• Soru sorabilmeniz için KAYIT olmalısınız.

Türbeler ve Yatırlar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

APOLLONUS

Süper Moderatör
Süper Moderatör
Katılım
24 Eyl 2013
Mesajlar
2,244
Beğeni
2,105
Puanları
113
Alıntıdır...

Samsunlu mermer ustası, dükkanının reklamını yapmak için tabela asmak yerine, dükkanına bitişik olan inşaat halindeki binayı kullanmak istedi, üç katlı inşaatın çatısına mermer mezar koydu.

Yatır oldu!

Gelen geçen el açıp dua etmeye başladı.

Hiç kimse çıkıp “kardeşim inşaatın çatısında yatır ne arar” demedi…

Başka şehirlerden otobüslerle ziyarete gelenler bile oldu.



İstanbul Kasımpaşa'da bir vatandaş, babasından miras kalan evini satışa çıkardı.

Telefon edenlere adresi veriyor, gidin gezin, evde kiracı var diyordu.

Ancak, görmeye gidenlerden ne ses çıkıyordu, ne seda…

Meğer, kirada oturan arkadaş, banyodaki küvete tabut yerleştirip, üstünü yeşil çuhayla örtmüştü, her gelene “burası türbe” diyordu!

Üstelik, türbe olarak tescillenmesi için belediyeye başvurmuştu iyi mi!

Kültür varlıkları kurulu inceledi, banyonun altında bodrum kat vardı, türbe zaten yoktu da, toprakla teması bile yoktu.

Kimseye anlatamadılar tabii… Piyasa değerinin beşte birine zor satılabildi.



Marmaris'te yıllardır din alimi Çağbaba'nın türbesi olarak bilinen piramit şeklindeki mezar, Karyalı gladyatör Diagoras'ın anıt mezarı çıktı!

Sayın ahalimizin yıllardır gladyatöre hatim indirdiği anlaşıldı.



İstanbul Kartal'da bahçe duvarına işeyenlerden bıkıp usanan bir vatandaş, bahçedeki ağacın dibine sağdan soldan topladığı taşlarla mezar yaptı, başına küp koydu, ağacın dallarına bez bağladı.

İşeyenler bıçak gibi kesildi.

Bir gece tıkırtıyla uyandı, gözlerine inanamadı…

Üç kişi bahçeyi kazıyordu.

Türbede define arıyorlardı!



Ispartalı çoban Muhittin Karakoyun, yol kenarında bir çuvalın içinde gelinlik, elbise, etek filan buldu.

Muziplik olsun diye, götürüp Boğaz mevkiindeki ağaçların dallarına astı. Sonra da her gördüğüne palavradan anlatmaya başladı: Zengin bir adam kızını evlendirmek için adakta bulunmuştu, kızı evlenince de, bu gelinliği, eteği getirip ağaçlara giydirmişti.

Bölgeye akın başladı!

Hem getirip ağaçlara elbise asıyorlar, hem de elbise astıkları ağaçlara dua ediyorlardı.

Baktılar ki, durum kontrolden çıkıyor, her gelene “biz uydurduk, sakın inanmayın” demeye başladılar. Nafile… Uydurduklarına inanıyorlar, uydurmuş olduklarına inanmıyorlardı!

Gelen ciplerin, lüks otomobillerin haddi hesabı yoktu.

E naapsınlar, bari turizmden kazanalım dediler… Şimdi her gelene, sakın ağaçlardaki gelinliklere dokunmayın, biri almaya kalktı, aniden ortadan kayboldu, bir daha gören olmadı diyorlar.



Fethiye Kayaköy'de gerilim filmi Küçük Kıyamet'in çekimleri yapıldı.

Dekor olsun diye mezarlık inşa edildi.

Çekimler bitti, vizyona girdi.

Ankara Film Festivali'nde ödül bile aldı.

Mezarlık hâlâ orada duruyor, türbe haline geldi!

Eski Rum köyü olduğu için kilisesi var, ziyarete gelen yerli turistler hem kiliseyi geziyor, hem çömlek alıyor, hem de gelmişken Osmanlı kabirlerindeki (!) rahmetlilere dua okuyor.



Mersin'de yaşayan bir vatandaşımız, yarın öbür gün çocuklarıma yük olmayayım, cenaze üzüntüsü içinde bir de bununla uğraşmasınlar diye düşünerek, memleketi olan Kahramanmaraş'ın Çiçek Köyü mezarlığından kendisine yer aldı, mermerden kabrini hazırladı.

Ertesi sene köyüne uğradı…

Boş mezar türbe olmuştu!

İçinde cenaze olmayan mezarı, bir senede 35 bin kişi ziyaret etti.

Belediye başkan adayları türbede poz verdi, facebook sayfalarına koydu.



Çocuk üniversite sınavını kazanmak istiyor… Doğru şıkları işaretlesin diye, kalemini götürüp türbenin duvarına sürtüyorlar.

Öğretmen olmak isteyen sandukaya tebeşir sürtüyor, mimar olmak isteyen gönye sürtüyor.

Doktor olmak için yatırın altına steteskop sokuşturan bile var.



Her ramazan ayında onbinlerce insanımızın sirke-ekmekle gittiği Oruç Baba, çakma çıktı.

Bizzat torunları açıkladı…

Gerçek Oruç Baba'nın, habire ziyaret edildiği Şehremini'deki türbesinde değil, Eyüp'teki dergahta yattığı anlaşıldı.

Kime anlatıyorsun… Çakma Oruç Baba'yı ziyaret edenlerin sayısında bir kişi bile azalma olmadı.



Ankara Altındağ belediyesi, toplu konut için etüt yaparken, kendi kayıtlarında bulunmayan bir türbeyle karşılaştı.

Türbenin 1993 tarihli kitabesi vardı, “kayıp evliya hazreti imam Ali Rıza”nın türbesi olduğu yazıyordu.

Vatandaş türbeyi yıktırmamak için direniyordu.

Türbeye yıllardır adaklar adanıyor, dualar ediliyordu.

Kültür Bakanlığı'na başvuruldu.

Hazreti imam Ali Rıza türbesinin, İran'ın Meşhed kentinde olduğu ortaya çıktı.

Altındağ'daki çakma türbeyi yıktılar, haliyle boş çıktı.

Çakma türbeyi, polis kontrolünden kurtulmak için, uyuşturucu tacirlerinin yaptırdığı, alışveriş adresi olarak kullandıkları anlaşıldı.



Daha üç gün önce… İzmir'de türbe zannedilen odayı incelediler, kabir filan yok, sandukalardan 400 yıllık el yazması kitaplar çıktı.

Türbe diye dua edilen kitaplarda, astronomi, felsefe, matematik ve tıp anlatılıyor!



Dönemin diyanet işleri başkanı Profesör Ali Bardakoğlu bangır bangır açıkladı…

“Hacılarımız Türkiye'ye kargoyla zemzem suyu göndermesin, Türkiye'den de sakın zemzem suyu almasın, çünkü, Suudi Arabistan hükümeti, zemzem suyunun Suudi topraklarından çıkarılmasına kesinlikle izin vermiyor, hacılarımızın Türkiye'ye göndermek üzere kargoya verdiği zemzem suları, sınırda dökülüyor, Türkiye'de yeniden dolduruluyor, insanlarımız zemzem suyu diye Şekerpınar suyu içiyor, hacılarımız aldatılıyor” dedi.

Bana mısın diyen olmadı…

Zemzem satışı bir litre bile azalmadı.



Umre ziyareti için kutsal topraklara giden vatandaşlarımız, deve sidiği içerek hastanelik oldu.

Niye içtiniz diye sordular.

Şifa için dediler.



Ramazan vesilesiyle iftar programına katılıp “hocam hayırlı ramazanlar, intihar edip kendimi yakmaya kalkıştım, üstüme tiner döktüm, orucum bozulur mu?” diye soran vatandaş var bu ülkede.



Melikgazi'yi yediler birader…

Haberi Anadolu Ajansı servis etti.

Milliyet gazetesi “Melikgazi'yi çorba yaptılar” manşetini attı.

Hürriyet gazetesi “Melikgazi'yi aganigi ilacı yaptılar” başlığıyla duyurdu.

Çünkü… Sayın ahalimiz, Kayseri'deki türbeye çaktırmadan giriyor, sandukayı açıyor, Melikgazi'nin mumyasından küçük parçalar tırtıklıyor, şifa niyetine çorba yapıyordu.

Çocuğu olmayan kadınların, rahmetli Melikgazi çorbasından içer içmez hamile kaldığı söyleniyordu.

Melikgazi'nin dişlerini söküp, öğütüp, çay gibi kaynatıp, içiyorlardı.

Sayın devletimiz müdahale edene kadar, Melikgazi'nin sol kolunu komple koparıp götürdüler!



İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında, tam Karadeniz'le birleştiği noktada Rumelifeneri var.

O fenerin içinde ne var biliyor musunuz?

Yatır var!

İnanmayan gitsin kendi gözleriyle görsün…

Koskoca dünyada, içinde yatır bulunan tek deniz feneri, bizde.

Çünkü, tee 1856 yılında Fransızlar tarafından inşa edilirken, duvarı çöktü, yaşlı bir teyze “orada yatır vardır, ondan çökmüştür” dedi, sayın ahalimiz “he valla olsa olsa öyledir” diye tasdik etti, fener inşaatını durdurmaya kalktılar, Fransızlar baktı ki olacak gibi değil, türbe benzeri bir şey yaptılar, sonra da etrafını örerek, feneri yaptılar.
 
       

Garanfil

Member
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
88
Beğeni
75
Puanları
18
Melikgazi'yi yediler birader…

Haberi Anadolu Ajansı servis etti.

Milliyet gazetesi “Melikgazi'yi çorba yaptılar” manşetini attı.

Hürriyet gazetesi “Melikgazi'yi aganigi ilacı yaptılar” başlığıyla duyurdu.

Çünkü… Sayın ahalimiz, Kayseri'deki türbeye çaktırmadan giriyor, sandukayı açıyor, Melikgazi'nin mumyasından küçük parçalar tırtıklıyor, şifa niyetine çorba yapıyordu.

Çocuğu olmayan kadınların, rahmetli Melikgazi çorbasından içer içmez hamile kaldığı söyleniyordu.

Melikgazi'nin dişlerini söküp, öğütüp, çay gibi kaynatıp, içiyorlardı.

Sayın devletimiz müdahale edene kadar, Melikgazi'nin sol kolunu komple koparıp götürdüler!



Bu nedir abi yaa adamın çorbasını çayını yapmışlar bu nasıl iş ifla olmaz
 
       

yönetmen

Member
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
6 Tem 2018
Mesajlar
62
Beğeni
43
Puanları
18
Yazının tamamını vermemişsiniz.bu cehalet devam ettikçe daha çok çakma yatırlara dua, eder adak keser bu millet
 
       

BulursamKader25

Yaptigim Yorumlar; Resmi Kazilar İcin Gecerlidir.
Yönetici
Co Admin
Katılım
27 Ocak 2016
Mesajlar
10,600
Beğeni
8,679
Puanları
113
Yaş
52
Bu millete kizmayiniz, sadece uzulelim.
Sebepleri var.
1983 yilinda, Allah cc bana hidayet nasip etti. Muslumanim diyordum amma ne bilgim vardi nede yasantim.
Memlekette kitapcilari dolastim. Arif Pamuk un Namaz Hocasi (Bircok sorunlu mesele oldugunu sonra anladim) Yasini Serif ve Kurandan baska kitap bulamadim. Dedim nerde bulurum İslami anlatan kitaplari..?
Dedi Ankara Haci Bayramdaki kitapcilara gitmen lazim. Dedim Ankara yakin ( 80 Km.) niye size gelmiyor..? Talep eden yok. Talep olanlari getirtiyoruz. Yil 1983 yer: Kirikkale İli.. Ankaraya kitap almaya gittim. Gezdim kitapcilari, bana yol yordam gostermelerini istedim. Kitaplari indirdiler raftan. Soyle inceledim teker teker. Amma kitabdaki dili anlayacak altyapim yok ki. Dallarim kirildi. 10 civarinda kitap aldim birde sozluk. :(
Anneannem anlatmisti: Cocuktum. Namaz surelerini her gece köyun diger kiz cocuklariyla beraber komsunun ahirina gelen âmâ hafizdan kulak duymasiyla ogrenebildik. Korkudan fener bile yanmazdi ahirda.

Bu milletin hurafe ve bidatlarla basbasa kalmasi durdugu yerde olmadi. Durum cok mu degisti?
Bugun ahval nasil..?
Aslinda genel hatlariyla degisen birsey yok. Bu millet hala din fakiri.

Hiristiyanlari kiliseye hapseden guc, muslumanlari da camiye hapsetmek istedi. Cok basarili olamadilar. Sebepleri var, burasi uygun degil aciklamak icin.

Cahil kalmayayim istedim. 30 senede bir kitapligim oldu. Satsam orta halli bir araba eder herhalde. 30 sene sonra şunu anladim; ben dagda tepede yetisen ufacik meyveler veren armut agacindan farkim yoktu. Zira kendi kendime buyudum. Ne boyum gelisti nede meyvem oldu. Halbuki bahcede yetisen ağacin bir bahcivani vardi, budayan, sulayan, asisini yapan, gubresini veren, ilaclayan.

Bize bir bahce lazimdi, henuz bahceyi bulamadik. Bahce olmayinca haliyle bahcivandan da mahrum kaldik.

Neyse, cok uzattim.
Bu milletin cahil kalmasina vesile olanlari Allahu Teala ya havale ediyorum.
Kendim icin ise bu bahaneye siginmiyorum. Arayanin bulacagi zamana geldik artik. Allah merhamet ediyor bize. Buna inaniyorum.
 
       

Mushap

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
26 Eyl 2018
Mesajlar
813
Beğeni
484
Puanları
63
Bu millete kizmayiniz, sadece uzulelim.
Sebepleri var.
1983 yilinda, Allah cc bana hidayet nasip etti. Muslumanim diyordum amma ne bilgim vardi nede yasantim.
Memlekette kitapcilari dolastim. Arif Pamuk un Namaz Hocasi (Bircok sorunlu mesele oldugunu sonra anladim) Yasini Serif ve Kurandan baska kitap bulamadim. Dedim nerde bulurum İslami anlatan kitaplari..?
Dedi Ankara Haci Bayramdaki kitapcilara gitmen lazim. Dedim Ankara yakin ( 80 Km.) niye size gelmiyor..? Talep eden yok. Talep olanlari getirtiyoruz. Yil 1983 yer: Kirikkale İli.. Ankaraya kitap almaya gittim. Gezdim kitapcilari, bana yol yordam gostermelerini istedim. Kitaplari indirdiler raftan. Soyle inceledim teker teker. Amma kitabdaki dili anlayacak altyapim yok ki. Dallarim kirildi. 10 civarinda kitap aldim birde sozluk. :(
Anneannem anlatmisti: Cocuktum. Namaz surelerini her gece köyun diger kiz cocuklariyla beraber komsunun ahirina gelen âmâ hafizdan kulak duymasiyla ogrenebildik. Korkudan fener bile yanmazdi ahirda.

Bu milletin hurafe ve bidatlarla basbasa kalmasi durdugu yerde olmadi. Durum cok mu degisti?
Bugun ahval nasil..?
Aslinda genel hatlariyla degisen birsey yok. Bu millet hala din fakiri.

Hiristiyanlari kiliseye hapseden guc, muslumanlari da camiye hapsetmek istedi. Cok basarili olamadilar. Sebepleri var, burasi uygun degil aciklamak icin.

Cahil kalmayayim istedim. 30 senede bir kitapligim oldu. Satsam orta halli bir araba eder herhalde. 30 sene sonra şunu anladim; ben dagda tepede yetisen ufacik meyveler veren armut agacindan farkim yoktu. Zira kendi kendime buyudum. Ne boyum gelisti nede meyvem oldu. Halbuki bahcede yetisen ağacin bir bahcivani vardi, budayan, sulayan, asisini yapan, gubresini veren, ilaclayan.

Bize bir bahce lazimdi, henuz bahceyi bulamadik. Bahce olmayinca haliyle bahcivandan da mahrum kaldik.

Neyse, cok uzattim.
Bu milletin cahil kalmasina vesile olanlari Allahu Teala ya havale ediyorum.
Kendim icin ise bu bahaneye siginmiyorum. Arayanin bulacagi zamana geldik artik. Allah merhamet ediyor bize. Buna inaniyorum.
Kuran okumanın öğrenmenin öğretmenin yasak olduğu cezasınında yıllarca hapis ve çeşitli eziyetler olduğu hatta ezanın bile yasak olduğu bir dönem den geçmiş bir milletiz .çeşitli şekillerde bu şekilde yasaklar yaşandı müslüman gibi giyinenler cezalandırıldı çokta eski değil hatırlarsınız bacılarımız alnının teri ile en yüksek puanlarla kazandığı üniversitelere alınmadı hepimizin gözü önünde ellerinde joplarla ...neyse .bu yazı çok uzar sonra görevli ustalarım silip düzeltmek zorunda kalır.
 
       

codex

Aktif Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
19 Mar 2018
Mesajlar
160
Beğeni
48
Puanları
28
Melik gazi olayini ilk kez duyuyorum ve bunu duyunca cinlilerin sunu bunu yemesine bile artik kizamiyorum. Bu nasil cahilliktir? Olmus insan bedeninden ne istersiniz be! Yazik!
Turbe olayina gelince oldum olasi mesafeliyim. Yaradan varken araci koymak neden? Allahu Teala demiyor mu ben size sah damarinizdan bile daha yakinim. Ne isterseniz benden dileyin diye.
Bundan 10 yil once tespit icin bir yere gidecektik. Alt taraf ucurum ve oyma yasanti yerleri, kilise vb. Uzeri taslik tarla. Daha once ciftci araziyi surmeye calisirken bicak kiriliyor, yaptiriyor, tekrar surmek isterken yine kiriliyor :) Bunun uzerine tesaduf adamla karsilastik. Cifti diyor ki burda yatir var , tarlayi surmeme izin vermiyor. Ben buraya turbe yapacagim. Dayi dedim yatir varsa mezar nerede? Ikna edemedik adami, bir yandanda cekiniyoruz arada ispit olur diye. 1 ay sonra alana tekrar gittik adam dikmis turbeyi. Xx dede turbesi diye de ismi yapistirmis :)) Su an oraya vatandas dilek dilemeye, sifa bulmaya gidiyor. Olmayan meftaya dua okuyor.
 
       

deepness

Yeni Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
28 Kas 2019
Mesajlar
17
Beğeni
30
Puanları
13
Bardakçı baba türbesi istanbul Bu türbenin yakınında bulunan ve o dönem adı Diş Hekimliği Yüksekokulu olan Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun bir diş hekiminin iddiaları, Bardakçı Baba’dan medet umanların hayallerini yıkacak nitelikte.
Çünkü bugün Beşiktaş’ta muayenehanesi bulunan diş hekimi H.D., 34 yıl önce öğrenciyken, koruluk alanda ders çalıştıkları yere şaka için ‘Bardakçı Baba’ yazısı asıp küçük bir mezar yeri yaptıklarını, zamanla çevre sakinlerinin buranın etrafını çevirerek türbe yaptığını iddia ediyor ve ‘Mezarın içi boş’ diye konuşuyor.
Türbeye inananların tepkisinden çekindiği için açık kimliğinin yayımlanmasını istemeyen H.D., olayı tüm ayrıntılarıyla Milliyet’e anlattı.
bu türbenin yakınında bulunan ve o dönem adı Diş Hekimliği Yüksekokulu olan Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun bir diş hekiminin iddiaları, Bardakçı Baba’dan medet umanların hayallerini yıkacak nitelikte.
Çünkü bugün Beşiktaş’ta muayenehanesi bulunan diş hekimi H.D., 34 yıl önce öğrenciyken, koruluk alanda ders çalıştıkları yere şaka için ‘Bardakçı Baba’ yazısı asıp küçük bir mezar yeri yaptıklarını, zamanla çevre sakinlerinin buranın etrafını çevirerek türbe yaptığını iddia ediyor ve ‘Mezarın içi boş’ diye konuşuyor.
Türbeye inananların tepkisinden çekindiği için açık kimliğinin yayımlanmasını istemeyen H.D., olayı tüm ayrıntılarıyla anlattı.
 
       
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt