- Katılım
- 3 Nis 2016
- Mesajlar
- 2,929
- Tepkime puanı
- 3,767
- Puanları
- 23
Televizyondaki ahlâksızlığın her türlüsüne, elimizde çekirdekle çoluk çocuğumuzla bakıp göz yumar hâle geldik. Sokakta ahlâksızlık diz boyu olmuş.
Kimseye duyurmadan sessizce; "Rezalete bak!" deyip geçer hâle geldik. “Allahtan başka kimseden korkmayız.” deriz dilimizle, ama esasında bir tek Allahtan korkmayız, geri kalan her şeyden korkar hâle geldik.
Önce ecdadımızı kopardılar bizden, yakın tarihimizi katlettiler.
Ecdadını tanımayan bir nesil olduk yetti mi? Elbette hayır, yetmedi; çünkü sustuk ve bekledik.
Sonra yavaş yavaş ahlâkımızı bozdular, îmanımızı çaldılar, bunlara da göz yumduk. Sonrasında elimize bir televizyon verdiler; önce akrabalarımızdan koptuk, sonrasında aynı evi paylaştığımız kendi ailemizden. Yetti mi?
Elbette hayır, yine yetmedi. Sonrasında genç odası, çocuk odası çıkardılar ve aynı evin içinde bile birbirini göremeyen bireyler hâline geldik.
Seçkin eşyalarımız, arabalarımız, korunaklı evlerimiz oldu; içlerinde boş, karanlık odalar açıldı. Kimden neyi koruyacağımızı, niye çalıştığımızı unuttuk.
Kalın duvarlar çekince, çelik kapılar takınca, koca koca kilitler, on haneli şifreler girince çocukları koruyacağımızı sandık; ama asıl gerekli olan ahlâk ve maneviyatını yitirmekten koruyamadık.
Eline harçlık verip, hiçbir şey eksik etmezsek adam olacağını sandık.
Her şeyi olan, ama huzuru olmayan, sevgisi olmayan insancıklar olduk.
Bizler ahlâkımızı, îmanımızı, kültürümüzü kampanyalarla sattık.
Her kampanyada bir bilgisayar aldık ve çocuğumuzu kendi dünyasına bırakıverdik, her kampanyada bir cep telefonu aldık ve çocuğumuzu kendimiz dışladık.
Artık anneler evde içi boş evlilik programlarında, çocuklar bilgisayar oyunlarında, babalarsa futbol maçlarıyla meşgul ve kendini avutmakta.
Etrafımız; “Kalbi temiz”, saygısız, hoşgörüsüz, kibirli çeşit çeşit Müslümanlarla doldu.
Binbir parçaya bölünmüş, hiçbir ortak noktada dahi buluşamayan, çevresini duvarıyla örmüş, gözünü ve kulağını da kapamış gelenekçi Müslümanlarla doldu.
Etrafımız ne alim tanıyan, ne hoca tanıyan ve okuduğu 2-3 ayet-i kerîme ve 2-3 hadîs-i şerîf ile allame-i cihan olmuş Müslümanlarla doldu. Örnekleri çoğaltmak mümkün elbette, lâkin asıl konu şu: “Bize ne oldu?”
YASAL UYARI VE BİLGİLENDİRME
Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı kapsamında define arama faaliyetleri; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Define Arama Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine tabidir.
Define araması yapılabilmesi için ilgili mevzuatta öngörülen şartların yerine getirilmesi ve yetkili makamlardan gerekli izin ve ruhsatların alınması zorunludur. İzinsiz define araştırması ile kültür varlığı bulmak amacıyla gerçekleştirilen izinsiz kazı veya sondaj faaliyetleri kanunen suç teşkil edebilir ve cezai yaptırımlara tabidir.
Sit alanları, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu alanlar, mezarlıklar ve mevzuatla koruma altına alınmış diğer bölgelerde gerçekleştirilecek faaliyetlerde ilgili kanun, yönetmelik ve yetkili kamu kurumlarının kararlarına kesinlikle uyulmalıdır.
Bu internet sitesi; izinsiz define aramayı, kaçak kazıyı, tarihi veya kültürel varlıklara zarar verilmesini, kültür varlıklarının izinsiz olarak aranmasını, çıkarılmasını, taşınmasını veya ticaretini teşvik etmez, özendirmez ve bu tür faaliyetlere yönlendirme amacı taşımaz.
Site içerisinde kullanıcılar, üyeler veya üçüncü kişiler tarafından paylaşılan yorum, görüş, fotoğraf, video, arazi yorumu, işaret değerlendirmesi, yöntem, tavsiye ve benzeri içerikler paylaşımı yapan kişinin kendi görüş ve sorumluluğundadır. Bu tür içerikler site yönetiminin görüşü, önerisi, onayı veya herhangi bir faaliyete yönelik teşviki olarak değerlendirilemez.
Kullanıcılar, gerçekleştirecekleri her türlü araştırma ve arazi faaliyetinden önce yürürlükteki mevzuatı kontrol etmek, gerekli izinleri almak ve ilgili kamu kurumlarının talimatlarına uygun hareket etmekle yükümlüdür.