıcı” ile bağlantılı olduğu bilinmektedir.

    Günümüze gelene kadar, dehlizlere duvarlar çekilmiş, ağızları kapatılmış, birçok sırrı da örtülmüştür.

    Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz günlerde; “Ayasofya’nın Sırrı Ortaya Çıktı” diye büyük bir hengâme kopmuş ve bu olay medyada geniş yankı bulmuştu. Bu dehlizlerden birine girilmiş ve çekimler yapılmıştı. Bir grup arkeolog ve bilim adamı eşliğinde yapılan bu çalışmalar neticesinde, Ayasofya’nın 150-200 metre altındaki derinliklerde su kuyularının bulunduğu, İngilizlerin İstanbul’u işgal ettikleri dönemde, İngiliz askerlerinin bu kuyulara girip öldükleri anlaşılmıştır. Ölen askerlerin eşyaları da teşhir edilmiştir.

    Yapılan bu çalışmalar neticesinde, dehlizlerin nerelere kadar gittiği bilinmiyor, bu konuda yapılan çalışmalar ne aşamada bilmiyoruz. Acaba yapılan bu çalışmaların Medusa’nın lahdi ile ilgisi var mı, bilmiyoruz…

    Yine geçtiğimiz günlerde, İstanbul’un röntgeni çekilmiştir. Bu çekimler neticesinde, bugünkü Çemberlitaş’ın alt kısımlarında, Yerebatan Sarnıcı gibi bir yapının olduğu tespit edilmiştir. Sarnıcın korunması ile ilgili medyada son zamanlarda birçok haber çıkmaktadır.

    Sarnıcı korumak için üzerindeki bazı yerlerin kapatılacağı söylenmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Dünya Bankası’nın da finans ayırdığı bilinmektedir. Acaba bu bölgeye olan ilgi nedendir?

    Biz yine konumuza dönelim:

    Abdülhamid Han’ın araştırmaları netice vermiş ve lahit bulunmuştu. Abdülhamid Han lahdi bizzat yerinde görmüş, tonlarca ağırlıktaki bu lahdin kapağı indirilmiş, lahdin içinde görenleri dehşete düşüren bir yaratık görülmüştür.

    İnsan başına benzeyen, kıvrımlı kıvrımlı dev bir yılan gibi, mumyalanmış, ancak bozulmaya başlamış bu yaratığı, orada bulunan çok az kişi görmüş ve onu görenler hayretler içerisinde kalmışlardır.

    Abdülhamid Han, bir fermanla, lahdin derhal korunmaya alınmasını, görülen bu lahdin ve içindeki yaratığın kimseye anlatılmamasını emretmiştir.

    Abdülhamid Han, bu konuyla ilgili olarak, ne yapacaklarına dair istişare etmek için, derin ehl-i ulema ve gönül gözü açık kişilerle çok gizli bir toplantı yapmıştır. Yapılan bu toplantı neticesinde; ortaya bir çok görüş atılmasına rağmen, şu görüş ağırlık kazanmıştır: Lahit ve içindeki cesed, halkta çeşitli fitnelere sebep olunmaması için gizlenecektir.

    Ancak Abdülhamid Han, Derviş ve Sırdaş’ın bu konuyla alakalı bir tereddütleri vardır: Bu lahdi tekrar saklarlarsa, bu lahdin sırrını bilen şer güçler, ona büyük önem atfedenler, bu lahdin yerini tekrar öğrenebilirler mi?

    Ertesi sabah ayrı bir heyetle konuyu istişare eden Sultan Abdülhamid Han, yine zekice bir karar vermiştir:

    Lahit, gün ışığına çıkarılacak ancak içindeki ceset/yaratık gizlenecektir.


    Abdülhamid Han, bu cesedin neye ait olduğunu merak etmiş ve öğrenmek istemişti. Bu ceset, neye ait olabilirdi? Bunun için yurt dışından ünlü bir biyolog bilim adamı getirildi. Cesedi, bu bilim adamına gösterdiler. Cesedi gören bilim adamı, dehşete düştü.

    Getirilen bu bilim adamı, incelemesinin neticesini Padişaha sundu. Raporda şu ibareler oldukça dikkat çekiciydi: ‘Bu bozulmaya başlamış olan, dev görünümlü, insan başına benzeyen, yılan gibi kıvrılmış bu yaratık, muhtemelen dinozor çağından kalan dev bir yılan veya dinozora benzeyen bir yaratık…’

    Bozulmaya başlamış olan bu mumya, insan başını andırdığı için mi insan denmekteydi?

    Acaba bu cesedi halk görseydi ne derdi? Belki de ‘dev bir ejderha’ diye adlandıracaktı.

    En ilginç olanı ise, o lahdin orada olduğunu ve lahdin sırrını bilen birilerinin (şeytani bir tarikat) asırlarca orada ayin yapmalarıdır.

    Bu sırrı Fatih döneminde, Fatih’in bildiğine göre, bu örgüt, lahit ile ilgili sırrı kendi üyelerine, lahitteki cesedi göstererek veriyorlardı.

    Ta ki, şöyle bir kayıta rastladıktan sonra işin durumu değişmiş olabilirdi:

    Bir çingene çocuğu, rivayetlere göre dehlizlerden birine girmiş, çıkamamış, cesedi gördükten sonra o da sırra vakıf olmuş, dışarı çıktıktan sonra tüm İstanbul halkına: ‘Ben Şahmeran’ı (yarı insan yarı yılan) gördüm demesiyle ve bu söylentinin yayılmasıyla olayın boyutu başka bir yöne kaymıştır.

    Kayıtlarda kopukluk olduğu için biz kara kaplı Sırdaş’taki kayıtları esas alıyoruz.

    Sırdaş’ta bu konuyla ilgili ayrıca şunlar yazılı: Tonlarca ağırlıktaki bu lahdi, devrin en güçlü hamal ve tulumbacıları, urganlarla, bin bir güçlükle gün yüzüne çıkarmışlar, bugünkü Fatih Camii’nin avlusuna götürüp, halka kısa bir süreliğine teşhir etmişlerdir.

    Sultan Abdülhamid Han’ın emriyle lahdin resmi çekilmiş ve devrin gazetelerinde yayınlattırılmıştır. İşte o dönemde yayınlanan Resimli Gazete de çıkan fotoğrafı.
    Medusa lahiti-indirjpg
    Medusa lahiti-yerebatan-lahitjpg


  2. #2
    Mhmt82 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    1.556
    Tecrübe Puanı
    29
    Rep Derecesi: **
    @bozoklu teşekkürler üstat.emeğine sağlık
    bozoklu, Gönül_Eri Bunu beğendi

  3. #3
    legal35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    139
    Tecrübe Puanı
    5
    Rep Derecesi: **
    yıllar önce öğremiştim bunu hatta baya araştırmıştım çok enterasan bir mevzu
    Gönül_Eri Bunu beğendi

  4. #4
    Gönül_Eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.461
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **

  5. #5
    Gönül_Eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.461
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    Ustalarım şu şahısı tanıyanınız varmı? Bu arada böyle bi video paylaşmak yasakmı değilmi onuda bilmiyorum sayın adminlerim.
    legal35, toyalp Bunu beğendi

  6. #6
    bozoklu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Super Moderator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    3.413
    Tecrübe Puanı
    43
    Rep Derecesi: **
    Alıntı Gönül_Eri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ustalarım şu şahısı tanıyanınız varmı? Bu arada böyle bi video paylaşmak yasakmı değilmi onuda bilmiyorum sayın adminlerim.
    Evet tanıyorum. 2 yıldır gözükmüyor hiçbiryerde. inşallah iyidir.
    Gönül_Eri, toyalp, Turko Bunu beğendi

  7. #7
    legal35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    139
    Tecrübe Puanı
    5
    Rep Derecesi: **
    inanma sakın böyle modellere kardeşim
    Alıntı Gönül_Eri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ustalarım şu şahısı tanıyanınız varmı? Bu arada böyle bi video paylaşmak yasakmı değilmi onuda bilmiyorum sayın adminlerim.
    Gönül_Eri Bunu beğendi

  8. #8
    Gönül_Eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.461
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    @bozoklu @legal35 ustalarım normalde bu işlerde cinci kelimesi geçsin ben uzak dururum. Lakin gördüğüm kadarı ile bu abimiz biraz farklı eğer bi filim yoksa çok kabiliyetli gözüküyor
    legal35 Bunu beğendi

  9. #9
    legal35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Üye
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    139
    Tecrübe Puanı
    5
    Rep Derecesi: **
    kel ve melhem olayı yok öyle bişey kardeşim onlara inanıp çalışma yapacağına ya nasip deyip rast gele çalış en azından nasibinde varsa alırsın . onlar cinniler ile uğraşıp zaten dinen çok yanlış bişey yapıyorlar hiç bir işleri rast gitmez cinniler bilseler de söylemezler zaten söyleseler kendileri gidip alırlar . sen ben gibi insanların cebindeki parada bu insanların gözü
    Alıntı Gönül_Eri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    @bozoklu @legal35 ustalarım normalde bu işlerde cinci kelimesi geçsin ben uzak dururum. Lakin gördüğüm kadarı ile bu abimiz biraz farklı eğer bi filim yoksa çok kabiliyetli gözüküyor
    Gönül_Eri Bunu beğendi

  10. #10
    bozoklu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Super Moderator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    3.413
    Tecrübe Puanı
    43
    Rep Derecesi: **
    @Gönül_Eri cinlerle define bulma işi yapanların çoğu sahtekardır. Sahtekar olmayanların ise, gene sözlerine itimat edip define bulunmaz, belki yol gösterici olabilir, çünki cinler yalancıdır. Ama bu demek değildirki cinlerle kesinlikle bu iş olmaz! İlmi çok çok kuvvetli olması lazım ki definede faydası olabilsin. böylesi birilerinin de dünyada sayısı fazla değildir.
    ASKER., Gönül_Eri, legal35, Turko Bunu beğendi

  11. #11
    Gönül_Eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.461
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    Eyvallah bu dediklerinizi zaten ben biliyorum. Kendimde 5 yıl medrese eğitimi aldım bu alanlar benim ilgi alanım. Lakin üstadlar cinlerin tamamı yalancıdır demek doğru olmaz içlerinde mümin özü sözü bir olanlar hatta evliya olanları var. Lakin şu konuda hem fikiriz bunlar paranın yerini vermezler eğer vericek olsalar tüm cincilerin aşırı zengin olmuş olması gerek @legal35 @bozoklu
    hepastios, legal35 Bunu beğendi

  12. #12
    sef_er - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Operatör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.646
    Tecrübe Puanı
    40
    Rep Derecesi: **
    @bozoklu ustam size katiliyorum, cinler define bulamazlar ama o bölgenin geçmişini bilirler, bolgede gömü varsa o bölgedeki eski cinlerden ögrenebilirler, fakat yalan olma payi fazladır bence
    bozoklu, Gönül_Eri, legal35 Bunu beğendi

  13. #13
    bozoklu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Super Moderator
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    3.413
    Tecrübe Puanı
    43
    Rep Derecesi: **
    Cin ve define ilişkisi konusu derin mevzudur. girmeyelim en iyisi bu konuya, uzar gider. isteyen istediğine inansın deyip kapatalım.
    Gönül_Eri, Turko Bunu beğendi

  14. #14
    Gönül_Eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    1.461
    Tecrübe Puanı
    18
    Rep Derecesi: **
    Bide kıymetli ustalarım cinlerin üstünde meleklerin altında bir başka taife var bu konuya fazla girmiycem bunların ismi hadim lakin bunlar cin değil. (Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz. Hicr suresi 9.ayet )ayetinin sırrı gereği vazifeli taife. Buda tasavvuf ile el vermek ile gerçekleşen bi hadise. Lakin böyle bi havas ilmine vakıf olan kişi çok takva olmalı. Bu ilim ehli zatlarda define işine pek sıcak bakmıyor. Sizler ile ancak bu kadarını paylaşabilirim ustalarım. Hayırlı forumlar
    Konu Gönül_Eri tarafından (03.12.18 Saat 12:28 ) değiştirilmiştir.
    bozoklu, sef_er Bunu beğendi

  15. #15
    hepastios - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman
    Durumu
    Çevrimdışı

    Mesajlar
    595
    Tecrübe Puanı
    10
    Rep Derecesi: **
    Eyvallah bozoklu usta ilgiyle okudum medusa lahitini biliyordum ama bu ayrıntıyı çokta bilmiyordum emeğine sağlık
    Gönül_Eri Bunu beğendi

Sayfa 1/2 12 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş