• Soru sorabilmeniz için KAYIT olmalısınız.

Hâdis Köşesi

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83
“Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganîmet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalanmadan önce sıhhatini, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve ölümünden önce hayâtını!” (Hâkim, Müstedrek, IV, 341; Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25)
 
 

Kafkaslı

Süper Moderatör
Süper Moderatör
Katılım
3 Nis 2016
Mesajlar
2,714
Beğeni
599
Puanları
113
Allah senden razı olsun .@Gönül_Eri kurbanım
 
 

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83
İnsanlar şu 5 şeyin hesabını vermeden yerlerinden kıpırdatılmazlar;
1- Ömrünü nerede tükettiğinden,
2- Gençliğini nerede geçirdiğinden,
3- Malını nereden kazandığından,
4- Malını nerede harcadığından,
5- Bildiğiyle amel edip etmediğinden.’’
(Tirmizi, Kıyamet:1)
 
 

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83
Güneş batıdan doğmadan önce kim tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder.” (Müslim, Zikir, 43)
 
 

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Güneş, battığı yerden doğmadıkça Kıyamet kopmaz. Batı'dan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamış veya imannın sevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz."
Buhari, Rikak 39, İstiska 27, Zekat 9; Müslim, İman 248, (157); Ebu Davud, Melahim 12, (4312) ¶ Elçiye zevâl olmaz. Cümleten hayırlı forumlar.. 🌹
 
 

murattırosso

Moderatör
Moderatör
Katılım
8 Mar 2013
Mesajlar
1,131
Beğeni
276
Puanları
83
Gönül_Ebildik st: 661354' Alıntı:
Herkesi gördük bildik, sadece şu bilim insanlarını bi göremedik. Her sabah kalkıp bi uydurma haber yapıp servis ediyorlar. Dikkat edin özellikle bilinmesi imkansız olan konular üzerine, niye bilinemez de ondan. Örnek : rüya, uzay vs.
 
 

erydgn

Aktif Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
30 Ocak 2020
Mesajlar
108
Beğeni
152
Puanları
43
Kıymetli forumdaşlar değerli Ustalarım kaç gündür gönlüme foruma şöyle Kurandan sonra sözlerin en güzeli ile alâkalı bir konu açmak düştüydü, bu gece inşaallah bu niyetimizi forumun Dini kategoriler kısmında 1 hadisi şerif ile başlatmış olalım :) nede olsa herşey para değil diymi hayatta defineden daha kıymetli değerlerde var. Nitekim bunlardan biri manevi hayatımız malumunuz üzere Dünya Ahiretin Tarlasıdır buyuruyor Efendimiz. Kim bu dünyada ne ekerse yarın ahirette onu biçecek, bizler saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde birbirimize iyiyi, güzeli, doğruyu tavsiye etmekle mükellefiz. Peygamberimiz (sav) Sünnete uyanları, "Kim*ümmetimin bozulduğu bir zamanda Sünnetime sarılırsa ona yüz şehid sevabı verilir" buyurarak*müjdelemiştir. Belki unutulmuş bir sünnet-i seniyyenin 1 kardeşimiz tarafından hatırlanması ve uygulanmasına vesile oluruz maksadı ile konuyu açıyorum inşaallah. Maksadımız asla ve asla sizlere vaazü nasihat etmek değildir :) çünkü biliyoruzki burada inciden mercandan kıymetli ve gayet donanımlı bilgili kardeşlerimiz mevcut.
ALLAH razı olsun bir çok insanın hayır işlemesine vesile oldun.
 
 

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83
“Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16, Suyûtî, el Câmiu’s
Sağir, 1, 24)
Hadis-i şerifin Hazreti Osman’la bağlantılı bir bölümü de var. Şöyle ki:

Hz. Osman, yanına gelen birine, “Gözünde zina eseri var. Bir kadına bakmışsın.” dedi. O kimse “Nereden bildin?” diye kardşılık verdi. Hz. Osman da, “Müminin ferasetinden korkun, o Allah`ın nuru ile bakar.” hadis-i şerifini bildirdi.

İslam toplum geleneğimize baktığımızda hadisimizi genellikle bu çerçevede anladığımızı ve düşüncelerimizi “Sakınınız” ifadesi üzerine yoğunlaştırdığımızı görmekteyiz.

Mesela şöyle de deniliyor:

“Bir Allah dostunun yanında olduğunuzda kalbinize dikkat etmeniz gerekir. Çünkü o Allah dostu kalbinizden geçenleri bilir ve yanlış bir şey geçmişse mahcup olursunuz.”

Bütün bunların bir gerçeklik payı bulunduğu muhakkak. Allah dilerse şu veya bu kulunu, birisinin kalbinden geçenlere vakıf hale getirebilir.

Ama bu hadis sadece böyle mi anlaşılmalıdır, sorusunu sorduğumuzda aklımıza başka sorular da gelecektir.

Mesela, üzerinde yeniden düşünmemiz gereken sorular şunlardır:

-Acaba Rasulullah Efendimizin “Mü’minin feraseti” dediği şey gerçekte nedir?

-Mü’min ferasetinin böyle, kalpleri bilmekten başka bir boyutu yok mudur?

-Mü’min ferasetini sadece kalbleri bilmekle sınırlandırmak, mü’mine, mü’minler topluluğuna nasıl bir farklılık temin eder?

-“Allah’ın nuru ile bakmak” nasıl bir bakışa sahip olmaktır?

-Mü’minin feraseti dediğimiz şey, bir Müslüman toplumda sadece özel insanlara münhasır bir hususiyet midir?

-Mü’minlerin bugünkü hayatına ve İslam toplumlarının yaşadığı mazlumiyete baktığımızda “Mü’min feraseti” ve “Allah’ın nuru ile bakmak” konusunda bir problem yaşadığımızdan söz edilebilir mi? İslam toplumları olarak bizde eksiklik nerededir?

Bunlar, Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz’in mü’min feraseti ile önümüze koyduğu ufku doğru görebilmek içindir.
 
 

Gönül_Eri

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Kas 2018
Mesajlar
1,683
Beğeni
414
Puanları
83
“Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz.” (Buhari, ‘Edeb’, 83, Müslim, ‘Zühd’, 63 )
“Ey iman edenler! Şayet Allah’dan ittika ederseniz, o size furkân (hem zahir, hem batında hak olanı olmayandan, iyiyi kötüden, temizi habisten ayırt edici bir marifet ve nur) verir.” (Enfâl, 29)

“Bu (Kur’an), mümin bir toplum için Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır), hidayet rehberidir, rahmettir.” (A’raf, 203)

Bir delikten iki defa ısırılmamak tehlikeler, komplolar karşısında bir zihni diriliği gerektiriyor.

Furkana, yani her şeyin eğirisini doğrusundan ayıracak bir farkedebilme gücüne sahip olabilmekle takva arasında doğrudan alaka kuruluyor.

Ve Kur’an mü’minler için bir basiretler aydınlığı temin ediyor.

Bu ayetlerden yola çıkarak ferasete, kelime anlamı itibariyle baktığımızda basiretle yakın anlam içinde görebiliriz ve derin görüş, görünenin ötesine uzanış, fehmediş, herkesin bir çırpıda farkedemediğini farkediş, gibi anlamlar ihtiva ettiğini düşünebiliriz. Zaten “Allah’ın nuru ile bakış” ile birleştiği için, gözden öte bir görüşü, Allah’ın aydınlattığı bir nüfuzla bakışı ifade ettiği açıktır.

Bir şey daha açıktır ki, mü’min feraseti, hayatın bütün alanlarında bir nüfuz-u nazarı, bir derin bakışı anlatmaktadır. Ve böyle bir yaklaşım, İslam dünyasının bugünkü durumu ile “Mü’min feraseti” arasındaki münasebeti sorgulama noktasında önümüze çok çetin bir zemin koymaktadır.
 
 

Metalicvoice

Operatör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
29 Ocak 2019
Mesajlar
1,188
Beğeni
560
Puanları
113
Kalp gözüne inerse perde,
Bulunmaz derde çare...

Ferset nurunu söndüren perdeler bir değil bin olmuş.
Ahir zaman - ahir zaman.
Gönüller kör, diller lal, kulaklar sağır olmuş.
Ne olmuşsa bize
bak usta hep ağır ağır olmuş...
Birlik dağılmış düzen bozulmuş...
 
 
Üst Alt