1. #1
    eski - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uzman
    Durumu
    Çevrimiçi

    Mesajlar
    758
    Tecrübe Puanı
    48
    Rep Derecesi: Rep Derecesi: **

    Ermeni Rum Çeteleri ( Marmara bölgesi - bölgeleri- faaliyetleri )

    Marmara bölgesindeki Ermeni Rum çetelerinin resmi belegelerde geçenlerden bir kısmı. Bölgeleri ve faaliyet alanları..

    TODORİ ÇETESİ (rum çetesi)


    Mavri Mira ve Kordus gibi cemiyetlerin çalışmaları ile Marmara Bölgesi’nde birçok çete teşkilatı
    oluşturulmuştur. Bu çetelerden bazıları, Yunanlı erkânı harp kaymakamı veya miralayı olduğu tahmin
    edilen ve Şile’de bakkal dükkânı işleten Todori tarafından idare edilmiştir62. Todori’nin yönetiminde
    Kocaeli yarımadasında pek çok Rum çetesi faaliyet göstermiştir. Bu Rum çeteleri, Yunanlılar ve İngilizler
    tarafından da ciddi manada desteklenmişlerdir. İngilizler ve Yunanlılar vasıtasıyla “Megali İdea”sı
    çerçevesinde hareket eden çetelere ulaştırılmak amacıyla gönderilen silah, cephane ve mühimmat;
    Todori’nin bakkal dükkânı aracılığıyla çetelere ulaştırılmıştır. Todori, Şile’nin Yeniköy’ü başta olmak üzere
    Küçük Bakkalköy, Büyük Bakkalköy ve bölgedeki tüm Rum çetelerinin reisi konumunda hareket etmiştir63.
    Ayrıca İzmit yöresindeki Ermeni çeteleri ile Gebze’de faaliyet gösteren Rum çeteleri de Todori’nin
    liderliğindeki çetelerle işbirliği yapmışlar, Yunan-Patrikhane hesabına faaliyetlerde bulunmuşlardır.
    Çakır Yorgi, Karabacak ve Anesti Kaplan gibi çete reisleri Bakkal Todori’den aldıkları emirler
    doğrultusunda Şile, Yeniköy, Küçük ve Büyük Bakkalköy, Pendik, Anadolu Hisarı ve Bostancı dolaylarında
    Türk halkına her türlü fenalığı yapmışlardır64. Çeteciler, İngilizler ve Yunanlılardan elde ettikleri vesikalarla
    İstanbul şehir merkezinde rahatça dolaşma imkânı da bulmuşlardır65. 4 Mart 1919’da Bostancı’ya kadar
    gelip iki Türk’ü öldürmüşler, daha sonra Pendik ve Kartal havalisinde pek çok cinayet işleyip iki Türk
    kızını dağa kaldırmışlar, altı Türk çocuğunu da katletmişlerdir. Bakkal Todori’nin liderliğini yaptığı çeteler,
    Gebze’nin Mudarlı köyünde iki erkek çocuk ile iki yetişkini başlarını parçalamak suretiyle öldürmüşlerdir66.
    Yine Çakır Yorgi çetesi, Kartal Jandarma Kumandanı İzzet Bey’i katletmiştir. Bu çeteciler işledikleri suçtan
    dolayı sorguya dahi alınamamışlardır67.
    Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmasında pek çok hizmeti olan Bulgar Sadık, hatıralarında Şile Belediye
    Başkanı Ali Efendi ile bir mülakatını aktarmış ve Ali Efendi, Şile halkının içinde bulunduğu durumu şu
    cümlelerle ifade etmiş ve Todori hakkında şunları söylemiştir: “Şile, Karadeniz’in karalara bürünen bu yeşil
    kasabası bize zindan oldu. Bir musibettir başımıza geldi. Mal, can ne ise amma, ille ki ırz emniyetsizliği bize çok ağır
    geliyor. Böyle kalacak değil bu işler. Kurtuluş muhakkak, fakat biz görebilecek miyiz bilmem? İşgalci devletlerin
    askerlerinden çektiğimiz yetişmiyor gibi bir de yerli nankörler çıktı başımıza. Mavri Mira denilen cemiyete mensup hainler
    kasabamızı teşkilat merkezi yaptılar. İstanbul’dan gelen ve İslam halka, daha şimdiden yan gözle bakmaya, fırsat
    buldukça ağır hakaretler yapmaya başlayan bir sürü alçak, Bakkal Todori’nin evinde sık sık görüşüyorlar. Aldığımız
    haberler çok acı ve acıklı. Bu hainlerin maksadı Şile’deki İslam köylerini yakmak, İslam köylülerini kökünden kazımak
    imiş. Birkaç gün evvel bir düşman kamyonu sandıklarla tüfek, cephane, bomba getirdi. Bakkal Todori’nin dükkânına
    indirilen bu cephane ve silahların Rumlara dağıtıldığını işittik68”.
    Şile’nin Yeniköy’ünde, kurduğu çetelerle Türk halkına birçok mezalim uygulayan Todori; Osman
    Kaptan, Sadık Baba, Yüzbaşı Demir (Hulusi Bey), Manastırlı Hacı, Hasan Kardaşko (Milli Alemdar
    Müfrezesi) gibi milis kuvvetleri ve müfrezeleri tarafından Şile’deki dükkânından alınarak dağa kaldırılmak
    suretiyle yok edilmiştir. Şile ve havalisinde çetecilerin reisi olan Todori’nin ortadan kaldırılmasıyla birlikte
    Türk halkı rahat bir nefes alma imkânı bulmuş ve Rum çeteleri başsız kalmıştır69. Bunun neticesi olarak da
    Yeniköy Rumları 4 Ağustos 1919’da Osmanlı Hükümeti’nden aman dilemek zorunda kalmıştır70.
    Vezinezelosçu subaylardan Vlahopulos ile Kiryakos gibi ünlü Mavri Miracı komitacılar da Rum çete
    teşkilatlanmalarının sağlanması yönünde çalışmalar yürütmüşlerdir. Paşabahçe’de çete teşkili ile uğraşan bu
    kişilerin gayretleriyle İstanbul’da Pontusçulara yataklık eden Tatavlalılar grup grup çetelere yazılmaya
    başlamışlardır. Kiryakos ve arkadaşları Paşabahçe, Büyükdere, Arnavutköy, Çengelköy ve İstinye gibi Rum
    nüfusunun kalabalık olduğu yerlerde papazları da yanlarına alarak dolaşmışlar, kurulacak çetelere para
    toplayıp, gönüllüler yazmışlardır. Kısa zamanda da Zachariadis Kaptan, Paşaköylü Tanaş ve Mihal
    kılavuzluğunda bir çete ortaya çıkarmışlardır. Bu çete hemen harekete geçip Avcıkoru köyünü basmış ve
    pek çok Müslüman’ı katletmiştir. Kiryakos ve arkadaşları tarafından oluşturulan diğer bir çete de Giritli bir
    komitacı olan Lefter’in emrine verilen çetedir. Bu çete Bozahane ve Reşadiye’yi basıp pek çok Türk’ün
    kanını dökmüştür..


    BAHARİ ÇETESİ (rum rum çetesi)
    Bahari çetesi, Istranca ve havalisinde çetecilik faaliyetleri ile meşgul olmuştur. Bu çetenin ortaya
    çıkışında Rüştü çetesinin eylemlerinin etkili olduğu iddia edilmektedir: Rüştü çetesi, 28 Nisan 1921’de
    Karaburun’a gelerek Yeniköy ahalisinden/Rumlarından 187 lira almıştır. Bunun üzerine Yeniköy’den
    Kunduracı Espro, İstanbul’a gelmiş ve Rüştü çetesinin eylemlerinden Patrikhane’yi haberdar etmiştir.
    Nihayetinde Yunan Sefarethanesi ve Patrikhane işbirliği ve desteğiyle Boğazköylü Bahari kumandasında bir
    çete ortaya çıkartılmıştır72. Oluşturulan bu çete İngiliz filinta, bomba, mavzer, Yunan tüfekleri ve altı
    makineli tüfekle donatılmıştır. 20 Mayıs 1921’de bu çetelerin silah ve cephane ihtiyaçlarının karşılanması
    amacıyla İstanbul’dan 17 araba silah ve cephane getirilmiş, çetelere dağıtılmıştır73. Çeteye 18 lira maaşla
    Beyoğlu ve Tatavla Rumlarından 100 civarında nefer kaydedilmiş ve daha sonra bu sayı 200’e çıkarılmıştır.
    Çete teşkilatının genişlemesi neticesinde Yeniköylü Kunduracı Espro, Karadağlı Hristo ve Kör Nikola da
    çetenin komutanlıklarına getirilmişlerdir74. Komutanlar arasında yapılan taksimata göre Boğazköy
    ahalisinden Karadağlı Hristo, çetesiyle birlikte köyün garp cihetinde, Kunduracı Espro, 100 kişilik çetesiyle
    Boğazköy’ün Emrahur yolunda, Bahari ise Beyoğlu ve Tatavla Rumlarından oluşan 100 kişilik çetesiyle
    Arnavutköy civarında çetecilik yapacaktı75. Bahari çetesinin faaliyetleri kısa zamanda hükümetin dikkatini
    çekmiş ve neticede Dâhiliye Nezareti derhal bu çete faaliyetlerinin önüne geçilmesini ve çete
    sorumlularının yakalanmasını, bunu yaparken de bölgede asayiş ve emniyetin tesisi hususunda azami dikkat
    gösterilmesini Çatalca Mutasarrıflığı’ndan istemiştir76. Bunun üzerine Terkos-Çatalca hattının doğusuna bir
    seyyar müfreze sevk edilmiş ve çete takibine başlanmıştır77. Bu arada Bahari ve arkadaşları, siyasi çeteler
    oluşturmak ve halkın mallarını gasp etmek gibi suçlardan İkinci Divan-ı Harp’te de gıyaben
    yargılanmışlardır78. Bir süre sonra Bahari ve arkadaşları yapılan bir takibat neticesinde yakalanıp Çatalca
    Hapishanesi’ne konulmuşlardır. Bahari, arkadaşlarıyla buradan firar etmiş ve 29 Ağustos 1921’de
    Hadımköy’ünde Fransız Kumandanlığı’na teslim olmuştur. İstanbul Hükümeti de derhal harekete geçerek
    Bahari’nin kendilerine iade edilmesini Fransız Kumandanlığı’ndan istemiştir. Ancak Fransız Kumandanlığı
    bu isteği kabul etmemiş ve Bahari’yi Kumkapı’daki Fransız Hapishanesi’ne sevk etmiş



    KOMMİT ÇETESİ (rum çetesi)


    Rum çetecilerinden olan Ayazma köylü eşkıya Kommit, diğer adıyla Kostantin, Terkos civarında
    çetecilik yapmış, bölge ahalisinden pek çok kişinin malını gasp etmiştir80. Rum çetecisi Kommit, Terkos
    civarında Mandıra mevkiinde Boyalık köyünden Murat isimli birisini yaralayıp bir çift öküz ve bir çift
    mandasını gasp etmiş, Bahari adlı şahsın mandırasına giderken Boyalık ve Karacaköy jandarmaları
    tarafından takip edilince Yeniköy’deki hanesine sığınmıştır. Yeniköy, jandarmalar tarafından ablukaya


    alındığında; köyün muhtarı, ihtiyar heyeti ve Ula Papazı ile görüşülüp Kommit’in jandarmalara teslimi
    istenmiştir81. Dâhiliye Nazırı, Kommit’in teslim olması halinde afv-ı âliye (bağışlanmaya) mazhar olacağını
    bildirmiştir82. Bunun üzerine köylüler de köyün namusu üzerine söz vermişler ve Kommit’in Çatalca
    Metropolithanesi’ne teslim edileceğini beyan etmişlerdir. Ayrıca Nahiye Müdürü Mülazım Fahri Efendi ile
    Jandarma Yüzbaşısı; Kommit ile görüşüp teslim olması yönünde nasihatte bulunmuşlardır. Bu arada eşkıya
    Kommit’in hanesinde olduğunu duyan kadın, kız, çoluk çocuk herkes olay mahalline akın etmiştir. Bütün
    herkes Kommit’in hanesinin önüne gelmiş, jandarmalar da bir kargaşaya sebebiyet vermemek için olaya
    müdahale etmemişlerdir. Jandarma Yüzbaşısı, olaya müdahale edildiği takdirde kadın, kız, çoluk çocuk pek
    çok kişinin ölebileceğini düşünmüş ve “netice itibariyle siyasi bir mesele ihdas edilerek böyle müşkül bir anda
    hükümetin başına bir gaile çıkarmamayı” uygun görerek müdahaleden kaçınmıştır. Yüzbaşının düşündüğü
    hadisenin vuku bulacağı köy heyetinin iki jandarmaya, “ateş etmiş olsa idiniz bütün köy halkı size hücum edecek
    idi ve binnetice pek büyük fenalık olacak idi” tarzında ifadelerinden anlaşılmıştır. Burada köy halkının devletin
    başına bir gaile çıkarmak fikrinde olduğu açıkça görülmektedir. Nihayetinde eşkıya Kommit kaçmış ve tüm
    aramalara rağmen bulunamamıştır. Arşiv belgesindeki Yüzbaşının ifadesi ile: “Şu hal, karye heyetinin namusu
    üzerine verdiği sözün bir plandan ibaret olduğu ve binnetice bunların çetelere yataklık etmekte olduklarını ispat
    eylemiştir”83. Kommit çetesi daha sonra yine Terkos nahiyesinde, Mazhar Paşazadelerin, Kulakçayır’ı
    mevkiindeki çiftliğini basmış ve iki çift öküzü gasp etmiştir


    APOSTOL VE APOSTOLİDİS ÇETELERİ (rum çetesi)
    Yunanlılar tarafından oluşturulan ve Büyükdere, Tarabya ve Yenimahalle Rumlarından teşkil edilen bir
    çetenin başına Yunan Süvari Binbaşısı olan Apostol getirilmiştir. Tutuklanan çete reislerinden Rüştü’nün
    verdiği ifadeye göre bu çetenin kuruluşuna Büyükdere Papazı aracılık etmiştir ve yine çete, Kulaksız İlya,
    Anastaş ve Foti adlı üç kişinin idaresine verilmiştir. Buna göre de; Paşaköylü Kulaksız İlya, Sarıyer’in
    Yenimahallesi’ndeki, Anastaş, Büyükdere’deki, Foti de Tarabya’daki çetelere reislik edecektir. Oluşturulan
    bu çetelerin silah ve cephane ihtiyaçları da Büyükdere Rum kilisesindeki depolar tarafından karşılanmıştır.
    Çetenin siyasi işlerini Apostos, idari işlerini ise Büyükdere Papazı yürütmüştür. Yunanlılar ve İngilizler
    tarafından bu çetelere 300–400 civarında silah ve ona göre cephane dağıtılmıştır85. İngilizler ve Yunanlılar
    tarafından teçhiz edilen bu çeteler bölgede İslam yurtlarını basmış ve kendilerine verilen görevleri yerine
    getirmek noktasında azami gayret göstermişlerdir.
    Yine İstanbul Arnavutköy’de ikamet eden Hristos Apotolidis namında bir süvari yüzbaşısı İngilizler ve
    Yunanlılarla temasta bulunmak suretiyle çete teşkili için çalışmalar yürütmüştür. Apotolidis, İngilizlerin
    malumatı dâhilinde Bebek’te Kunduracı Yani, Kapıdağlı Bakkal Yorgi, Büyük Bebek’te Bakkal Yani,
    Kalaycı Eftim, Sarraf Vankel, Kürkçü Apostol, Bankacı Tanaş ve Kulaksız İlya gibi pek çok kişi ile Büyük
    Bebek’te toplanmış ve yapılan görüşmeler neticesinde çeteler oluşturulmuş ve bu çeteler Anadolu
    sahillerinde görevlendirilmişlerdir. Bu çetelerin amacı, İslam köylerini yakmak ve köylüleri kâmilen imha
    etmektir. Bu çalışmaları boyunca mahallin merkez memuru Hacı Kemal’den de yardım görmüşlerdir. Hacı
    Kemal en azından bu kişilerin faaliyetlerine sessiz kalmakla dolaylı yönden de olsa onlara hizmet etmiştir86.
    Apostolidis vasıtasıyla Yunan Sefarethanesi’nden alınan silah ve cephaneler Beşiktaş’ta Rumlara verilmekte
    ve oluşturulan bu çetelere izci kulübünden ve Rumlardan gönüllüler kayıt edilmekte ve bu çeteler
    Büyükdere civarındaki İslam köylerini basmak üzere sevk edilmekteydiler



    KİRMAN VE KİRÇAKİ ÇETELERİ ( rum çetesi )

    Kirman ve Kırçaki Çeteleri
    Rum Patrikhanesi’nin teşvik ve yardımlarıyla kurulan Kapudağlı Kirman ve Kırçaki çeteleri, Bandırma,
    Kapıdağ ve Erdek havalisinde çetecilik yapmışlardır. Kirman, Kasım 1919’da 45 kişiden mürekkep çetesi
    ile Hereke köyüne gelmiş, Rüsumat İdaresi’ni basmak suretiyle idarenin 3.150 kuruşunu ve memurun
    eşyalarını gasp etmiş ve memurun eşini de yanına alarak firar etmiştir. Ayrıca Orman Serbekçisi Ahmet
    Efendi’yi de dağa kaldırmıştır88. Kirman çetesinin buradan sonra Marmara Nahiyesi’ne geçerek Türklere
    taarruz planladığı bildirilmiştir89. Bunun üzerine bu çetenin faaliyetlerinin önüne geçilebilmesi için silahlı
    bir gemiye ihtiyaç duyulduğu ilgili makama acilen duyurulmuş ve eldeki mevcut kuvvetlerle çetenin
    imhasının mümkün olamayacağı Bandırma’daki Mülkiye Müfettişliği’nden Bahriye Nezareti’ne
    bildirilmiştir90. Kirman ve Kırçaki çeteleri Marmara Nahiyesi’ni ve Paşa Limanı’nı muhasara etmişlerdir91.
    Kirman çetesi, 10/11 Haziran 1920’de Marmara Nahiyesi’ni basmıştır. Çetenin jandarma ile çatışması
    neticesinde 2 yerli Rum yaralanmış, çete reisi Kirman ile bir arkadaşı öldürülmüş ve 2 jandarma ile ahaliden
    2 Müslüman şehit olmuştur. Bu olay üzerine bir Yunan vapuru Marmara sahiline gelmiştir. Eşkıyalar
    vapura da ateş açmışlardır. Yunan vapurunun Marmara’ya ulaşmasından sonra vapur kumandanı olayın
    Kuvâ-yı Milliye tarafından çıkartıldığını, Hıristiyanların külliyen katledildiklerini ve Marmara’nın yanmakta
    olduğunu Gelibolu ve Tekfurdağı’ndaki Kuvâ-yı Mutelife Mümessilleri’ne ve Patrikhane’ye bildirmiştir.
    Oysa Kuvâ-yı Milliye’nin ya da Türklerin yaptığını ileri sürdükleri olay tam tersine Hıristiyanlar tarafından
    Türklere karşı yapılmıştır


    PAŞAKÖYLÜ KARAOĞLAN VE PANAYOT ÇETESİ ( rum çetesi )

    .
    Paşaköylü Karaoğlan ve Panayot çetesi, Büyükdere ve Sarıyer’e yakın mahallerde; Gülbahçe,
    Zekeriyaköy, Hacıosmanbayırı ve Bahçeköy mevkilerinde çetecilik faaliyetlerinde bulunmuştur93. Çetenin
    kuruluşunda Kandilli’de ikamet eden Rumların büyük rolü vardır. Başlangıçta 12 mevcutlu olan çete
    zamanla 37 mevcuda ulaşmıştır94. Çete, 18 Nisan 1919’da Büyükdere Küfeli köyünde bir mandırayı
    basmıştır95. Çeteciler, aynı gün Gülbahçe’de yolda giden polis memuru Halil Efendi’nin eşya ve silahını
    gasp etmişlerdir. Bunun üzerine olay mahalline sevk edilen bir müfreze ile çeteciler arasında çatışma vuku
    bulmuş ve çatışmada Mülazım Mehmet, Çengelköy polis memuru Hulusi ve Hisar İnzibat başçavuşu
    Süleyman Efendi yaralanmıştır. Arazinin ormanlık olması nedeniyle çatışmada çetecilerden ölen ya da
    yaralananın olup olmadığı tespit edilememiştir. Yalnız iki çeteci teşhis edilmiştir. Bunlardan birisi
    Paşaköylü Karaoğlan96 diğeri de Paşaköylü Panayot’tur. Çeteciler, Çırçır’da Artakif(?)’in bakkal dükkânına
    girerek bakkal eşyalarını yağmalamışlardır. Zekeriyaköy ve Bahçeköy cihetlerinde de bazı kimselerin önüne
    çıkıp para ve değerli eşyalarını gasp etmişlerdir97.
    Paşaköylü Karaoğlan Yorgi, 16 Temmuz 1921’de Gebze’ye yakın mesafede bulunan Akkilise’ye taarruz
    etmiştir. Bunun üzerine jandarma ve polis kuvvetleri tarafından Paşaköylü Karaoğlan Yorgi çetesinin
    takibine başlanmıştır98. Çete, Anadolu Hisarı civarındaki bostan sahiplerinden Manto ve Petro tarafından
    iaşe edilmiştir. Ekmek ihtiyaçları da Hisar fırıncısı tarafından karşılanmıştır. Çete, bölgede bahçe sahibi
    olan Kara Ali ve Şakir Ağa’yı zulmetmiştir99. Çete, 3 Eylül 1921’de de Göksu yakınlarındaki Kara Ali’nin
    bahçesinde görülmüştür. Durumun haber alınmasıyla birlikte çete üzerine bir birlik sevk edilmiştir100.
    Harbiye Nezareti çeteye yardım ve yataklık yapanlar hakkında tahkikat yapılmasını istemiş ve yapılan
    tahkikat neticesinde Paşaköylü Yorgi oğlu Yanko ve Yorgi oğlu Petro gözaltına alınmışlardır




    İSTELYANUS, YENİKÖYLÜ YORGİ, PANDELİ VE ANDON ÇETELERİ ( rum çetesi )

    .
    İstelyanus çetesi, Darıca ve havalisinde çetecilik faaliyetlerinde bulunmuştur. Bu çete, Haziran 1919’da
    Taşköprü’ye bağlı bir köyü basmış, köyün ileri gelenlerinden iki kişiyi dağa kaldırmıştır. Ayrıca köyden 200
    koyunu alıp götürmüştür. İstelyanus çetesi, Taşköprü’ye bağlı köye taarruz edince Yahya Kaptan,
    müfrezesiyle birlikte harekete geçmiş ve uzun takip neticesinde bu çeteyi ortadan kaldırılmıştır. İstelyanus
    çetesinin imhasıyla birlikte bir miktar silah, teçhizat ve Türk ahaliden gasp edilen bir miktar paraya da el
    konulmuştur102.
    Yeniköylü Yorgi çetesi Şile civarında çetecilik yapmıştır. 2 Nisan 1920’de Alacalı nahiyesinden Şile’ye
    geçmekte olan Hacı Abbas Efendi, hizmetçisi Hafız Emin ile beş arkadaşının eşya ve nakdi Yeniköylü
    Yorgi çetesi tarafından gasp edilmiştir. Eşkıya, Yeniköy’e iltica ettiğinden dolayı tevkif edilememiştir103.
    Çete, Nisan ayının sonlarına doğru yakalanmış ve tevkif edilmiştir104.
    Pandeli, Boğazkesen köyünden olup 20’ye yakın çete mensubuyla birlikte yine Boğazkesen ve
    civarlarında çetecilik hareketlerine girişmiştir105. Çeteciler, Ekim 1920’de Adapazarı’nın Mahmudiye
    köyünü basıp bir kişiye tecavüz etmişler, Korucu Hasan’ı yaralamışlar ve köyden 22 evi de
    yağmalamışlardır106. 28 Mart 1921’de Pandeli çetesiyle birlikte bazı Rum çeteleri Tekeler köyünü basmışlar,
    burada Hacı Bayram oğlu Mustafa’nın evini yakmışlar, Münir’in kardeşini de öldürmüşlerdir. Köydeki 49
    evin 19.700 liralık eşyasını yağmalamışlardır107. 30 Mart’ta Yunan askerleri ve İstavri Ardaşan çeteleriyle
    birlikte hareket eden Pandeli çetesi, bu kez Çaltıcak köyünü basmıştır. Çeteciler burada iki kişinin evini
    yakmışlar, dört kişiye de tecavüz etmişlerdir. Yunan askerleri ile Pandeli çetesi İkizce Osmaniye köyünü de
    basmış, köydeki 35 evin bütün eşyasını yağmalamış, köylüden de zorla 5.000 lira almıştır108. 1921’in Nisan
    ayında ise Yunan askerleri ile Fındıklı, Ortaköy, Karasu, Bedil ve Pandeli çeteleri, Akçakamış köyünü
    basmışlardır. Köyde birkaç kişiye tecavüz eden çete mensupları 75 evden 10.000 lira değerinde eşya
    yağmalamışlardır109.
    25 Aralık 1920 tarihinde Andon’un reisliğindeki Rum çetecileri, İnöz kazasının Döğen çiftliğini basıp
    Tahir Ağa ve hizmetkârlarından birini yaralamış, diğerini de katlederek firar etmişlerdir. Hemen ertesinde
    İnöz’ün Yenice karyesini basmışlar, hayvanları için zorla yem, kendileri için de ekmek tedarik ettirip
    savuşmuşlardır. Köylüden yapılan ihbar nazarı dikkate alınarak çete üzerine bir takip müfrezesi sevk
    edilmiştir110. Andon liderliğindeki bu Rum çetesi Vasil adlı bir Rum’un restoranında İpsiz Recep milis
    kuvveti tarafından ortadan kaldırılmıştır


    KARABIYIK DİMİTRİ ÇETESİ ( rum çetesi )


    Karabıyık Dimitri çetesi, Keşan, Malkara, Uzunköprü, İpsala ve İnöz civarlarında çetecilik
    faaliyetlerinde bulunmuştur. 18 Temmuz 1919’da Uzunköprü’nün Maksudlu nahiyesi mıntıkasında
    Hacıdağı mevkiinde, 30 kadar Müslüman yolcuya Karabıyık Dimitri çetesi tarafından pusu kurulmuş,
    yolcular şiddetle darp edilmişlerdir. Yolcuların para ve eşyaları da çete tarafından gasp edilmiştir112. 23




    Temmuz’da Karabıyık Dimitri’nin adamlarından Manulaki yakalanmıştır113. Malkara kazasının Şahin
    nahiyesi müdürü Hilmi Bey, tahsildar ve 4 jandarma 10 Kasım 1919’da Taraklı köyünde giderken,
    Karabıyık çetesi tarafından üzerlerine ateş açılmış, Hilmi Bey alınıp götürülmüş ve bilahare çeteciler
    tarafından şehit edilmiştir114. 20 Aralık 1919’da İpsala’ya gitmekte olan telgraf çavuşu Derviş Ağa’nın,
    Keşan’ın Hanımçeşmesi mevkiinde çete tarafından önü kesilmiş, elbiseleri ve ayakkabıları alındıktan sonra
    darp edilmiştir115. 31 Ocak 1920’de Gelibolu’da dört kişi Karabıyık çetesi tarafından dağa kaldırılıp
    Kurudağ istikametine götürülmüştür. Yapılan takibat neticesinde dağa kaldırılan kişiler ölü olarak
    bulunmuşlardır116. Bu çete İpsala müddei umumisi/savcısı Asım Bey, İpsalalı Hüsnü ve bir jandarma
    neferini de şehit etmiştir117. Daha sonra Karabıyık Dimitri, Uzunköprü İngiliz Kontrol Zabitliği’ne
    başvurmuş ve “afv-ı âli”ye(bağışlanma) mazhar olması koşuluyla teslim olacağını bildirmiştir. Bunun
    üzerine Karabıyık Dimitri’nin durumu hakkında Dâhiliye Nezareti bilgilendirilmiştir. Dâhiliye Nezareti de,
    Edirne Vilayeti’ne gönderdiği bir yazıda Karabıyık çetesinin takibine devam edilmesi gerektiğini ve affının
    mümkün olmadığı bildirmiştir118. Nihayetinde Malkara ve Uzunköprü’den çıkarılan müfrezeler tarafından
    yapılan takibat neticesinde Karabıyık Dimitri ve birkaç arkadaşı ölü olarak ele geçirilmiş diğer çete
    mensupları ise firar etmişlerdir119. Karabıyık Dimitri çetesi bölgede uyguladığı katliam boyunca Patrikhane
    tarafından desteklenmiştir. Nitekim ele geçirildiğinde üzerinden çıkan bazı evraklarda; Keşan
    Metropolitliği’nin resmi mührü bulunmakta ve metropolit tarafından eşkıyaya, “Sevgili evladım Dimitri! Keşan
    metropolitliğine gelesin ve geniş geniş konuşalım Keşan’da” denilmektedir120.
    Karabıyık çetesinden bazı kişiler 29 Nisan 1920’de Keşan’ın bir köyünde Patrikhane tarafından
    fukaraya dağıtılan 2.600 liralık evrak-ı nakdiyeyi/kâğıt parayı zorla alıp firar etmişlerdir121. Bunun haber
    alınması üzerine çetenin takibi ve yakalanması için jandarma kumandanı mülazım Celal Efendi
    kumandasında bir takip müfrezesi acilen bölgeye sevk edilmiş ve 29 Mayıs sabahı bir koyun ağılında
    sıkıştırılan çete efradından bazıları tutuklanmıştır



    VANGEL VANGELUS ÇETELERİ ( Rum çetesi )


    Vangel ve Vangelos çeteleri, Adapazarı ve havalisinde çetecilik yapmışlardır. 12 Ekim 1920’de Vangel
    çetesi, Yunan askerleriyle birlikte Eceldere köyünü basmış, Çırak oğlu Yusuf, Hacı Durak oğlu Hüseyin ve
    Kara Ali oğlu Hüseyin’i yaralamış, Osman oğlu Mustafa’yı da esir etmiştir. Ayrıca çeteciler, köyün
    zahiresini, büyük ve küçükbaş hayvanlarını da gasp etmişlerdir123. Çeteciler, 27 Mart 1921’de Taşkıstığı
    köyünü basıp halkın mallarını yağmalamışlar, zahire ve hayvanlarına da el koymuşlardır124. Vangel çetesi, 28
    Mart’ta, Göktepe köyünü basmış, Lütfi adlı bir şahsı katletmiş, Garip oğlu Ahmet’in samanlığını yakıp
    Süleyman oğlu Salih’i arabasıyla birlikte esir etmiştir125. Vangel çetesi, Söğütlü-i Kebîr köyünü basmış 150
    hanelik köyün tamamını yağmalamıştır. Çeteciler, köylüden zorla 2.200 lira toplamışlardır. Emin oğlu
    Osman’ı öldürmüşler, Acem İsmail ve Hasan oğlu Feyzi’yi esir almışlardır126. Dağköy-Yoncalı köyüne
    yaptıkları baskında bir kişiye tecavüz etmişler, köy muhtarını yaralamışlar ve Hatip Hüseyin oğlu Mustafa,
    Ahmet oğlu Ahmet ve Hasan oğlu Yusuf’u da öldürmüşlerdir127. Çetecilik faaliyetlerinde bulundukları
    bölgede pek çok hayvana sahip olan Kara Gönlü Aşireti’ne de saldırmışlar, Ahmet oğlu İsmail Efendi ve


    Mehmet oğlu Hüseyin Efendi’yi öldürmüşlerdir. İsmail Efendi’nin 12.000 lira değerindeki mal ve
    hayvanını, Hüseyin Efendi’nin de 300 altın ile 15.000 liralık hayvanını gasp etmişlerdir. Ali oğlu Hasan
    Çavuş ve ailesini esir almışlardır. Mehmet oğlu Ali’nin 4.000 liralık hayvanı çeteciler tarafından
    yağmalanmıştır128. Çetenin bu zulümlerinin önüne geçilmesi adına bir takip müfrezesi oluşturulmuş ve bu
    takip müfrezesinin gayretleri neticesinde çeteciler, Kandıra havalisine çekilmek zorunda kalmışlardır129.
    18 Ekim 1920’de Vangelos’un da içinde bulunduğu bir grup çete, Dere-i Bala köyünü basmış ve
    İbrahim oğlu Şuayp isimli bir çocuğu kafasını kırmak suretiyle öldürmüştür130. Çeteciler, 27 Mart 1921’de
    Hanlı köyünü basıp köydeki 48 evin bütün eşyalarını yağmalamışlardır. İsmail oğlu Şakir’i de esir olarak
    yanlarında götürmüşlerdir






    . KÖR VASİL , MİLTO VE MİLKİ (MİLTİ KAPTAN ) ÇETELERİ (rum çetesi )


    Kör Vasil çetesi, Şile civarında çetecilik faaliyetlerine girişmiştir. Çete, 14 Mart 1922’de Şile’nin
    Hüseyinli ve Demircili köylerine gitmekte olan sekiz arabayı Gebze mıntıkası Kirazpınar mevkisinde
    bomba ve silahla donanmış bir vaziyette durdurmuş, arabacıları darp edip paralarını gasp etmiştir132.
    Çetenin yakalanması için derhal harekete geçilmiş fakat elde yeterli miktarda kuvvet olmadığından başarılı
    olunamamıştır. Nihayetinde İstanbul Valisi, Dâhiliye Nezareti’nden çetenin takip edilebilmesi ve
    yakalanabilmesi için Umum Kumandalık emrinde bulunan efradın 50’sinin bu işe verilmesini talep
    etmiştir133.
    Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteren çetelerden Paşaköylü Tanaş oğlu Milto’nun reisliğini yaptığı çete
    Paşaköy ve civarında çetecilik yapmıştır. Milto ve çetenin diğer elemanlarından Yordan oğlu Panayot ve
    Hristo, Üsküdar Mutasarrıfı Nurettin Bey’in girişimleri sonucu silahlarıyla birlikte Paşaköy kumandanına
    teslim olmuşlardır. Çetenin elemanları daha sonra “tecîl-i cezâ yasası”na (cezanın ertelenmesi) dayanarak
    serbest bırakılmışlardır134. Bir diğer çete olan Milti çetesi ise, Büyük-Küçük Bakkalköy ve Paşaköy
    civarında çetecilik faaliyetlerine girişmiştir. Bu çete hem Türklere hem de Rum ahaliye karşı çetecilik
    faaliyetlerinde bulunmuştur. Rum kızlarını kaçırmıştır. Örneğin bir defasında Barba Dimitri’nin kızını
    kaçırmış ve suçu da Bulgar Sadık’ın üzerine atmıştı135. Kendisini hoş görmeyen ve kestiği haracı vermek
    istemeyen Rumları öldürmüş veya öldürtmüş, bu eylemlerinin sorumluluğunu da Kuvâ-yı Milliye’den
    Bulgar Sadık’ın üzerine atmıştır. Bölgede gerçekleştirdiği çetecilik hareketleri boyunca İngilizlerden de
    destek görmüştür. Bu yüzdendir ki Moda’da, Kadıköy’ünde hatta İstanbul’un tamamında rahat bir şekilde
    dolaşabilmiştir. Bu çete Sadık Baba (Bulgar Sadık) kuvvetleri tarafından Kısıklı-Alemdağ yolu üzerindeki
    Dudullu civarında pusu kurulmak suretiyle ortadan kaldırılmıştır





    HRİSANTOS VE ZAFİRİ ÇETESİ ( rum çetesi )


    Çete, Tatavla, Feriköy, Papazköprüsü, Yenişehir, Dolapdere ve Kanyonculukulluğu civarlarında
    çetecilik faaliyetlerine girişmiştir. Çete reisi Hrisantos çeteciliğin yanında Yenişehir’de Barba Yani
    meyhanesinde garsonluk da yapmıştır. Mütareke öncesi Tophane’de Bostanbaşı’nda muhallebici Recebi
    katlettikten sonra yakalanıp 15 sene hapis cezasına çarptırılan Hrisantos137, Mütarekeden sonra
    hapishaneden adamlarıyla birlikte kaçmıştır. Hrisantos, hapishaneden kaçtıktan sonra bir müddet


    Beyoğlu’nda gizlenmiş ardından ortalığın biraz durulması üzerine tekrar ortaya çıkmıştır138. Mütareke
    döneminde İngilizler tarafından para, silah ve cephane noktasında ciddi destek de alan Hrisantos, İngilizler
    adına casusluk faaliyetlerinde de bulunmuştur139. Hrisantos ve Zafiri çetesi, Türk karakollarına baskınlar
    düzenlemiş ve bu baskınlarla karakollardan silah elde etmeye çalışmıştır. İngilizler tarafından desteklendiği
    için bütün takibata rağmen bu çetecileri yakalamak mümkün olmamıştır. Kendisini yakalamakla
    görevlendirilen polis müdürü Abdurrahman Efendiyi katletmiştir140. Yine Dolapdere merkezinde memur
    polis İbrahim Efendiyi de katletmiştir141. Ayrıca beş Türk polisi ve bir jandarma zabitini öldürdükten sonra
    sonunda İngilizlerin yardımıyla Yunanistan’a kaçmıştır. Bir müddet Yunanistan’da kaldıktan sonra İngiliz
    askeri kıyafetiyle tekrar İstanbul’a dönmüştür. Aşil Anastasyadis adıyla sahte pasaport ile İstanbul’a giriş
    yapıp, Dolapdere’ye yerleşmiştir142. Hrisantos’un geldiği haberi duyulunca Tatavla, Aynalıçeşme ve
    Sinemköy mevkiinde derhal güvenlik önlemleri alınmıştır. Hrisantos, bu güvenlik önlemlerinin neticesi
    olarak polisler tarafından 8 Eylül 1920’de öldürülmüştür143. Hrisantos’un arkadaşı olan çeteci Zafiri de
    Kalyoncukulluğu’nda İkinci Şube Müdür Muavini Faik Bey tarafından bir muhallebici dükkânında ortadan
    kaldırılmıştır. Pek çok cinayetin müsebbibi olan bu şahsın öldürülmesi memnuniyet verici bir gelişme
    olmuştur. Netice de Faik Bey’e, Zafiri’yi öldürdüğü için Sadrazam tarafından 150 lira ikramiye ve üçüncü
    dereceden Osmanlı Nişanı verilmiştir144.
    Refik Halit’in Alemdar gazetesindeki bir makalesine bakarsak, 1920 başlarında Tatavla ve civarında
    öldürülen her suçlunun Hrisantos’un adamı olduğunun iddia edildiği günlerin olduğunu görmekteyiz. Refik
    Halit makalesinde Hrisantos hakkında şunları yazmaktadır: “Yine Hrisantos. Artık adet oldu, zabıta tarafından
    serseri, sabıkalı güruhundan kim vurulursa maktül derhal Hrisanstos’un avanesinden, Hrisantos’un arkadaşı,
    Hrisantos’un sağ eli oluyor. Bu kaçıncı el? Hrisantos anlaşılan ahtapot gibi yüz elli, yüz ayaklı bir mahlûkmuş, vura vura
    tüketemedik. Bu gün bir Harito yarın bir Manul öbür gün bir Lazari böyle her sabıkalı avında gazeteler kendiliklerinden
    isminin yanına bir Hrisantosun sağ eli cümlesini ilave edebilirler. Tıpkı, bizim, muhaliflerin de İttihatçılara Talat’ın adamı,
    eli, ayağı… Dediğimiz gibi! Anlaşılan Hrisantos sabıkalıların Talat’ı imiş, ikisini de kaçırdık! Şimdi elini, ayağını
    sayıklıyoruz. Acaba Talat gibi Hrisantos’ta hala İstanbul sabıkalılarını uzaktan idare ediyor mu? Biri Berlin’den biri
    Atina’dan… Zaten aralarında bir fark, bir kelime fark var: Siyasilik… Yoksa cürümler aynı: Haydutluk ve katillik.
    Her ne ise işte zabıtamız Hrisantos’un bir sağ elini daha vurdu, kendisini vuramayınca hiç olmazsa böyle eşini, ahbabını
    vuruyor”


    MARMARA BÖLGESİNDE DİĞER RUM ÇETELERİ

    Haziran 1919 itibariyle Gebze, Şile ve civarında faaliyet gösteren Rum çetelerinden bazıları şunlardır:
    Şile civarında faaliyet gösterenlerden bazıları; Tanas oğlu Gaylip (çete reisi), Hristo oğlu Dimitri (çete reisi),
    Apostol oğlu Pandeli (çete reisi), Hristo oğlu yorgi, Vasil oğlu Panayot, Todor oğlu Vasil, Dimitri oğlu
    Yorgi’dir. Yeniköy civarında faaliyet gösterenlerden bazıları ise; Deli Petro çetesi, Hiristo oğlu Petro (çete
    reisi), Dimitri oğlu Apostol, Petro oğlu Yorgi, Hiristo oğlu Anesti, Panayot oğlu Yorgi, Nikola oğlu
    Dimitri, Hama oğlu Yorgi, İstavri oğlu Yani, Panayot oğlu Dimitri, Vankel oğlu İlya, Kastiziye oğlu Vasil,
    Alko oğlu Aleksandır, Nikola oğlu Yorgi,146 Çakır Yorgi, Karabacak ve Anesti Kaptan gibi çetecilerdir.




    Ayrıca Bakkalköy’ün Yirmiler ve Paşaköy’ün Elliler çeteleri de bölgede faaliyet göstermişlerdir. İzmir’de
    Seksenlik bir çete de bölgeyi kontrol altında tutmuştur147. 11 Haziran 1919’da Gebze’nin Yelkentepe
    civarında kömür yakmakta olan Cumaköylüler 12 kişilik Yeniköylü bir Rum çetesi tarafından dağa
    kaldırılmış ve içlerinden Avcı oğlu Ali Haydar çeteciler tarafından öldürülmüştür148. 2 Ağustos 1921’de
    Çakıcı Yorgi çetesi, Kadıköy civarında iki Türk jandarmasını şehit ettikten sonra Sürgün’de Yunanlılara
    sığınmıştır149.
    2 Nisan 1920’de Şile’nin Alacalı nahiyesinden Şile’ye geçmekte olan Hacı Abbas Efendi, yanındaki
    Hafız Emin ve beş arkadaşının eşya ve nakitleri Yeniköylü Yorgi çetesi tarafından gasp edilmiştir150. Yine
    Şile’nin Alacalı nahiyesinden çalışmak için dağa giden Hasan, Mustafa, Hüseyin, Yusuf ve Ahmet adlı
    şahıslar yolda giderken 25 kişilik Yeniköylü silahlı Rum çetesi tarafından dağa kaldırılmışlardır151. Üsküdar
    mıntıkasında bulunan Ümraniye köyünde de erkek, kadın ve iki çocuktan oluşan bir kömürcü kafilesi
    Çavuşbaşı çiftliği merasına gitmekte iken, Budakdere mevkiinde, önlerine çıkan Paşaköy ve Yeniköy
    Rumlarından oluşan takriben 20 kişilik bir çete tarafından kaçırılmışlardır152. Ovacık’a yakın mesafede
    bulunan Erenler Mezarlığı mahallinde Paşaköy Rumlarından mürekkep 15 kişilik bir Rum çetesi köy
    ahalisinden birkaç kişiyi dağa kaldırmış ve köylüye 1.200 lira karşılığında bu kişilerin serbest bırakılacağını
    bildirmiştir153. Çeteciler, Tepecik köyünün Karacasu mevkiinde köylülerin merkebini, üç beygirini ve köye
    gelmekte olan kömürcülerin de üzerlerindeki değerli eşyalarını gasp etmişlerdir154. Yeniköy çeteleri
    Taşköprü köyünden İsmail ve Karakadılar’dan Hacı İbrahim’in hem paralarını almışlar hem de canlarına
    kıymışlardır155. Bu derece vahim zulümler gerçekleştiren Yeniköy ve havalisi Rum çeteleri, Osmanlı
    Hükümetine başkaldırma cesaretini de gösterebilmiştir. Nitekim Şile’ye bağlı Yeniköy’de Mütareke’nin
    imzasının hemen ertesinde Ocak 1919’da Osmanlı Hükümetine karşı isyan vukuu bulmuş, karakollar
    çeteler tarafından kuşatılmış ve bu isyan şiddetli çarpışmalar neticesinde güçlükle bastırılabilmiştir156.
    Yeniköy ve Paşaköy Rumlarının çetecilik faaliyetleri hakkında Açıksöz gazetesinde şöyle bir bilgi
    mevcuttur: “Yeniköy ve Paşaköy Rumlarından müteşekkil Yunan çeteleri zaman zaman civardaki Müslüman köylerine
    hücum ederek ahali-i islamiyeyi tedhiş ve ellerine geçen her cins emval ve eşyayı gasp etmektedirler. Bu havalideki Müslüman
    köylerinden birçoğunda ancak ikişer üçer İslam hanesi kalmıştır”157. Nitekim Rum çetelerinin saldırılarından
    usanan köylüler, köylerini terk etmek suretiyle Rumların zulümlerinden kurtulmak istemişlerdir.
    Rum çeteleri göçmen kafileleri üzerlerine de taarruz etmişlerdir. Mesela İzmit’ten İstanbul’a sevk
    edilmekte olan göçmenler, vapurların Pendik ve Darıca’ya uğramaları neticesi Rum çeteleri tarafından
    saldırıya uğramışlar, göçmenlerin para ve eşyaları çeteciler tarafından gasp edilmiştir158. Çeteler aynı
    zamanda dağa adam kaçırıp fidye almak suretiyle ganimet toplama gayreti içerisinde de olmuşlardır.
    Nitekim Ömerli kazasının Mahmut Şevket Paşa nahiyesine bağlı Ali Bahadır köyünden İzzet Bey ve
    hizmetkârı bu maksatla kaçırılmış, fidye olarak 15.000 lira talep edilmiştir159. 14 Haziran 1919’da 15 kişilik
    Yeniköylü Deli Yani çetesi, Taşköprü’nün Hatipler köyünde bir çocuğu dağa kaldırmış ve ancak annesinde
    aldığı 91 lira karşılığında çocuğu serbest bırakmıştır. Bu olayın akabinde Üsteğmen Ragıp Efendi
    kumandasındaki jandarma müfrezesi Kadi-i Değirmen civarında Deli Yani çetesine rastlamış ve yapılan
    çatışma neticesinde Deli Yani sağ olarak ele geçirilmiştir. Deli Yani’nin fidye olarak aldığı 91 lira üzerinden
    çıkmıştır160. Rum çetelerinin bu tür zulümleri günden güne artarak devam etmiştir.
    Rum çeteleri Kandıra’da da yoğun faaliyet göstermişlerdir. Mesela Pişkiş Hacı İsmail köyüne gelen
    Yunan askerleri ve Rum çeteleri, Çavuş adında bir kişinin kulaklarını kesmişlerdir. Polislikten emekli olan
    Cemal Efendi’yi de katletmişlerdir. Ayrıca köyün eşya ve hayvanlarını da alıkoymuşlardır161. Rum çeteleri,
    Kandıra’da Mantarcılar, Kışla, Karasakal, Karakiraz, Çerkezler, Cebecioğlu, Vareman, Dökiren, Hacı
    İsmail, Bişkin ve İnanlar köyleri ile Şeyhler nahiyesinde Müslüman ahaliye zulmedip birçok erkeğin
    gözlerini çıkarmış, burunlarını kesmiş ve ahali önünde katletmişlerdir. Kadınlara toplu olarak tecavüz
    etmişler, daha sonra onları işkenceyle öldürmüşlerdir. Kadınların ziynet eşyalarını da gasp etmişlerdir.
    Resmî kurumlara saldırmışlardır. İzmit’e geri çekilirken binlerce hayvan ve camilerden çaldıkları değerli
    halıları da yanlarında götürmüşlerdir162. İzmit’in Kuvâ-yı Milliye tarafından kurtarılması öncesinde
    Yunanlıların destekledikleri Rum, Ermeni ve Abaza çeteleri, İzmit ve çevresinde mezalim uygulamışlardır.
    Şehrin doğusunda Bahçeşme mahallesinde 74, Ahmetcik mahallesinde 43, Yağhane mahallesinde 65, Hacı
    Cafer mahallesinde 37, Çukurbağ mahallesinde 50, Yenimahalle de 40 Türk bu çeteler tarafından
    öldürülmüşlerdir. Çarşı ve pazarlarda öldürülenler de dâhil edildiğinde 395 kişi bu çeteler tarafından
    hunharca katledilmiştir163.
    Yunanlıların teşvik ve himayesiyle teşekkül eden Rum Çeteleri, Gemlik’te Müslüman ahalinin mallarını
    gasp etmişlerdir. Gaspa maruz kalan ahaliden 20’si Dersaadet’e iltica etmiştir. Dersaadet’e iltica eden
    ahalinin ifadesine göre, bu çetelerin maksatları gasp değil bölgede Müslüman ahaliden eser bırakmamaya
    yöneliktir164. Gemlik, Orhangazi ve Yalova cihetlerinde gerçekleştirilen zulümleri tahkik için bir heyet
    oluşturulmuş ve heyet bölgede çalışmalar yapmıştır. Mesela heyet, Orhangazi’de 1.000 hanelik kasabanın 5
    haneden gayrisinin kâmilen tahrip edildiğini görmüştür. Ayrıca 2 cami, 3 mektep, 12 medrese, 2 hamam, 1
    iplik fabrikası ve 4 zeytin fabrikası da çeteciler tarafından tahrip edilmiştir. Heyetin gitmediği yerlerde ise
    durum daha da vahimdir: 420 nüfuslu Yalova’nın Teşvikiye köyü katliama uğramış, binaları da tahrip edilip
    yıkılmıştır. 550 nüfuslu Çınarcık köyü katliama uğramış ve sadece 20 kişi Rum çetelerinin zulmünden
    kurtulabilmiştir. 400 nüfuslu Kurtköy’de ahali katliama uğramış, evleri de yıkılmıştır. 250 nüfuslu
    Dereköy’de de katliam uygulanmıştır165. Bursa’nın merkez köylerinden Tepecik ve Kelesanlı (İsmetiye)
    Rumlar, 15 Aralık 1920’de Veysel Karani Değirmeni’ni 40–50 kişilik çeteleriyle basmışlar ve değirmendeki
    malzemeyi yağmalamışlardır166.
    24 Aralık 1918’de Uzunköprü’den Keşan’a hareket eden postaya 8 kişilik bir Rum çetesi tarafından ateş
    açılmış ve açılan ateş sonucu posta muhafızlarından biri şehit olmuş diğeri ise ağır yaralanmıştır167. 29
    Ekim 1919 tarihinde, Balkan muharebelerinde Demirköy kazası civarındaki evleri tahrip edilmiş olan
    Boyalıdere köyü ahalisinden Arif Hoca, Emin oğlu Hasan, Yusuf oğlu Hasan ve kardeşi Mehmet, Molla
    Mehmet oğlu Mustafa, evlerini tamir etmek için gittikleri Demirköy’den geri dönerken Vize kazasına bağlı
    Yenice köyü yakınlarında silahlı Rum çeteleri tarafından dağa kaldırılıp katledilmişlerdir168. Bu çete
    hareketlerine tahammül edemeyen Trakya Müslümanlarından birçoğu yurtlarını terk ederek daha güvenli
    bir şehir olduğunu düşündükleri İstanbul’a iltica etmek zorunda kalmışlardır. Nitekim 1 Aralık 1920 tarihi
    itibariyle Trakya’dan İstanbul’a iltica eden muhacirlerin sayısı 40.000’i bulmaktadır169. Fakat Rum
    çetelerinin faaliyetleri aralıksız olarak devam etmektedir. Gelibolu ve Kırkkilise (Kırklareli) havalisindeki
    Rumlar, Türkleri zorla evlerinden çıkarmışlar, yerlerine de Kafkaslardan getirilen Rumları iskân
    ettirmişlerdir170.
    Görüldüğü gibi Mütareke Dönemi boyunca Yunanlılar ve Patrikhane tarafından oluşturulan ve “Megali
    İdeası” uğrunda çalışması beklenen Rum çeteleri üzerlerine düşen görevi azami gayret göstererek yerine
    getirmişlerdir. Bu çalışmalarında Rum çetelerinin silah, mühimmat ve iaşelerinin temini gibi hususlarda
    İngilizler ve Yunanlılar, çetelere büyük katkı sağlamışlardır. Hatta kendi aralarında da iane/yardım
    toplamak suretiyle çeteler oluşturmuşlar ve nihayetinde Türkleri katletmişlerdir.








    YUVACIKLI VAHAN ÇETESİ ( ermeni çetesi )----------

    Vahan çetesi, Bilecik, Bahçecik, Gemlik ve İzmit çevresinde çetecilik faaliyetlerinde bulunmuştur.
    Kendisi aynı zamanda Yuvacık köyünün muhtarlığını da yapmaktadır172. Yuvacıklı Vahan, I. Dünya
    Savaşı’nın karışık ortamından yararlanarak amele taburunda asker olduğu halde geceleri çıkıp Türk
    köylerini basmıştır173. Yuvacıklı Vahan, Mütareke’nin imza edilmesiyle birlikte çete faaliyetlerini daha da
    artırmış, Rum çeteleri ile de işbirliği içerisine girip adeta bölgede terör estirmiştir174. Köyleri basmakla
    kalmamış erkek, kadın ve çocuk pek çok kişinin canına kıymıştır. Hatta kadınların gözlerini çıkarıp iplere
    dizdirmiştir175. Aynı zamanda tanınmış bir komitacı olan Vahan, sık sık İstanbul’a gelip gitmiş ve bu geliş
    gidişler sırasında Kadıköy’deki Yuvacıklı köylüler ve Ermeni memurlar tarafından himaye edilmiştir176. Bu
    çetenin yakalanması için çalışmalar yürütülmüş ve Vahan, efradıyla birlikte 1921 yılında yakalanmıştır.
    Yakalanan Vahan ve adamları, İzmit Divan-ı Harbine sevk edildiklerinde hapishaneden topluca firar
    etmişlerdir. Hapishaneden kaçmayı başaran Yuvacıklı Vahan ve çete mensupları bölgedeki çetecilik
    faaliyetlerini devam ettirmişlerdir. Yuvacıklı Vahan, çetecilik faaliyetleri boyunca Yunanlılardan ciddi
    manada destek görmüş, Yunanlılara kılavuzluk gibi hizmetlerde de bulunmuştur177.

    DONİK (ANTRANİK) ÇETESİ (ermeni çetesi )


    Vahan çetesinin önde gelen isimlerinden olan Donik, İzmit civarında çetecilik yapmış ve oluşturduğu
    çetesiyle pek çok Türk’ün mallarını yağmalayıp canlarına kıymıştır. Çete reisi Donik, Mayıs 1919’da Polis
    müdüriyetince tevkif edilip Divân-ı Harbe sevk edilmiş178, buradaki yargılama neticesinde Divân-ı Harp
    tarafından idam cezasına çarptırılmıştır. Donik hakkındaki idam kararı uygulamaya konulmamıştır. Nitekim
    kaçmış ya da serbest bırakılmış olacak ki 1920 yılında Donik’in faaliyetlerine devam ettiğini görmekteyiz.
    Donik çetesi, Ermeni nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Yuvacık ve Arslanbey Ermenileriyle, İzmit ve

    Derbent arasında Karapete Rum eşkıyalarından oluşmaktaydı. Mevcudu 300 civarında olan Donik çetesi,
    İngilizlerin de resmî izni ve himayesiyle İzmit’ten ayrılınca Yuvacık yakınlarında bir Laz köyüne saldırı
    düzenlemiş, 12–14 yaşlarında pek çok kızı kaçırmış ve kızlara en feci kötülükleri yaptıktan sonra onları
    İzmit’e götürerek Yeni Cuma Camii’ne kapatmıştır. Donik, 25 Temmuz 1920’de Sarıçeşme köyüne baskın
    düzenlemiş ve 15 kadar genç kızı beraberinde götürmüştür179. Ayrıca baskın yaptığı köylerden esir olarak
    aldığı 10 kişiyi, bir ziyafet esnasında içki içirmek suretiyle sarhoş etmiş sonra da kurşuna dizmiştir180. İşgal
    kuvvetlerinden bulduğu yüzle, kendisini, İzmit’in bir nahiyesi olan Derbent’ten İstanbul’a kadar olan
    bölgenin kralı olarak görmüştür181.


    MARMARA BÖLGESİNDEKİ DİĞER ERMENİ ÇETELERİ

    Bölgede Faaliyet Gösteren Diğer Ermeni Çeteleri
    Mütareke döneminde Marmara’da faaliyet gösteren Ermeni çeteleri, Yunan askerleri ve Rum çeteleriyle
    işbirliği içerisinde olmuşlardır. Örneğin Rum ve Ermeni çeteleri, Adapazarı’nın Kuruçeşme köyüne 12
    Ekim 1920’de baskın düzenlemişler, iki kişiye tecavüz etmişler, giderken de Recep oğlu Ramazan’ı esir
    alarak yanlarında götürmüşlerdir. Çeteciler köydeki evlerin tamamını yağmalamışlar, 10 evi ise
    yakmışlardır182. Yine, bazı muhacirler İzmit’ten İstanbul’a sevk edilirken Darıca ve Pendik’e uğrayan
    vapurlara, Rum çeteleriyle beraber Ermeni çeteleri tarafından da saldırı düzenlenmiş ve muhacirlerin para
    ve değerli eşyaları yağmalanmıştır183. Rum ve Ermeni çeteleri bir defasında Adapazarı’ndan gelen Yunan
    askeriyle birlik olup Borçka, Cebecioğlu, Araman köylerine ve Şeyhler nahiyesine saldırmışlardır. Bu
    saldırıda pek çok Müslümanı katletmişler, kadınlara tecavüz etmişler ve Müslüman ahalinin para ve değerli
    eşyalarını da gasp etmişlerdir184. Damlık köyünden Karabet’in kumandasındaki Ermeni çetesi,
    Adapazarı’ndan gelen yerli Rum çeteleriyle de birlik olarak Türk Beylik Kışla köyünü basmış ve köylüden
    450 lira değerinde eşya gasp etmiştir185. Ermeni Hayzakor liderliğindeki bir Ermeni çetesi de Rum Pandeli
    çetesiyle beraber olup İkizce Osmaniye köyünü basmış ve 35 evi yağmalayıp halktan zorla 5.000 lira gasp
    etmiştir186. Aslanbey köyünden 60 kişilik Onnik çetesi, 20/21 Temmuz 1920 tarihlerinde Uzunbey köyünü
    basmış ve köyü yağmalamıştır187. Dikran çetesi reislerinden Erzincanlı Sezak ve yardımcıları, girdikleri
    köylerde pek çok mezalim uygulamışlardır. Bu çete; saldırdığı köylerdeki Türk vatandaşlarını, kulak, burun,
    kol, ayak ve parmaklarını kesmek suretiyle en ağır işkencelere tabi tutarak öldürmüştür188. Ermeni Ardaş
    çetesi tarafından 28 Ekim 1920’de Karakaş köyü basılmıştır. Çete, Ömer oğlu Mehmet, Aşkın oğlu
    Mehmet ve Korucu Ahmet’i Kulaksız Çiftliği suyunda kafalarını kesip derilerini yüzmek suretiyle hunharca
    katletmiştir. Aynı çete 30 Mart 1921’de Rum çeteleriyle birlikte Çatlıcak köyünü basmış ve köyü tamamen
    yağmalamıştır189.
    Yalova’dan gelen Rum ve Ermeni çeteleri, Yunanlılarla da birlik olup Karamürsel’in 45 köyünden 15’ini
    tamamen yakıp yağmalamışlardır. Bu ve benzeri çete hareketlerinin ortaya çıkardığı asayişsizlik yüzünden
    pek çok köylü topraklarını terk edip daha güvenli olarak gördüğü yerlere göç etmiştir. Mesela, Akpınar,
    Ereğli, Saracık, Tavşanlı ve Havuzdere köylüleri çetecilerin zulümlerinden kurtulmak için topraklarını terk
    edip başka yerlere göç etmişlerdir190. Ermeniler Yalova ve civarında da terör estirmişlerdir. Diğer yerlerde
    olduğu gibi burada da Yunan askeri ve Rum çeteleriyle ortak hareket etmişler, kasaba ve köylerde yaşayan
    Türk ahalinin bütün mal ve eşyalarını gasp etmişlerdir. Yalova’da; Soğucak’ta 120, Esediye’de 100,
    Paşaköy’de 95, Kurtköy’de 150, Reşadiye’de 800 ve Gacık’ta ise 150 hane bu çeteler tarafından önce
    yağmalanmış, ardından da yıkılmıştır191.
    Bursa havalisinde faaliyet gösteren bazı Ermeni çeteleri, 18 Temmuz 1921’de Bursa’nın merkez
    köylerinden Zarafte’ye (Konaklı) saldırmışlar, köylünün bütün para ve kıymetli eşyalarını gasp etmişler, köy
    ahalisinden 30 kişiyi de katletmişlerdir. Bu çeteciler Görüklü köyü civarını üs edinmişler ve fırsat buldukça
    çevre köyler üzerine baskınlar yapmışlardır192. Ermeni çeteleri, 17–18 Temmuz 1921’de Bursa’nın Ahi
    köyünü basıp hanelere tecavüz etmişler, evlerde bulunan kadın ve kızları götürmek istediklerinde
    kendilerine karşı çıkan erkekleri darp edip öldürmüşlerdir193. Bu arada Bandırma’da bazı olayların çıktığı
    Patrikhane ve Yunanlılara haber verilince, İstanbul’dan bir Rum gönüllü kafilesinin Bandırma’ya sevk
    edileceği söylenilmiştir. Bu çeteler Türk halkını imha siyasetine memur edileceklerdir. Patrikhane çete
    teşkilatları yönündeki faaliyetlerine devam etmektedir. Ermeni Kan ve Albayrak çeteleri de Türklere karşı
    mücadele etmek maksadıyla Bandırmaya gönderilecektir194.
    Ermenilerin, yukarıda zikredilen zulümleri Marmara Bölgesi’nde tek başlarına gerçekleştirmeleri pek
    mümkün değildir. Zira Marmara’daki nüfusları itibariyle, böyle çeteler kurmak suretiyle faaliyet gösterme
    olanakları da çok yoktur. Çünkü Türk ahali, bölgede, nüfus bakımından çoğunluğu oluşturmaktadır; hâkim
    unsurdur. Ancak İtilaf Devletlerinin Ermenileri koruyup gözetmeleri, silah ve cephane noktasında
    desteklemeleri Ermenileri cesaretlendirmiştir. Ermeniler, İstanbul Hükümetinin Mütareke hükümleriyle
    zor durumda olmasını fırsat bilerek, Osmanlı’nın yıkılmasını sağlamak gayesiyle çete faaliyetlerinde bulunmuşlardır.
    Nihai olarak hedefleri; Doğu Anadolu’yu Ermeni yurdu haline getirmektir.

    kemre-69, MendereS, savas54, tuarec, Y@vuz Bunu beğendi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş